Ankara’da altın iğne tedavisi, fraksiyonel radyofrekans teknolojisi kullanılarak cilt yenilenmesini destekleyen, kontrollü mikro hasar yoluyla kolajen ve elastin üretimini artıran estetik bir uygulamadır. İşlem, cilt dokusunu sıkılaştırmayı, ince kırışıklıkları azaltmayı ve daha homojen bir görünüm sağlamayı amaçlar.
Ankara’da altın iğne uygulama alanları arasında akne izleri, genişlemiş gözenekler, cilt lekeleri ve cilt sarkmaları yer alır. Altın kaplı mikro iğneler sayesinde enerji doğrudan dermis tabakasına iletilir ve epidermis büyük ölçüde korunur. Bu özellik, iyileşme süresinin görece kısa olmasına katkı sağlar.
Altın iğne tedavisi öncesi değerlendirme süreci, hastanın cilt tipi, mevcut dermatolojik sorunları ve genel sağlık durumu dikkate alınarak planlanır. Uygulama genellikle topikal anestezik krem eşliğinde gerçekleştirilir. Seans sayısı, tedavi edilen bölgeye ve hedeflenen klinik sonuca göre belirlenir.
Altın iğne sonrası iyileşme süreci hafif kızarıklık ve ödem ile sınırlı olup genellikle birkaç gün içinde geriler. İşlem sonrasında güneş koruyucu kullanımı ve dermatolojik bakım önerilerine uyum, tedavi etkinliğini artırır. Düzenli aralıklarla yapılan seanslar, daha kalıcı ve belirgin sonuçlar elde edilmesini destekler.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Altın iğneli radyofrekans, mikro iğneler aracılığıyla cildin alt tabakalarına radyofrekans enerjisi vererek kolajen ve elastin üretimini artıran, cilt gençleştirme ve yenileme amacıyla uygulanan bir tedavi yöntemidir. |
| Çalışma Prensibi | Mikro iğnelerle ciltte kontrollü mikrokanallar açılır ve aynı anda radyofrekans enerjisi derin dokulara iletilir. Bu çift etki sayesinde hem mekanik uyarı hem de ısısal enerjiyle cilt yenilenmesi sağlanır. |
| Hedeflenen Etkiler / Uygulama Alanları | Kırışıklıkların azaltılması, cilt sıkılaşması, gözeneklerin küçülmesi, akne ve akne izlerinin tedavisi, elastikiyet kaybının giderilmesi, cilt tonunun dengelenmesi ve genel cilt gençleştirme. |
| Seans Sayısı & Süreç | Genellikle 3–4 seans önerilir. Cilt yapısına ve problem derecesine göre seans sayısı değişebilir. Hafif cilt sorunlarında 1–2 seans yeterli olabilir. |
| İyileşme Süreci / Konfor | Uygulamadan sonra hafif kızarıklık ve hassasiyet olabilir ancak iyileşme süreci hızlıdır. Genellikle sosyal hayata kısa sürede dönüş sağlanabilir. |
| Kimler için Uygun / Avantajı | Tüm cilt tiplerinde güvenle uygulanabilir. Koyu tenli kişilerde dahi leke riski düşüktür. Ciltte soyulma yapmadığı için yaz aylarında da tercih edilebilir. |
Dr. Seval Karasatı, Ankara’da cilt sağlığı, saç ve tırnak hastalıkları, estetik dermatoloji ve lazer uygulamaları alanlarında uzman bir dermatoloji (cildiye) doktorudur. Bilimsel temellere dayalı yaklaşımı ve estetik bakış açısıyla her hastasına kişiye özel tedavi planları sunar.
Dermatoloji alanında Dr. Seval Karasatı; akne, rozasea, egzama, alerjik cilt hastalıkları ve saç dökülmesi gibi yaygın cilt sorunlarının yanı sıra, ben takibi ve cilt kanserlerinin erken teşhisi konularında da uzmanlaşmıştır. Modern cihazlar ve güncel tedavi yöntemleriyle hastalarına etkili çözümler sunar.
