Ankara’da fraksiyonel lazer, cilt yenileme ve dermal onarım amacıyla kontrollü mikrotermal hasar oluşturan, kollajen üretimini artıran ileri düzey bir dermatolojik uygulamadır. Akne izi, ince kırışıklık, leke ve cilt tonu düzensizliklerinin tedavisinde klinik olarak etkili sonuçlar sağlar.

Ankara’da fraksiyonel lazer tedavisi, fraksiyonel CO2 ve erbiyum lazer sistemleri kullanılarak epidermis ve dermis tabakasında hedefli etki oluşturur. İşlem, cilt yüzeyinde minimal hasar bırakırken iyileşme sürecini hızlandırır ve daha kısa sosyal iyileşme süresi sunar.

Ankara fraksiyonel lazer uygulama alanları arasında akne skarları, cerrahi izler, güneş hasarı, genişlemiş gözenekler ve cilt elastikiyet kaybı yer alır. Seans sayısı, hastanın cilt yapısına ve lezyon derinliğine göre planlanır ve kişiye özel protokol oluşturulur.

Ankara’da fraksiyonel lazer sonrası bakım süreci, epidermal bariyerin korunması ve enfeksiyon riskinin azaltılması açısından önemlidir. Güneşten korunma, nemlendirici kullanımı ve dermatolog önerilerine uyum, tedavi başarısını ve kalıcı sonuçları doğrudan etkiler.

ankara dermatoloji doktoru seval karasatı
Uzm. Dr. Seval Karasatı

Dr. Seval Karasatı, Ankara’da cilt sağlığı, saç ve tırnak hastalıkları, estetik dermatoloji ve lazer uygulamaları alanlarında uzman bir dermatoloji (cildiye) doktorudur. Bilimsel temellere dayalı yaklaşımı ve estetik bakış açısıyla her hastasına kişiye özel tedavi planları sunar.

Dermatoloji alanında Dr. Seval Karasatı; akne, rozasea, egzama, alerjik cilt hastalıkları ve saç dökülmesi gibi yaygın cilt sorunlarının yanı sıra, ben takibi ve cilt kanserlerinin erken teşhisi konularında da uzmanlaşmıştır. Modern cihazlar ve güncel tedavi yöntemleriyle hastalarına etkili çözümler sunar.

Ankara’da dermatoloji uzmanı olarak hizmet veren Dr. Seval Karasatı, aynı zamanda estetik dermatoloji uygulamalarında da deneyim sahibidir. Dolgu, PRP, mezoterapi, altın iğne ve lazer işlemleriyle cilt yenilenmesi ve gençleşmesini hedefleyen bütünsel tedaviler uygular.

Dr. Seval Karasatı, her hastası için kapsamlı bir değerlendirme yaparak tedavi sürecini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirir. Amacı, sadece hastalıkların tedavisi değil; aynı zamanda sağlıklı, canlı ve estetik açıdan dengeli bir cilt görünümü kazandırmaktır.

Randevu Oluşturun Randevu Oluşturun

Fraksiyonel Lazer Teknolojisi Cildimizde Nasıl Bir Değişim Başlatır?

Dermatoloji kliniğimizde hastalarımızla yaptığımız görüşmelerde en sık karşılaştığımız merak konusu, bir cihazın nasıl olup da hem derin sivilce izlerini yok ettiği, hem ince kırışıklıkları açtığı, hem de cildi sıkılaştırdığıdır. Bu çok yönlü etkinin sırrı, fraksiyonel lazer teknolojisinin çalışma prensibinde, yani “fraksiyonel fototermoliz” mekanizmasında saklıdır. Bu karmaşık terimi anlamak için cildinizi dijital bir fotoğraf veya bir mozaik gibi düşünebilirsiniz. Eskiden kullandığımız klasik lazer teknolojilerinde, cildin tamamına atış yapılırdı; yani fotoğrafın tamamı silinip yeniden yapılırdı. Bu yöntem elbette çok etkiliydi ancak iyileşme süreci hastalarımız için oldukça zorlu, ağrılı ve uzundu. Fraksiyonel teknolojide ise durum tamamen farklıdır. Lazer ışını tek bir blok halinde değil binlerce mikroskobik parçaya bölünmüş incecik ışık sütunları halinde cilde gönderilir.

