Ankara’da otolog fibroblast ve kök hücre tedavisi, kişinin kendi hücrelerinin laboratuvar ortamında çoğaltılarak cilt yenilenmesi ve doku onarımı amacıyla yeniden uygulanmasına dayanan rejeneratif bir tıbbi yaklaşımdır. Bu yöntem, yaşlanma belirtilerini azaltmayı ve cilt kalitesini biyolojik olarak desteklemeyi hedefler.

Ankara’da otolog fibroblast tedavisi, hastadan alınan küçük bir deri örneğinden elde edilen fibroblast hücrelerinin kültür ortamında çoğaltılması ve belirli bölgelere enjeksiyon yoluyla uygulanması prensibine dayanır. Bu hücreler kolajen ve elastin üretimini destekleyerek cilt dokusunun daha sağlıklı ve sıkı görünmesine katkı sağlar.

Ankara kök hücre ile cilt yenileme uygulamaları, özellikle yaşlanma belirtileri, cilt elastikiyet kaybı ve doku hasarının tedavisinde tercih edilen modern rejeneratif yöntemler arasında yer alır. Kişinin kendi biyolojik materyalinden elde edilen hücreler kullanıldığı için biyouyumluluk oranı yüksektir.

Ankara’da rejeneratif tıp kapsamında uygulanan otolog hücre tedavileri, dermatoloji ve estetik tıp alanında destekleyici bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Hücresel yenilenme mekanizmalarını aktive ederek cilt kalitesini artırmayı, uzun vadeli doku onarımını ve doğal gençleşme süreçlerini desteklemeyi amaçlar.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Otolog fibroblast ve kök hücre tedavisi nedir Kişinin kendi dokusundan (genellikle kulak arkası derisi veya yağ dokusu) alınan örneklerden elde edilen fibroblast ya da kök hücrelerin laboratuvar ortamında çoğaltılarak yeniden aynı kişiye enjekte edilmesiyle uygulanan, cilt yenileme ve gençleştirme amaçlı rejeneratif bir tedavi yöntemidir.
Fibroblast hücrelerinin rolü Fibroblastlar, ciltte kolajen, elastin ve bağ doku üretimini sağlayan temel hücrelerdir. Yaşla birlikte sayıları ve aktiviteleri azalır. Otolog fibroblast enjeksiyonlarıyla bu hücrelerin sayısı artırılarak cildin doğal yenilenme kapasitesi desteklenir.
Kök hücrelerin etkisi Kök hücreler farklı hücre türlerine dönüşme yeteneğine sahip özel hücrelerdir. Ciltteki onarım ve yenilenmeyi hızlandırır, hücre yenilenmesini ve doku bütünlüğünü destekler. Özellikle yağ dokusundan elde edilen mezenkimal kök hücreler estetik amaçlarla kullanılır.
Hangi durumlarda tercih edilir Yaşa bağlı cilt elastikiyeti kaybı, derin kırışıklıklar, cilt sarkmaları, iz ve skar dokuları (akne izleri, cerrahi izler), doku çöküklüğü, güneş hasarı, ince çizgiler, cilt kalitesinin azalması gibi durumlarda kullanılır.
Uygulama süreci Öncelikle küçük bir doku örneği alınır (genellikle lokal anestezi ile). Laboratuvar ortamında fibroblastlar veya kök hücreler çoğaltılır (yaklaşık 3–4 hafta sürer). Elde edilen hücreler belirlenen bölgelere enjeksiyonla uygulanır. Genellikle 2–3 seans şeklinde yapılır.
Avantajları – Kişinin kendi hücreleri kullanıldığı için alerji veya reddetme riski yoktur. – Dolgu veya sentetik madde içermez. – Cilt yapısını derinlemesine onarır ve doğal yenilenme sağlar. – Etkisi uzun sürelidir (2–3 yıl sürebilir).
Uygulama sonrası süreç İşlem sonrası hafif kızarıklık, şişlik, morarma olabilir. Genellikle 1–3 gün içinde düzelir. Cilt yenilenmesi haftalar içinde başlar ve zamanla artarak devam eder. Sonuçlar doğal ve kademeli şekilde ortaya çıkar.
Kimler için uygundur Cildinde yaşlanma belirtileri olan, derin kırışıklık veya doku kaybı yaşayan, yapay dolgular istemeyen ve genel sağlık durumu iyi olan yetişkin bireyler için uygundur.
Dikkat edilmesi gerekenler İşlem deneyimli uzmanlarca, steril laboratuvar koşullarında gerçekleştirilmelidir. Sonuçlar kişiden kişiye değişebilir. Uygulama öncesi detaylı cilt ve sağlık değerlendirmesi yapılmalıdır.
Gerçekçi beklentiler Cilt gençleşmesi ve iyileşmesi zaman içinde ve doğal şekilde gelişir. Mucizevi veya ani etkiler yerine, uzun vadeli yapısal iyileşme hedeflenmelidir. Gerekirse idame seanslarla desteklenebilir.
ankara dermatoloji doktoru seval karasatı
Uzm. Dr. Seval Karasatı