Ankara’da dermatoloji uzmanı olarak hizmet veren Dr. Seval Karasatı, aynı zamanda estetik dermatoloji uygulamalarında da deneyim sahibidir. Dolgu, PRP, mezoterapi, altın iğne ve lazer işlemleriyle cilt yenilenmesi ve gençleşmesini hedefleyen bütünsel tedaviler uygular.
Dr. Seval Karasatı, her hastası için kapsamlı bir değerlendirme yaparak tedavi sürecini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirir. Amacı, sadece hastalıkların tedavisi değil; aynı zamanda sağlıklı, canlı ve estetik açıdan dengeli bir cilt görünümü kazandırmaktır.
Altın İğneli Radyofrekans Nedir?
Altın iğneli radyofrekans, cilt gençleştirme ve yenileme amacıyla kullanılan bir estetik tedavi yöntemidir. Mikro iğneler aracılığıyla cilt altına radyofrekans enerjisi verilerek kolajen üretimi teşvik edilir. Bu yöntem, kırışıklıkların azaltılması, cilt sıkılaşması ve gözeneklerin küçültülmesi gibi etkiler sağlar. Uygulama sonrası iyileşme süresi kısa olup, genellikle birkaç seansla istenilen sonuçlara ulaşılır.

Altın İğneli Radyofrekans Cildimizde Nasıl Çalışır?
Bu teknolojinin çalışma prensibini “ikili etki” olarak düşünebilirsiniz. Cihaz başlığı cilde temas ettiğinde, süreç iki aşamada ilerler:
- Mekanik Aşama (Mikroiğneleme): Cihazın başlığında bulunan onlarca (örneğin 49 veya 64 adet) çok ince mikro iğne, cildin üst tabakasını (epidermis) geçerek kontrollü bir derinliğe kadar iner. Bu milimetrik girişler, ciltte gözle görülmeyen binlerce mikro-kanal açar. Vücudumuz bu durumu “kontrollü bir hasar” olarak algılar ve cildin doğal yara iyileşme mekanizmalarını hemen devreye sokar.
- Termal Aşama (Radyofrekans Isısı): Asıl fark yaratan kısım burasıdır. İğneler cildin hedeflenen derinliğindeyken, iğnelerin uçlarından radyofrekans (RF) akımı verilir. Bu akım, dokunun kendi elektriksel direnciyle karşılaştığında ısıya dönüşür. Bu ısı, cildin yüzeyine (yani üst deriye) zarar vermeden, doğrudan derin katmanları (dermis) yaklaşık 65-70°C gibi kritik bir sıcaklığa kadar ısıtır.
Bu iki aşama, cildin kendi kendini onarma sürecini olağanüstü bir şekilde tetikler. Mekanik iğneleme onarım sürecini başlatırken, radyofrekans ısısı bu süreci katbekat güçlendirir, hızlandırır ve daha derin bir yeniden yapılanma sağlar.
Tedaviye Neden ‘Altın İğne’ Deniyor?
Bu isimlendirmenin sebebi, iğnelerin altın kaplama olmasıdır. Peki, neden altın? Çünkü altın, elektriksel iletkenliği en yüksek metallerden biridir.
Bu altın kaplama, radyofrekans enerjisinin dokuya minimum kayıpla, en verimli ve en optimum şekilde iletilmesini sağlar. Enerjinin hedeflenen derinlikte ve yoğunlukta oluşmasını garanti ederken, enerjinin cildin yüzeyinde gereksiz yere dağılmasını engeller. Bu sayede cildin yüzeyi korunurken, enerjinin tamamı cildin altındaki onarım bölgelerine odaklanır. Bu hem tedavinin etkinliğini artıran hem de güvenliğini sağlayan önemli bir teknik detaydır.
Altın İğne Cildimizde Hangi Onarım Süreçlerini Tetikler?