Bu mikro ışınlar, cildin derinliklerine kadar ulaşan, gözle görülemeyecek kadar ince tüneller açar. Biz hekimler bu alanlara “Mikrotermal Tedavi Zonları” adını veririz. İşin en büyüleyici ve teknolojiyi bu kadar güvenli kılan kısmı şudur: Bu mikro hasar sütunlarının etrafındaki doku tamamen sağlam kalır. Cildiniz, bu kontrollü ve mikro boyuttaki hasarı algıladığı anda, vücudun doğal yara iyileştirme mekanizmasını “acil durum” koduyla devreye sokar. Sağlam kalan dokular, hasarlı bölgelerin onarılması için hızla yeni hücreler üretmeye başlar ve bir nevi yardım köprüsü kurar. Tıpkı bir bahçıvanın toprağı havalandırıp yeni tohumlar ekmesi gibi, biz de lazerle cildin tembelliğini atıp, üretim yapmasını tetikleriz.

Bu süreçte sadece yüzeyel bir iyileşme olmaz; asıl sihir cildin derinlerinde gerçekleşir. Lazerin yarattığı termal etki yani ısı, cildin elastikiyetini sağlayan ancak zamanla gevşemiş, kopmuş veya kalitesini yitirmiş olan kolajen liflerini parçalar. Vücut, bu parçalanan liflerin yerine çok daha sıkı, düzenli ve taze kolajen ile elastin lifleri üretir. Bu dermal yeniden yapılanma süreci, cildin sadece üzerindeki lekeleri silmekle kalmaz, aynı zamanda cildin iskeletini de güçlendirir.

Tedavi sürecinde cildin verdiği biyolojik tepkiler şunlardır:

  • Yoğun kolajen üretimi
  • Elastin liflerinin sentezi
  • Hızlı hücre yenilenmesi
  • Kan dolaşımının artışı
  • Ölü derinin atılması
  • Büyüme faktörlerinin salınımı

Neden Tek Bir Lazer Türü Yok ve Hangi Cihazın Sizin İçin Uygun Olduğuna Nasıl Karar Veriyoruz?

Dermatolojide “her hasta için tek bir doğru” yaklaşımı yanlıştır, bunun yerine “hasta bazlı doğru tedavi” vardır. Cilt yapınız, sorununuzun derinliği ve en önemlisi iyileşme süreci için ayırabileceğiniz vakit, hangi lazer tipini seçeceğimizi belirleyen ana faktörlerdir. Fraksiyonel lazerleri temel olarak iki ana grupta inceliyoruz: Ablatif yani soyucu lazerler ve Non-Ablatif yani soyucu olmayan lazerler.

Ablatif fraksiyonel lazerler, bu işin ağır sanayisi gibidir. Özellikle Fraksiyonel Karbondioksit (CO2) ve Er:YAG lazerler bu gruba girer. Bu cihazlar, cildin üst tabakası olan epidermiste kontrollü bir soyulma (ablasyon) yaparken, aynı anda derin tabakalara güçlü bir ısı gönderirler. Eğer derin sivilce izleriniz, belirgin yara izleriniz, derin kırışıklıklarınız veya ciddi cilt sarkmalarınız varsa, genellikle tercihimiz bu yönde olur. CO2 lazer, yıllardır dermatolojide en güçlü silahlarımızdan biridir. Bir veya iki seansta bile dramatik sonuçlar alabiliriz. Ancak bu gücün bir bedeli vardır: İyileşme süresi. Bu işlemden sonra cildinizde kızarıklık, pullanma ve kabuklanma içeren, yaklaşık bir hafta süren bir iyileşme dönemi yaşarsınız.

Diğer tarafta ise Non-Ablatif lazerler, örneğin Er-Glass sistemleri bulunur. Bu sistemler daha “nazik” davranırlar. Cildin en üst yüzeyini soymadan, lazer ışınlarını doğrudan alt tabakalara ileterek orada ısı hasarı yaratırlar. Üst deri sağlam kaldığı için, dışarıdan bakıldığında korkutucu bir yara görüntüsü oluşmaz. Bu sistemler, hafif kırışıklıklar, gözenek sıkılaştırma ve genel cilt canlandırma için idealdir. “Öğle arası prosedürü” dediğimiz uygulamalara daha yakındır. Eğer “Benim evde yatacak vaktim yok, hemen işime dönmeliyim” diyorsanız ve cilt problemleriniz çok derin değilse, bu grup lazerler sizin için biçilmiş kaftandır.