Dr. Seval Karasatı, Ankara’da cilt sağlığı, saç ve tırnak hastalıkları, estetik dermatoloji ve lazer uygulamaları alanlarında uzman bir dermatoloji (cildiye) doktorudur. Bilimsel temellere dayalı yaklaşımı ve estetik bakış açısıyla her hastasına kişiye özel tedavi planları sunar.

Dermatoloji alanında Dr. Seval Karasatı; akne, rozasea, egzama, alerjik cilt hastalıkları ve saç dökülmesi gibi yaygın cilt sorunlarının yanı sıra, ben takibi ve cilt kanserlerinin erken teşhisi konularında da uzmanlaşmıştır. Modern cihazlar ve güncel tedavi yöntemleriyle hastalarına etkili çözümler sunar.

Ankara’da dermatoloji uzmanı olarak hizmet veren Dr. Seval Karasatı, aynı zamanda estetik dermatoloji uygulamalarında da deneyim sahibidir. Dolgu, PRP, mezoterapi, altın iğne ve lazer işlemleriyle cilt yenilenmesi ve gençleşmesini hedefleyen bütünsel tedaviler uygular.

Dr. Seval Karasatı, her hastası için kapsamlı bir değerlendirme yaparak tedavi sürecini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirir. Amacı, sadece hastalıkların tedavisi değil; aynı zamanda sağlıklı, canlı ve estetik açıdan dengeli bir cilt görünümü kazandırmaktır.

Randevu Oluşturun Randevu Oluşturun

Otolog Fibroblast Ve Kök Hücre Tedavisi Nedir?

Otolog fibroblast ve kök hücre tedavisi, kişinin kendi dokusundan elde edilen hücrelerin laboratuvar ortamında çoğaltılarak cilt altına enjekte edilmesiyle uygulanan yenileyici bir yöntemdir. Bu tedavi, özellikle yaşlanma belirtilerini azaltmak, cilt elastikiyetini artırmak ve doku onarımını desteklemek amacıyla tercih edilir. Doğal ve biyolojik bir yaklaşım olması sayesinde uzun süreli ve güvenli sonuçlar sağlayabilir.

Otolog Hücresel Tedavi neden güvenlidir?

Otolog hücresel tedavi, modern rejeneratif (yenileyici) tıbbın temel taşlarından biridir. Prensibi çok basittir: Bir bireyin kendi vücudundan alınan hücreleri veya dokuları kullanmak. Bu hücreler bazen alındığı gibi, bazen de bir laboratuvar sürecinden geçirilerek (örneğin çoğaltılarak veya zenginleştirilerek) yine aynı bireye, tedavi veya kozmetik bir amaca yönelik olarak geri verilir.

Bu yaklaşımın en büyük gücü, biyolojik uyumluluktur. Vücudunuzun kendi hücresini “yabancı” olarak algılaması mümkün değildir. Geçmişte kullanılan bazı sentetik dolgu maddeleri veya hayvan kaynaklı (örneğin sığır) kolajenler, vücutta bir reaksiyon oluşturma riski taşırdı. Bu nedenle bu tür tedavilerden önce mutlaka alerji testi yapılması gerekirdi. Alerjik reaksiyonlar, apse oluşumu veya vücudun o maddeyi reddetmeye çalışması (yabancı cisim granülomu) gibi riskler her zaman masadaydı.