Altın iğneli radyofrekansın yarattığı bu ikili (mekanik ve termal) uyarı, cilt altında adeta bir “yenilenme alarmı” başlatır. İşlemin asıl amacı, cildin “kontrollü bir yara iyileşme tepkisi” vermesini sağlamaktır.
İşlem sırasında cildin alt katmanlarına verilen 65-70°C’lik ısı, mevcut kolajen liflerinde anında bir büzülme ve sıkılaşma yaratır. Bu genellikle işlemden hemen sonra fark edilen hafif bir “toparlanma” etkisidir.
Ancak asıl etki uzun vadede ortaya çıkar. Vücudumuz, bu kontrollü hasar sinyalini aldığında, bölgeyi onarmak için “fibroblast” adı verilen onarım hücrelerini aktive eder. Bu hücreler, cildimizin temel yapı taşlarını üretmekle görevlidir.
Vücudumuz bu uyarıya yanıt olarak yeni yapı taşları üretmeye başlar. Bunlar:
- Yeni Kolajen (Cildin ana destek proteini, sıkılığını sağlar)
- Yeni Elastin (Cilde esnekliğini geri kazandıran lifler)
- Artırılmış Hyaluronik Asit (Doğal nem ve dolgunluk)
Bu üretim süreci, işlemden sonraki haftalar ve aylar boyunca artarak devam eder. Bu yüzden altın iğne tedavisinin nihai sonuçları hemen değil zamanla, cilt kendini içeriden onardıkça ortaya çıkar.
Altın İğne Tedavisi Herkese Aynı Şekilde mi Uygulanır?
Kesinlikle hayır. Altın iğneli radyofrekans tedavisinin en güçlü yanlarından biri, tamamen kişiselleştirilebilir olmasıdır. Tedavinin başarısı, uygulayan dermatoloğun hastanın cilt yapısına, anatomik bölgesine ve tedavi hedefine göre cihaz ayarlarını doğru bir şekilde yapmasına bağlıdır.
Bu tedavideki en önemli ayarlardan biri, kullanılan iğne tipinin seçimidir. İki temel iğne teknolojisi vardır: İzoleli (yalıtımlı) ve İzolesiz (yalıtımsız) iğneler.
İzoleli (Yalıtımlı) İğneler
Bunlar iğne gövdesinin özel bir silikon malzeme ile kaplandığı, sadece iğnenin en ucunun (genellikle son 300 mikron) açıkta olduğu iğnelerdir. Radyofrekans enerjisi sadece bu iğne ucundan verilir.
Amacı: Cildin üst tabakasını (epidermis) ve yüzeysel dermisi ısıdan tamamen korumaktır. Enerji, doğrudan derindeki hedefe (örneğin derin dermis veya yağ dokusu) odaklanır.
İzoleli iğnelerin kullanıldığı başlıca durumlar:
- Derin cilt sıkılaştırma
- Lifting (kaldırma) etkisi
- Gıdı (çene altı) bölgesini toparlama
- Koyu cilt tipleri (Leke riskini en aza indirmek için)
İzolesiz (Yalıtımsız) İğneler
Bu iğnelerin üzerinde herhangi bir yalıtım kaplaması yoktur. Radyofrekans enerjisi, iğnenin cilde girdiği andan itibaren tüm iğne boyunca dokuya yayılır.
Amacı: Hem yüzeysel hem de derin dermal tabakaları aynı anda ısıtmaktır.
İzolesiz iğnelerin tercih edildiği sorunlar:
- Yüzeysel doku sorunları
- Genişlemiş gözenekler
- Geniş yüzeyli yara izleri
- Aktif akne (Yağ bezlerini hedefleyerek)
Bazen en iyi sonucu almak için, dermatoloğunuz aynı seansta yüzünüzün farklı bölgelerine (örneğin yanaklara izoleli, burun kenarlarına izolesiz) farklı iğne tipleri uygulayabilir.
Altın İğne Koyu Tenli Kişiler İçin Neden Güvenli Bir Yöntemdir?
Bu altın iğneli radyofrekansın en önemli teknolojik avantajlarından biridir. Sorunun cevabı, “kromofor” kelimesinde saklıdır.