Lazer tiplerinin hedeflediği problemler şunlardır:

  • Derin akne skarları
  • Ameliyat izleri
  • İnce çizgiler
  • Cilt gevşekliği
  • Geniş gözenekler
  • Güneş lekeleri
  • Cilt tonu eşitsizliği

Radyofrekans Teknolojisi Lazer Sistemlerinden Nasıl Ayrışıyor ve Hangi Durumlarda Tercih Ediyoruz?

Teknoloji geliştikçe, elimizdeki araçlar da çeşitlendi. Sadece ışık enerjisini yani lazeri değil elektrik enerjisini yani radyofrekansı da fraksiyonel mantıkla kullanabiliyoruz. Fraksiyonel radyofrekans sistemleri, halk arasında “altın iğne” olarak da bilinen teknolojilerle benzer prensiplere sahiptir ancak burada enerji kaynağı farklıdır.

Bu sistemlerde cildin altına mikro iğneler veya özel başlıklar aracılığıyla radyofrekans enerjisi gönderilir. Hedef yine aynıdır: Cilt altında, özellikle belirli bir derinlikte, sıcaklığı kritik seviyeye çıkarmak. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki 55 ile 60 derece arasındaki sıcaklık, kolajen üretimi için “sihirli” aralıktır. Bu sıcaklıkta eski ve yıpranmış kolajen yıkılır, yerine taptaze bir üretim başlar.

Peki, neden lazer yerine radyofrekans tercih edelim? Burada en kritik faktörlerden biri hastanın cilt rengidir. Lazer ışığı, koyu renkli ciltlerde melanin pigmenti tarafından aşırı emilebilir ve bu da istenmeyen yanıklara veya lekelere yol açabilir. Ancak radyofrekans enerjisi pigmentten yani renkten bağımsız çalışır. Bu nedenle koyu tenli hastalarımızda veya leke riski yüksek olan hassas ciltlerde, derin dermal yenilenmeyi sağlamak için lazer yerine veya lazerle dönüşümlü olarak fraksiyonel radyofrekans sistemlerini güvenle kullanabiliyoruz. Bu bize, her cilt tipine uygun bir tedavi planı oluşturma esnekliği sağlıyor.

Bu yöntemin avantajlı olduğu durumlar şunlardır:

  • Koyu tenli hastalar
  • Yaz ayları
  • Boyun bölgesi
  • Aktif akneye yatkın ciltler
  • Leke riski yüksek kişiler
Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Sivilce İzleri ve Skar Tedavisinde Lazer Uygulamaları Gerçekten Kesin Sonuç Veriyor mu?

Ergenlik döneminden kalan sivilce izleri yani akne skarları, hastalarımızın psikolojisini en çok etkileyen, özgüvenlerini zedeleyen ve kliniğimize en sık başvuru nedenlerinden biridir. Açık ve dürüst konuşmak gerekirse, derinleşmiş, çukurlaşmış sivilce izlerini sadece kremlerle, serumlarla veya ev tipi cihazlarla geçirmek biyolojik olarak mümkün değildir. Çünkü o bölgelerde doku kaybı vardır veya doku yanlış iyileşerek cildi aşağı doğru çekmiştir. İşte tam bu noktada fraksiyonel lazerler devreye girer.

Özellikle Fraksiyonel CO2 ve Er:YAG lazerler, akne skarı tedavisinde tüm dünyada “altın standart” olmaya devam etmektedir. Yaptığımız klinik çalışmalarda ve günlük pratiğimizde, bu tedavilerin sivilce izlerinde %50’nin üzerinde, hatta bazı uygun vakalarda çok daha yüksek seviyede iyileşme sağladığını görüyoruz. Lazer, o çukurlaşmış alanların kenarlarını tıraşlayarak yumuşatır ve en önemlisi, çukurun tabanındaki kolajeni uyararak cildin “yukarı kalkmasını” sağlar.