Otolog tedaviler bu sınırlamaları tamamen aşar. Vücut kendi hücresini tanıdığı için, alerji veya aşırı duyarlılık riski ortadan kalkar. Aynı zamanda, dışarıdan bir bulaş veya enfeksiyon kapma riski de (işlem steril koşullarda yapıldığı sürece) yoktur. Bu da otolog tedavileri, güvenlik profili açısından son derece üstün bir konuma getirir. Temel amaç seçilen hücre tipinin (fibroblast veya kök hücre) spesifik yenileme kapasitesini kullanarak hasarlı cilt dokusunu onarmak, eksik hacmi tamamlamak ve cildi bir bütün olarak gençleştirmektir.

Cilt gençleştirmede kullanılan temel otolog hücreler, yani Fibroblast ve Kök Hücre arasındaki fark nedir?

Dermatolojide hücresel tedavilerden bahsettiğimizde, aslında iki ana hücre grubuna odaklanırız: Dermal Fibroblastlar ve Yağ Dokusu Kaynaklı Kök Hücreler (ADSC’ler).

Bu iki hücre grubu, cildi yenilemek için temelde tamamen farklı yöntemler kullanır. Hangi tedavinin seçileceği, hastanın ihtiyacına ve hedeflenen sonuca bağlıdır.

Şöyle düşünelim: Fibroblastlar, cildin “üretim fabrikaları” gibidir. Kök hücreler ise daha çok “sinyal verici yöneticiler” veya “onarım ekibi şefleri” gibidir:

Dermal Fibroblastlar (Yapısal Fabrikalar)

Fibroblastlar, cildimizin orta tabakası olan dermiste bulunan ana hücrelerdir. Onların tek bir temel görevi vardır: Cildin destek yapısını, yani “Ekstraselüler Matriks” (ECM) adı verilen yapıyı üretmek. Bu yapı şunlardan oluşur:

  • Kolajen (Cildin sağlamlığı ve yapısı için)
  • Elastin (Cildin esnekliği için)

Glikozaminoglikanlar (Cildin nem tutma kapasitesi için)

Fibroblast tedavisi (AFT), cilde doğrudan daha fazla “üretim fabrikası” eklemektir. Bu hücreler, fiziksel olarak eksik olan yapıyı restore etmek ve onarmak için tasarlanmış uzman hücrelerdir.

Yağ Kaynaklı Kök Hücreler (ADSC’ler) (Sinyal Verici Yöneticiler)

Kök hücreler ise (genellikle yağ dokusundan elde edilir), fibroblastların aksine, doğrudan yapısal bir bileşen (kolajen gibi) üretmezler. Onların gücü, bulundukları çevreye verdikleri sinyallerden gelir. Kök hücreler, çevrelerine güçlü sinyal molekülleri salgılarlar. Bu sinyaller şunları yapar:

  • Güçlü anti-inflamatuar (iltihap giderici) etki
  • Çeşitli büyüme faktörlerinin salgılanması
  • Antioksidan etki
  • Yeni kan damarlarının oluşumunun teşvik edilmesi (Neoanjiyogenez)

Kök hücre tedavisi (ADCT), cilde “yönetici” hücreler eklemektir. Bu hücreler, çevrelerindeki mevcut hücrelere (mevcut fibroblastlar dahil) “daha çok çalışın”, “daha hızlı iyileşin” ve “bölgeyi canlandırın” talimatları verirler. Dokunun genel sağlığını ve rejenerasyonunu teşvik ederler.

Bu mekanik farkın klinik sonucu çok önemlidir. Fibroblast tedavisi (AFT), derin akne izleri veya yerleşmiş derin kırışıklıklar gibi bölgesel ve derin yapısal eksiklikler için ideal bir doğrudan değiştirme stratejisi sunar. Kök hücre tedavisi (ADCT) ise cildin genel kalitesini (doku, elastikiyet, parlaklık) iyileştirmek ve cildin sağlığını küresel olarak artırmak için daha üstündür.

Otolog Fibroblast Tedavisi (AFT) nasıl çalışır?