Lazer sistemleri, çalışmak için “kromofor” yani bir renk hedefi ararlar. Lazer ışını cilde rengini veren melanin pigmentini veya kandaki hemoglobini hedefler ve onu ısıtır. Eğer cilt koyu renkliyse (yani bol miktarda melanin içeriyorsa), lazer cildin kendi doğal pigmentini “düşman” olarak görebilir ve cildin yüzeyini yakarak lekelenmeye (PIH – Post-İnflamatuar Hiperpigmentasyon) neden olabilir.
Altın iğneli radyofrekans ise “renk körü” bir teknolojidir. Çalışmak için pigmente ihtiyaç duymaz. RF enerjisi, dokunun rengine bakmaksızın, sadece elektriksel direncine (empedans) dayalı olarak ısı üretir.
Bunun anlamı şudur: Cildinizin rengi ne olursa olsun (Fitzpatrick I-VI, yani çok açıktan çok koyuya), radyofrekans enerjisi görevini aynı şekilde yapar. Özellikle izoleli (yalıtımlı) iğneler kullanıldığında, ısı zaten cildin melanin içeren yüzeyini atlayıp doğrudan derine verildiği için, koyu tenli hastalarda bile lekelenme riski son derece düşüktür.
Altın İğne Tedavisinde İğne Derinliği Neden Bu Kadar Önemlidir?
Yüzümüzün her bölgesindeki cilt kalınlığı aynı değildir. Örneğin göz kapağı derimiz yaklaşık 0.5 mm kalınlığında çok inceyken, alın derimiz 1.5 mm, yanak ve çene altı (gıdı) bölgemiz ise 2.5 mm’den 4.5 mm’ye kadar kalınlaşabilir.
Tedavinin etkili ve güvenli olması için iğne derinliğinin bu anatomik farklılıklara göre milimetrik olarak ayarlanması gerekir. Göz kapağına uygulanan bir ayar yanakta etkisiz kalır; yanak ayarı ise göz kapağında hasara yol açabilir.
- Atrofik Akne İzleri: Bu tür çökük izlerin tedavisi için, izlerin altındaki sertleşmiş yara dokusunu kırmak amacıyla 2.5–3.5 mm gibi daha derin ayarlara ihtiyaç duyulur.
- Yüz ve Vücut Sarkmaları: Boyun ve vücut gibi daha kalın bölgelerde, derin yeniden şekillendirme için 4.5 mm veya daha derin ayarlar kullanılabilir.
Uygulamada genellikle “3D Yaklaşım” denilen bir teknik kullanılır. Tedavi alanının üzerinden birkaç kez geçilir ve her geçişte iğne derinliği sistematik olarak azaltılır (örneğin ilk geçiş 3.0 mm, ikinci geçiş 2.5 mm, üçüncü geçiş 2.0 mm). Bu cildin sadece bir katmanını değil tüm hacmini (volümetrik) ısıtarak çok daha kapsamlı bir yenilenme sağlar.
Altın İğneli Radyofrekans Hangi Cilt Sorunlarında Etkilidir?
Altın iğneli radyofrekans, son derece çok yönlü bir tedavi platformudur. Hem yüz hem de vücuttaki çok çeşitli estetik ve dermatolojik sorunların tedavisinde etkinliği kanıtlanmıştır.
Bu teknolojinin kullanıldığı başlıca alanlar şunlardır:
- Hafif ve orta dereceli cilt sarkmaları
- Yüz ve boyun sıkılaştırma (Ameliyatsız lifting)
- İnce çizgiler ve derin kırışıklıkların tedavisi
- Göz çevresi gençleştirme (Kaz ayakları)
- Akne izleri (Özellikle çökük atrofik skarlar)
- Genişlemiş gözeneklerin sıkılaştırılması
- Cilt dokusunun genel iyileştirilmesi ve canlandırılması
- Aktif (iltihaplı) akne tedavisi (Yağ bezlerini küçülterek)
- Cilt çatlakları (Striae)
- Gıdı (çene altı) toparlama ve sıkılaştırma
- Dekolte ve el gençleştirme
Altın İğne Yöntemi Akne İzlerini Nasıl Tedavi Eder?