Sadece sivilce izleri de değil; ameliyat izleri, yanık izleri, jilet izleri veya kaza sonucu oluşan yara izlerinde de benzer bir mekanizma işler. Skar dokusu, normal ciltten farklı, sert ve düzensiz bir kolajen yumağıdır. Lazer bu düzensiz yumağı parçalar ve cildin daha düzenli, normal dokuya benzer bir yapı örmesini sağlar. Ancak hastalarımıza her zaman gerçekçi olmalarını söyleriz: İzler tamamen, silgiyle silinmiş gibi yok olmayabilir. Ancak belirginlikleri o kadar azalır ki makyajla kolayca kapatılabilir hale gelir veya sosyal mesafeden fark edilmeyecek düzeye iner.

Tedavi edilen iz tipleri şunlardır:

  • Icepick skarlar
  • Boxcar skarlar
  • Rolling skarlar
  • Keloidler
  • Hipertrofik skarlar
  • Stria çatlaklar
  • Yanık izleri
  • Cerrahi kesi izleri

Cilt Gençleştirme ve Sıkılaştırmada Beklentimiz Ne Olmalıdır?

Yaşlanma süreci, sadece cildin kırışması değildir; aynı zamanda yer çekimine yenik düşmesi, gözeneklerin genişlemesi ve cildin o “canlı” parlaklığını kaybetmesidir. Fraksiyonel lazeri sadece kırışıklık açan bir “ütü” gibi düşünmemek gerekir. Evet, ince kırışıklıkları açar, ancak asıl etkisi cildin genel kalitesini artırmasıdır.

Lazer ısısı, cildin elastikiyetinden sorumlu olan elastin liflerini kısaltıp sıkılaştırır. Bu tüm yüzde cerrahi bir germe kadar olmasa da belirgin bir “lifting” ve toparlanma etkisi yaratır. Hastalarımız genellikle işlemden birkaç ay sonra çevrelerinden “Yüzün ne kadar dinlenmiş görünüyor” veya “Cildine ne yaptırdın?” gibi sorular duyduklarını söylerler. Genişlemiş gözenekler de cildin elastikiyet kaybı ve yağ dengesinin bozulmasıyla ilgilidir. Lazerin yarattığı yenilenme, gözeneklerin etrafındaki dokuyu sıkılaştırarak onların çok daha küçük ve belirsiz görünmesini sağlar.

Anti-aging yani yaşlanma karşıtı amaçlı uygulamalarda genellikle hastanın yaşına ve cildin durumuna göre özel protokoller belirleriz. Genç hastalarda koruyucu ve canlandırıcı non-ablatif yöntemler seçilebilirken; ileri yaş grubunda ve belirgin elastikiyet kaybı olan bir hastada daha agresif, ablatif lazerler tercih edilebilir. Unutulmamalıdır ki bu işlemler sadece mevcut hasarı onarmakla kalmaz, cildin yaşlanma hızını da yavaşlatır.

Lazerin yaşlanma belirtilerine etkileri şunlardır:

  • Kırışıklıkların azalması
  • Cilt sıkılaşması
  • Gözeneklerin küçülmesi
  • Cilt tonunun eşitlenmesi
  • Daha canlı bir görünüm
  • Cilt kalitesinin artması

Leke Tedavisi ve Özellikle Melazma Konusunda Lazer Nasıl Bir Yere Sahip?

Leke tedavisi, dermatolojinin en zorlu ve sabır gerektiren alanlarından biridir. Özellikle “Melazma” dediğimiz, genellikle hormonal değişimler, hamilelik ve güneşle tetiklenen, yüzde harita gibi yaygın lekeler, tedavisi en hassas durumlardır. Fraksiyonel lazerler leke tedavisinde çok güçlü bir silahtır ancak çok dikkatli ve bilinçli kullanılmalıdır.

Güneş lekeleri ve yaşlılık lekelerinde işimiz nispeten daha kolaydır. Lazer ışını pigment yüklü hücreleri hedef alarak parçalar ve bu parçalanan pigmentler vücut tarafından atılırken cilt tonu eşitlenir. Ayrıca cildin yenilenmesi yani turnover hızının artması, lekeli üst derinin atılıp yerine lekesiz, taze derinin gelmesini sağlar.

Ancak melazma gibi hassas durumlarda, kontrolsüz yüksek ısı bazen lekeyi tetikleyebilir. Bu yüzden melazma hastalarında genellikle daha düşük enerjili, “baby face” protokolleri veya lazerin yanı sıra renk açıcı mezoterapilerle kombine edilmiş tedaviler uygularız. Burada amaç lekeyi agresif bir şekilde kazımak değil cildi baskılamadan, yavaş yavaş onararak rengini açmaktır.