Otolog Fibroblast Tedavisi (AFT), kişinin laboratuvarda çoğaltılmış sağlıklı ve genç fibroblastlarının, doğrudan ihtiyaç duyulan bölgeye (örneğin bir kırışıklık çizgisine veya akne izinin içine) enjekte edilmesine dayanır.

Bu enjekte edilen taze “üretim fabrikası” hücrelerinin iki temel rolü vardır:

  • Doğrudan Üretim: Enjekte edildikleri anda, eksik olan bölgede hemen yeni kolajen ve elastin üretmeye başlarlar.
  • Uyarım: Bölgedeki mevcut, ancak belki de yaş nedeniyle “yavaşlamış” veya “yorgun” olan diğer fibroblast popülasyonunu da uyararak onların da destek doku üretimini artırmasını teşvik ederler.

Bu cildin mimarisini hem yeni işçiler ekleyerek hem de eski işçileri motive ederek güçlendiren çift etkili bir süreçtir. Bu tedavi, cildin kendi kendini onarma mekanizmasını taklit eder, ancak bunu çok daha güçlü ve konsantre bir şekilde yapar.

Tedavi için Fibroblast hücreleri nasıl elde edilir ve üretilir?

AFT’nin en önemli avantajlarından biri, üretim sürecinin lojistik olarak basit ve güvenilir olmasıdır.

  • Numune Alımı (Sourcing)

Fibroblast elde etmek için büyük bir cerrahi işleme gerek yoktur. Genellikle kulak arkası veya kol içi gibi güneş görmeyen, kapalı bir bölgeden, küçük bir lokal anestezi altında, sadece bir adet dermal punch biyopsi (yaklaşık 3-4 mm çapında, minik bir doku parçası) alınması yeterlidir. Bu minimal invaziv işlem gelecekteki tüm klinik uygulamalar için (bazen 2-3 seanslık tedavi için) yeterli otolog hücre kaynağını sağlar.

  • Kültür ve Çoğaltma (Ex-Vivo)

Alınan bu minik doku parçası, Sağlık Bakanlığı onaylı, GMP (İyi Üretim Uygulamaları) standartlarına sahip özel hücre laboratuvarlarına gönderilir. Burada fibroblastlar dokudan ayrıştırılır ve özel besiyerlerinde (kültür ortamlarında) çoğaltılmaya başlanır.

Fibroblastlar, kök hücrelere kıyasla dikkat çekici derecede sağlam hücrelerdir. Laboratuvar ortamında hızla çoğalırlar; bir fibroblast popülasyonunun ikiye katlanma süresi ortalama 16 ila 24 saat arasındadır. Bu kök hücrelerin çoğalma hızından (48+ saat) belirgin şekilde daha hızlıdır.

Bu özellikler (kolay kaynak, sağlamlık, hızlı çoğalma), AFT’yi daha erişilebilir ve güvenilir bir seçenek haline getirir. Bu üretim tutarlılığı, aynı zamanda “hücre bankacılığı” modelini de mümkün kılar. Yani bugün alınan hücreler çoğaltılıp dondurulabilir ve yıllar sonra ihtiyaç duyulduğunda (örneğin 5 yıl sonra bir hatırlatma dozu için) tekrar kullanılabilir.

Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Otolog Fibroblast tedavisinin en etkili olduğu alanlar nelerdir?

Fibroblast tedavisi, doğrudan “yapı” eksikliğini gidermeye odaklandığı için, özellikle belirli endikasyonlarda çok güçlüdür. Fibroblast tedavisinin en çok tercih edildiği ve en iyi sonuçları verdiği bazı durumlar şunlardır:

  • Derin akne izleri (çökük, atrofik skarlar)
  • Nazolabial kıvrımlar (burun kenarı çizgileri)
  • Marionette çizgileri (dudak köşesinden çeneye inen çizgiler)
  • Belirgin yüz kırışıklıkları (özellikle statik, yerleşmiş ritidler)
  • Cerrahi veya travma sonrası oluşan çökük yara izleri
  • Ciltte bölgesel hacim kaybı yaşanan alanlar
  • Dudak üstü “barkod” çizgileri

Otolog Fibroblast tedavisi güvenli mi ve sonuçları ne kadar kalıcıdır?