Atrofik, yani çökük tipteki akne izleri, altın iğnenin en başarılı olduğu alanlardan biridir. Bu izler, aslında cildin altında oluşmuş eski ve düzensiz kolajen bantlarının cildi aşağıya doğru çekmesiyle oluşur.
Bu izleri tedavi etmek için iki şeye ihtiyaç vardır:
- Cildi aşağı çeken o eski, sertleşmiş yara dokusunu mekanik olarak kırmak.
- O bölgede, çöküntüyü alttan dolduracak sağlıklı, yeni kolajen üretimini tetiklemek.
Altın iğneli radyofrekans, bu iki görevi de mükemmel bir şekilde yerine getirir. Mekanik iğneler eski dokuyu parçalarken, derinlere verilen güçlü radyofrekans ısısı, o bölgede yoğun bir onarım süreci ve yeni kolajen üretimi başlatır. Özellikle 2.5 mm ila 3.5 mm gibi derin ayarlar kullanılarak, bu izlerin tabanına doğrudan müdahale edilebilir ve cilt adeta içeriden dışarıya doğru yeniden yapılandırılır.
Altın İğne Tedavisi İçin Genellikle Kaç Seans Gerekir?
Altın iğneli radyofrekans, tek seanslık bir sihirli değnek değildir. Tedavinin temeli, cildin biyolojik onarım sürecine dayandığı için, bu sürecin tamamlanması ve sonuçların birikmesi zaman alır.
Genellikle, kalıcı ve belirgin klinik sonuçlar elde etmek için 3 ila 4 seanslık bir tedavi kürü önerilir. Daha hafif durumlarda (gözenek sıkılaştırma gibi) 1-2 seans yeterli olabilirken, derin akne izleri veya belirgin sarkmalar için daha fazla seansa ihtiyaç duyulabilir.
Seanslar genellikle 3 ila 6 hafta aralıklarla planlanır. Bu bekleme süresi, cildin bir önceki seansın tetiklediği onarım ve kolajen üretim döngüsünü tamamlaması için gereklidir. Bu sayede her yeni seans, bir öncekinin üzerine inşa edilir ve etki katlanarak artar.
Altın İğne Tedavisinden Sonra İyileşme Süreci Nasıldır?
Bu yöntemin en sevilen yanlarından biri, iyileşme sürecinin (downtime) ablatif, yani soyucu lazerlere kıyasla çok daha kısa ve konforlu olmasıdır.
İşlem sonrası görülen reaksiyonlar genellikle geçicidir ve cildin verdiği normal bir yanıttır. Çoğu hasta, işlemden hemen sonra günlük aktivitelerine dönebilir.
İşlemden hemen sonra görülebilecek normal reaksiyonlar:
- Kızarıklık (En yaygın belirtidir, genellikle 24-48 saat sürer)
- Hafif şişlik (Ödem)
- Ciltte gerginlik ve hassasiyet
- İğne giriş yerlerinde minik noktasal kanamalar (Hemen durur)
Klinik çalışmalar altın iğne sonrası görülen kızarıklık süresinin, fraksiyonel lazer tedavilerinden sonra görülenden belirgin şekilde daha kısa olduğunu göstermektedir.
Altın İğne İşlemi Ağrılı Bir Tedavi midir?
Bu konuda dürüst ve gerçekçi olmak gerekir. “Tamamen ağrısız” bir işlem değildir. Çünkü tedavinin etki mekanizması, cildin sinir uçlarının bulunduğu derin katmanlarına 65-70°C gibi yüksek ve etkili bir ısı vermeye dayanır.