Lazerle tedavi edilen leke türleri şunlardır:

  • Güneş lekeleri
  • Yaşlılık lekeleri
  • Melazma
  • Postinflamatuar hiperpigmentasyon
  • Çiller
  • Komedon izleri
Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Tedavi Sırasında Ağrı Hissedecek miyim ve İşlem Ne Kadar Sürüyor?

Koltukta otururken hastalarımızın en büyük çekincelerinden ve korkularından biri doğal olarak “Acıyacak mı?” sorusudur. Fraksiyonel lazer işlemleri tamamen hissizdir diyemeyiz, ancak kesinlikle dayanılmayacak, korkutucu bir ağrı değildir. İşlemden yaklaşık yarım saat veya kırk beş dakika önce uygulama bölgesine güçlü lokal anestezik kremler sürüyoruz. Bu kremler cildi uyuşturarak hissi çok büyük ölçüde azaltır.

Uygulama sırasında hastalarımız genellikle cildinde sıcaklık artışı ve anlık, lastik çarpmasına benzer hafif batmalar hissederler. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni nesil cihazların çoğunda, işlem sırasında cilde soğuk hava üfleyen özel soğutucu başlıklar entegre edilmiştir. Bu soğutma, hem cildi korur hem de acı hissini neredeyse yok eder. İşlemin kendisi, yapılacak bölgenin genişliğine göre 20 dakika ile 45 dakika arasında sürer. İşlem bittikten sonra ise, sanki yazın plajda güneşin altında biraz fazla kalmışsınız gibi bir yanma hissi olur. Bu his kalıcı değildir; genellikle bir iki saat içinde, yaptığımız soğuk kompres uygulamalarıyla yatışır.

İşlem konforunu artıran unsurlar şunlardır:

  • Anestezik kremler
  • Soğuk hava üfleme cihazları
  • Soğuk kompresler
  • İşlem sonrası yatıştırıcı maskeler
  • Termal su spreyleri

Tedavi Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır ve Sosyal Hayata Ne Zaman Dönebilirim?

İyileşme süreci, tamamen hangi lazerin ne kadar şiddetle uygulandığına bağlı olarak değişir. Eğer hafif, non-ablatif bir işlem yaptıysak, ertesi gün rahatlıkla işinize gidebilirsiniz. Yüzünüzde hafif bir pembelik ve belki biraz ödem olur, ancak bu durum günlük hayatınızı kesinlikle engellemez.

Ancak derin izler veya ciddi gençleştirme için ablatif bir lazer kullandıysak, süreç biraz daha farklı seyreder. İlk gün yüzünüzde belirgin bir kızarıklık ve ödem olur. İkinci ve üçüncü gün, cilt üzerinde toplu iğne başı kadar minik, kahverengi noktacıklar oluşmaya başlar. Bu işlemin işe yaradığının, cildin altından hasarlı dokunun atıldığının en net göstergesidir. Cildiniz bronzlaşmış gibi koyu bir görünüm alabilir. Dördüncü ve beşinci günlerde ise ciltte ince ince soyulmalar başlar. Bu dönemde cildin nemlendirilmesi kritik öneme sahiptir. Genellikle bir hafta içinde soyulmalar tamamlanır ve alttan pespembe, taze, bebeksi bir cilt çıkar.

Bu süreçte hastalarımıza genellikle “sosyal uzaklaşma” süresi planlamalarını öneririz. Cuma günü işlem yapıp, hafta sonunu evde geçirip, hafta başında işe dönmek birçok hasta için uygun bir senaryodur. Ancak çok agresif tedavilerde bu sürenin uzayabileceğini bilmek gerekir.

İyileşme sürecinde görülen durumlar şunlardır:

  • Kızarıklık
  • Ödem
  • Hafif yanma hissi
  • Kahverengi noktalanma
  • Deride gerginlik
  • Pullanma
  • Soyulma
  • Geçici renk koyulaşması

Sonuçları Ne Zaman Görmeye Başlarım ve Kaç Seans Gerekir?

Fraksiyonel lazer, sabırlı olanların ödülünü fazlasıyla aldığı bir uzun vadeli yatırımdır. İşlemden hemen sonra ödemin etkisiyle cilt gergin ve parlak görünür. Soyulma bittikten sonra yani ilk haftanın sonunda cilt daha pürüzsüz ve canlıdır, yüzeyel lekeler gitmiştir. Bu hızlı etki hastalarımızı çok mutlu eder. Ancak asıl kalıcı ve derin sonuçlar, yani kolajen üretiminin tamamlanması biyolojik bir zaman alır.