Otolog tedaviler, biyolojik kökenleri nedeniyle zaten çok sağlam bir güvenlik profiline sahiptir. AFT için yapılan klinik çalışmalarda, enjeksiyon bölgesindeki geçici, minimal kızarıklık veya morarma dışında ciddi bir yan etki bildirilmemiştir.

AFT’nin önemli bir avantajı, düzenleyici otoriteler tarafından da tanınmış olmasıdır. Örneğin Azficel-T (ticari adıyla LaViv®) adlı otolog fibroblast tedavisi, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından nazolabial kıvrımların (burun kenarı çizgileri) düzeltilmesi için onay almıştır. Bu FDA onayı, AFT’nin etkinliği ve güvenliği kanıtlanmış, doğrulanmış, kişiselleştirilmiş bir hücre tedavisi ürünü olduğunu gösteren önemli bir yasal emsaldir.

Kalıcılık:

Bu tedavinin en çekici yanlarından biri dayanıklılığıdır. Klinik çalışmalar AFT enjeksiyonlarının sağladığı iyileşmelerin en az 12 ay devam ettiğini belgelemiştir.

Kapsamlı bir çalışmada, kırışıklık ve akne izi tedavisi gören hastalarda 6 ay sonra belirgin bir iyileşme gözlenmiş ve bu etkinin 24 aya (2 yıl) kadar stabil kaldığı görülmüştür.

Hasta memnuniyeti verileri de bu dayanıklılığı desteklemektedir. 5 yıllık bir telefon takibinde, kırışıklık tedavisi gören katılımcıların %65.2’si tedavi bölgelerini hala “iyi” veya “mükemmel” olarak değerlendirmiştir.

Ancak akne izi tedavisinde durum biraz farklıdır. Akne izi memnuniyeti, 5 yıllık süreçte %30’a düşmüştür. Bu tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Bu akne izi gibi karmaşık ve derin fibrotik dokuların, kırışıklık tedavisine göre daha karmaşık bir onarım süreci gerektirdiğini ve bu hastalarda periyodik bakım seanslarının gerekebileceğini gösterir.

Yağ Kaynaklı Kök Hücre Tedavisi (ADCT) nedir ve nasıl etki eder?

Yağ kaynaklı hücresel tedaviler (ADCT), dermatolojik gençleşmeyi öncelikle parakrin etkileri, yani hücreden hücreye “sinyal gönderme” yetenekleri yoluyla yönlendirir. Enjekte edilen kök hücreler (ADSC’ler), yerel doku mikroçevresini iyileştiren güçlü büyüme faktörleri ve anti-inflamatuar moleküller salgılar.

Bu biyolojik sinyalizasyon, doku yenilenmesini uyarır, mevcut hücrelerin kolajen gibi proteinleri salgılamasını teşvik eder, cildin nemini ve yoğunluğunu artırır ve yeni kılcal damar oluşumunu (neoanjiyogenez) destekleyerek kanlanmayı iyileştirir.

Bu tedavinin amacı, fibroblast gibi doğrudan “dolgu” yapmak değil cildin genel kalitesini ve sağlığını iyileştirmektir. Özellikle elastikiyet, sıkılık ve dermal kalınlığı artırmak için umut verici bir minimal invaziv yöntem olarak görülmektedir.

Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Tedavi için Kök Hücreler nasıl elde edilir?

Fibroblast tedavisindeki basit punch biyopsinin aksine, ADCT’nin uygulanması bir başlangıç cerrahi prosedürü gerektirir: lipoaspirasyon (yağ alma) yoluyla yağ dokusunun toplanması. Bu genellikle karın veya basen bölgesinden, fibroblast alımına göre daha invaziv bir işlemdir.

Elde edilen yağ (lipoaspirat), daha sonra işlenir. Bu işlem sonucunda iki tür ürün elde edilebilir:

  • SVF (Stromal Vasküler Fraksiyon): Yağ dokusundan elde edilen ve içinde kök hücreler, bağışıklık hücreleri, preadipositler gibi pek çok farklı hücre tipini barındıran heterojen bir karışımdır. Hemen kullanılabilir.
  • İzole ADSC’ler: SVF’nin laboratuvarda daha ileri bir kültüre tabi tutulmasıyla elde edilen, saflaştırılmış ve çoğaltılmış kök hücrelerdir.

Kök Hücre tedavisinin riskleri veya sınırlamaları var mıdır?

ADCT’nin klinik öngörülebilirliği, AFT’ye kıyasla daha sınırlıdır ve bazı önemli hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.

Öncelikle, işlemin “doğal” olması “risksiz” olduğu anlamına gelmez. Yağ alma işlemi cerrahi bir prosedürdür ve bazı riskler barındırır. Bu riskler şunlardır:

  • Kanama
  • Emboli (pıhtı atması)
  • Pıhtı oluşumu
  • Hematomlar (kan birikmesi)
  • Enfeksiyon
  • Ödem (şişlik)

İkinci olarak bu tedavinin etkinliği, hastanın yaşına ve doku sağlığına bağlı olarak lokal mikro çevrenin bu “sinyallere” ne kadar iyi yanıt vereceğine bağlıdır. Bu da sonuçların hastadan hastaya yüksek değişkenlik (heterojenite) göstermesine neden olabilir.

Üçüncü bir önemli nokta, kök hücrelerin “neoanjiyogenez” (yeni damar oluşumu) teşvik etme özelliğidir. Bu genellikle cildin canlanması için istenen bir etki olsa da onkolojik (kanser) bir geçmişi olan hastalarda bu tedaviler kullanılırken, teorik olarak tümör büyümesini veya metastazı etkileme potansiyeli nedeniyle dikkatli olunmalıdır.

Son olarak AFT’nin aksine (FDA onaylı bir protokolü vardır), kök hücre tedavilerinde (SVF hazırlama yöntemleri, dozajlar, uygulama protokolleri) henüz tam bir standardizasyon yoktur. Bu da çalışmalar arasında tutarsız sonuçlara yol açabilmektedir.

Hangi otolog tedavi daha iyi: Fibroblast mı, Kök Hücre mi?

Bu iki otolog tedavi arasında seçim yapmak, birinin diğerinden “daha iyi” olmasıyla değil terapötik hedefin ne olduğuyla ilgilidir. İkisi de değerli araçlardır ancak farklı amaçlar için kullanılırlar.

  • Fibroblast Tedavisi (AFT) Şu Durumlarda Tercih Edilmelidir:

Eğer klinik hedef, sabit, tanımlanmış hacim eksikliklerini ve yara izlerini yapısal olarak onarmaksa AFT tercih edilmelidir. Derin nazolabial kıvrımlar, çökük akne izleri veya belirgin yara izleri gibi “boşlukları” doldurmak için, doğrudan kolajen üreten “fabrika” hücrelerine ihtiyaç vardır. AFT, öngörülebilir ve ölçülebilir bir hacimsel yanıt sağlar. Lojistiği (punch biyopsi) daha basit ve güvenlidir.

  • Kök Hücre Tedavisi (ADCT) Şu Durumlarda Düşünülebilir:

Eğer klinik hedef, cildin genel kalitesini, dokusunu ve esnekliğini iyileştirmek, cilde bir “biyo-uyarı” vermekse ADCT düşünülebilir. İnce, donuk, cansız cilt, genel elastikiyet kaybı gibi durumlarda, cildin genel sağlığını ve parlaklığını artırmak için bu “sinyal verici” hücreler daha uygun olabilir. Ancak ADCT’nin yapısal bir “dolgu” malzemesi olmadığı, bir “iyileştirici” olduğu unutulmamalıdır.

Otolog tedaviler Lazer veya Mikroiğneleme gibi işlemlerle birleştirilebilir mi?

Evet, ve modern rejeneratif dermatolojinin en etkili yaklaşımları genellikle bu sinerjiden doğmaktadır. Kontrollü mekanik veya termal dermal hasarı (lazer veya mikroiğneleme ile) güçlü biyolojik uyarım (otolog hücreler) ile birleştirmek, tek başına yapılan tedavilerden çok daha üstün sonuçlar verebilir.