Doku altındaki yenilenme işlemi, uygulamadan sonraki 3 ay boyunca artarak devam eder. Yani tedaviden bir ay sonra cildiniz iyi görünür, ama üç ay sonra çok daha iyi görünür. Skarların dolması, derin kırışıklıkların açılması bu süreçte gerçekleşir. Genellikle tek seans bile fark yaratır, ancak ideal sonuçlar için problemin ağırlığına göre ortalama 3 ila 5 seans öneriyoruz. Seans aralıklarını ise cildin kendini toparlamasına izin vermek için yaklaşık bir ay olarak belirliyoruz.

Kalıcılık süresi tedavi amacına göre değişir:

  • Akne skarları
  • Yara izleri
  • Cerrahi izler
  • Çatlaklar

Yukarıdaki durumlar için alınan sonuçlar kalıcıdır. Ancak anti-aging için yapılan işlemlerde yıllık hatırlatma dozları önerilir.

Tedavi Başarısını Artıran Kombinasyon Yöntemleri Nelerdir?

Modern dermatolojide artık tek bir yönteme körü körüne bağlı kalmıyoruz; güçleri birleştiriyoruz. Fraksiyonel lazer cildin “tarlasını sürmek” gibiyse, o tarlaya “gübre ve su” vermek de gerekir ki ürün alabilelim. İşte bu noktada PRP ve Mezoterapi gibi biyolojik destekler devreye giriyor.

Özellikle derin sivilce izlerinde ve cilt gençleştirmede, lazer uygulamasının hemen ardından veya aynı seansta PRP uygulaması yapmayı çok seviyoruz. PRP, kendi kanınızdan elde edilen, büyüme faktörleriyle dolu, onarıcı bir plazmadır. Lazerin açtığı o binlerce mikro tünelden PRP’yi cilde verdiğimizde, iyileşme hızı muazzam derecede artar ve kolajen üretimi katlanır. Bu kombinasyon, hem iyileşme süresini kısaltır hem de klinik sonuçları güçlendirir.

Ayrıca leke tedavisinde, lazer seansları arasına özel kimyasal peelingler veya leke açıcı mezoterapiler ekleyerek, lekeye farklı mekanizmalarla aynı anda saldırabiliyoruz. Akne izlerinde ise bazen lazeri, mikro iğneli radyofrekans ile kombine ederek, cildin hem en üstünü hem de en altını farklı enerjilerle uyararak çok daha hızlı yol alıyoruz.

Sık kullanılan kombinasyonlar şunlardır:

  • Lazer ve PRP
  • Lazer ve Mezoterapi
  • Lazer ve Altın İğne
  • Lazer ve Kimyasal Peeling
  • Lazer ve Gençlik Aşısı

Kimler Fraksiyonel Lazer Tedavisi İçin Uygun Değildir?

Her ne kadar son derece güvenli bir teknoloji olsa da bazı tıbbi durumlarda lazer uygulaması yapamayız veya ertelememiz gerekir. En önemli kırmızı çizgimiz, sivilce tedavisinde kullanılan izotretinoin grubu ilaçlardır. Eğer hasta bu ilacı kullanıyorsa veya yakın zamanda kullanmışsa, lazer kesinlikle yapılmaz. Çünkü bu ilaç cildin yara iyileşme kapasitesini değiştirir ve lazer sonrası ciddi iz kalma riski oluşturur.

Ayrıca uygulama bölgesinde aktif bir enfeksiyon varsa işlem ertelenir. Hamilelik döneminde de etik ve güvenlik gerekçeleriyle lazer uygulamalarını tercih etmiyoruz; bu özel dönemin bitmesini bekliyoruz.

Uygulama yapılmayan durumlar şunlardır:

  • Hamileler
  • Aktif uçuk enfeksiyonu olanlar
  • Kanser tedavisi görenler
  • Işık hassasiyeti olanlar
  • Taze bronzlaşmış kişiler

İşlem Sonrası Evde Nelere Dikkat Etmeniz Gerekiyor?