Fraksiyonel lazerler veya mikroiğneleme cihazları, ciltte binlerce mikro-kanal açar ve kontrollü bir yara iyileşme sürecini başlatır. Bu işlem topikal olarak uygulanan otolog materyallerin (kök hücre, SVF veya PRP türevleri) hem cilt altına geçişini hem de etkinliğini artırır.

Bu kombinasyonun en büyük faydalarından biri de iyileşme sürecini hızlandırmasıdır. CO2 lazer gibi agresif yüzey yenileme tekniklerinin en büyük sınırlaması, işlem sonrası ortaya çıkan uzun iyileşme süreci (kızarıklık, ödem) yani “downtime”dır. İşlemden hemen sonra otolog hücresel bileşenlerin (özellikle ADCT/SVF) uygulanması, bu iltihabi yanıtı aktif olarak düzenler, cildin üst tabakasının onarılmasını hızlandırır ve rahatsızlığı en aza indirir.

Bu kombinasyon yaklaşımı, daha agresif ve etkili enerji cihazlarının güvenle kullanılmasına olanak tanır ve iyileşme süresi dramatik olarak azaldığı için hasta memnuniyetini artırır.

Ortalama Fiyatlar Ne Kadar?

İşlemin fiyatları tedavinin yapılacağı kliniğe, hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.

İşlem Yaptıranların Yorumları

Dr.Seval Karasatı'nın yorumları için Google Haritalar veya Doktortakvimi'ni ziyaret edebilirsiniz.

Öncesi Sonrası Fotoğraflar

İşlem sonuçları için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu tedavi, hastanın kendi hücrelerinden elde edilen fibroblast ve kök hücrelerle kolajen üretimini artırarak cildin elastikiyetini ve sıkılığını geri kazandırır. Böylece yaşlanma belirtileri doğal şekilde azalır.

Genellikle 25 yaş üzeri, cilt elastikiyeti azalmaya başlayan bireylerde önerilir. Ancak cilt yenileme amacıyla erken dönemde koruyucu olarak da kullanılabilir; kişisel durum dermatolog tarafından değerlendirilmelidir.

Kök hücreler farklı hücrelere dönüşebilme yeteneğine sahipken, fibroblastlar özellikle kolajen üretiminden sorumludur. Kombine uygulama, hem yenilenme hem de onarım sürecini destekler.

Sonuçlar genellikle 1,5 ila 3 yıl arasında devam eder. Ancak cilt tipi, yaş ve yaşam tarzı gibi faktörler kalıcılık süresini etkileyebilir. Düzenli bakım seanslarıyla etki süresi uzatılabilir.

Aktif enfeksiyon, otoimmün hastalık, kanser öyküsü veya hamilelik döneminde olan kişilerde uygulanması önerilmez. Uygunluk, detaylı dermatolojik muayene sonrası belirlenir.

Tedavi kişiye özel hücrelerle yapıldığı için alerji veya reddetme riski çok düşüktür. Uygulama bölgesinde hafif kızarıklık, ödem veya morarma kısa süreli olarak görülebilir.

Genellikle birkaç gün içinde kızarıklık ve hassasiyet azalır. Cilt zamanla parlak, canlı ve daha pürüzsüz bir görünüme kavuşur. Tam etki 3-6 ay içinde belirginleşir.

Evet, özellikle atrofik akne izlerinde cilt dokusunu onararak belirgin bir iyileşme sağlar. Yeni kolajen üretimi sayesinde cilt yüzeyi daha düzgün hale gelir.

Evet, PRP, mezoterapi veya lazer tedavileriyle kombine edilebilir. Ancak uygulama sırası ve aralıkları doktorun planlamasına göre belirlenmelidir.

Fiyat, alınan hücre miktarı, laboratuvar işlemleri, seans sayısı ve uygulama bölgesine göre değişir. Kişiye özel planlama yapıldığından net ücret muayene sonrası belirlenir.

Son Yazılar

Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji Doktorlarına ve Hastanelerine Sahip?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Önerileri

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere [...]

Devamını Oku ➜
Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora Gidilir? Hangi Bölüm Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora [...]

Devamını Oku ➜
Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Cilt Hastalıkları » Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası [...]

Devamını Oku ➜
Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial Arasındaki Farklar Nelerdir?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial [...]

Devamını Oku ➜