Tedavi koltuğundan kalktıktan sonra, işin büyük bir kısmı size, yani hastaya düşer. Tedavinin başarısı ve güvenliği, sizin evde uygulayacağınız bakıma doğrudan bağlıdır. İlk ve en önemli kural güneşten korunmaktır. Lazer sonrası cildiniz savunmasızdır ve lekelenmeye açıktır.

İkinci kural nemlendirmedir. Cildiniz iyileşirken suya ihtiyaç duyar. Size önereceğimiz, cildi onarıcı ve yatıştırıcı özel kremleri sık sık uygulamanız gerekir. Ciltte oluşan kabukları asla elinizle koparmamalısınız; bırakın onlar kendiliğinden dökülsün.

Uzak durulması gerekenler şunlardır:

  • Güneş banyosu
  • Solaryum
  • Kese
  • Peeling
  • Retinollü kremler
  • Asitli tonikler
  • Sıcak duş
  • Sauna
  • Hamam
  • Makyaj (İlk birkaç gün)

Fraksiyonel lazer tedavileri, doğru hasta, doğru cihaz ve doğru bakım üçgeni kurulduğunda, cildinize yapabileceğiniz en iyi yatırımlardan biridir. Bu süreç bir sihir değil bilimsel temellere dayanan biyolojik bir onarım sürecidir.

Sıkça sorulan sorular

Fraksiyonel lazer, ciltte kontrollü mikro hasarlar oluşturarak kolajen üretimini uyaran bir lazer tedavisidir. Akne izleri, ince kırışıklıklar, güneş hasarı, ameliyat izleri ve cilt yenileme amacıyla uygulanabilir.

İşlem öncesinde cilt temizlenir ve gerekirse anestezik krem uygulanır. Lazer cihazı hedef bölgeye kontrollü şekilde uygulanır. Tedavi süresi işlem yapılacak alanın büyüklüğüne göre genellikle 20 ila 60 dakika arasında değişir.

Uygulama sırasında hafif yanma veya batma hissi oluşabilir. Çoğu hastada işlem öncesinde sürülen lokal anestezik krem konforu artırır ve genel anesteziye ihtiyaç duyulmadan tedavi tamamlanabilir.

Fraksiyonel lazer; akne izleri, cerrahi izler, güneş lekeleri, yaşlanmaya bağlı ince çizgiler ve cilt dokusundaki düzensizliklerin görünümünü azaltmada uygun hastalarda etkili bir seçenek olabilir.

İşlem sonrası cilt düzenli nemlendirilmeli, kabuklanmalar koparılmamalı ve yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanılmalıdır. Doktorun önerdiği bakım ürünlerine uyulması iyileşme sürecini destekler.

Geçici kızarıklık, şişlik, kabuklanma ve hafif hassasiyet en sık görülen yan etkilerdir. Nadir durumlarda enfeksiyon veya cilt renginde kalıcı değişiklikler gelişebileceğinden işlem uzman hekim tarafından uygulanmalıdır.

Seans sayısı cilt probleminin türüne, derinliğine ve kişinin iyileşme kapasitesine göre değişir. İstenen sonuca ulaşmak için çoğu hastada birkaç seans tedavi planlanabilir.

Hastaların büyük bölümü birkaç gün içinde günlük yaşamına dönebilir. İlk günlerde kızarıklık ve hafif kabuklanma görülebileceğinden güneşten korunmaya ve cilt bakımına özen gösterilmesi önemlidir.

Fraksiyonel lazer birçok cilt tipinde uygulanabilse de koyu ten rengine sahip kişilerde uygun cihaz ve enerji ayarlarının seçilmesi gerekir. Tedavi öncesinde dermatolojik değerlendirme yapılmalıdır.

Akne izi, cilt lekesi, kırışıklık veya cilt yenileme amacıyla fraksiyonel lazer düşünen kişilerin güvenli ve etkili tedavi planı için dermatoloji veya estetik dermatoloji alanında deneyimli uzmana başvurması önerilir.

Son Yazılar

Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji Doktorlarına ve Hastanelerine Sahip?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Önerileri

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere [...]

Devamını Oku ➜
Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora Gidilir? Hangi Bölüm Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora [...]

Devamını Oku ➜
Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Cilt Hastalıkları » Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası [...]

Devamını Oku ➜
Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial Arasındaki Farklar Nelerdir?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial [...]

Devamını Oku ➜