Ancak bu işlemin dayanılamaz olduğu anlamına gelmez. İşlem öncesinde, konforu sağlamak için güçlü anestezik protokoller uygulanır. Tedavi bölgesine, işlemden yaklaşık 30-45 dakika önce yüksek potansiyelli topikal anestezik kremler sürülür ve bölgenin tamamen uyuşması beklenir.
İyi bir anestezi ile hastalar işlemi, anlık bir “iğnelenme” veya “ısı batması” şeklinde, rahatlıkla tolere edilebilir bir düzeyde hissederler.
Altın İğne’nin Normal Mikroiğnelemeden (Dermapen) Farkı Nedir?
Bu en sık sorulan sorulardan biridir. Her ikisi de “mikroiğneleme” kelimesini içerse de aralarında teknoloji ve etki açısından büyük bir fark vardır:
Normal mikroiğneleme (Dermapen, Dermaroller gibi) sadece mekanik bir işlemdir. Ciltte kanallar açar ve bu kanallar yoluyla hafif bir yara iyileşme tepkisi başlatır. Daha çok yüzeysel dokuyu canlandırmak ve cilt yüzeyine uygulanan serumların emilimini artırmak için etkilidir.
Altın iğneli radyofrekans ise bu mekanik etkiye ek olarak Radyofrekans (Isı) gücünü ekler. Bu termal bileşen, oyunu tamamen değiştirir. Isının eklenmesi, normal mikroiğnelemenin tek başına başaramayacağı şu etkileri yaratır:
- Doku koagülasyonu (Anında sıkılaşma)
- Çok daha güçlü ve derin kolajen uyarımı
- Belirgin sıkılaşma ve lifting etkisi
Şöyle düşünebilirsiniz: Normal mikroiğneleme toprağı havalandırmak gibidir; altın iğneli radyofrekans ise toprağı havalandırmak ve aynı anda derine güçlü bir gübre enjekte etmek gibidir. Sonuçlar çok daha güçlü ve kalıcıdır.
Altın İğne mi, Yoksa Fraksiyonel Lazer mi Daha İyidir?
Hastalar için kafa karıştırıcı olabilen bu sorunun net bir “iyisi” yoktur; her iki teknolojinin de güçlü olduğu alanlar vardır. Ancak altın iğneli radyofrekansın, fraksiyonel lazerlere (FL) karşı bazı çok önemli stratejik üstünlükleri vardır:
- Derinlik: Altın iğne çok daha derine inebilir. FMRF cihazları 4.5 mm, hatta 7-8 mm’ye kadar inebilirken, tipik fraksiyonel lazerler yaklaşık 1.7 mm derinlikte kalır. Bu altın iğnenin, lazerlerin ulaşamadığı derin dermis katmanlarını ve (örneğin gıdı bölgesindeki) yüzeysel yağ dokusunu hedefleyebilmesi anlamına gelir.
- Güvenlik (Leke Riski): Bu en önemli farktır. Yukarıda bahsedildiği gibi, FMRF “renk körü” çalışır ve koyu tenli hastalarda lekelenme (PIH) riski lazerlere kıyasla istatistiksel olarak çok daha düşüktür.
- İyileşme Süresi: Altın iğne, cildin yüzeyini koruduğu için (özellikle izoleli iğnelerle), işlem sonrası kızarıklık ve iyileşme süresi lazerlere göre genellikle daha kısadır.
- Ağrı: İşlem sırasındaki konfor açısından, lazerler biraz daha konforlu hissedilebilir, ancak bu fark iyi bir anestezi ile yönetilebilir.
Lazerler, özellikle güneş lekeleri (lentigo) veya aktinik keratoz gibi çok yüzeysel pigment sorunlarının tedavisinde hala çok etkilidir. Ancak konu derin yeniden yapılanma, sıkılaşma, akne izleri ve tüm cilt tiplerinde güvenlik olduğunda, altın iğneli radyofrekans teknolojisi belirgin bir avantaj sunar.
Ortalama Fiyatlar Ne Kadar?
İşlemin fiyatları tedavinin yapılacağı kliniğe, hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.
İşlem Yaptıranların Yorumları
Dr.Seval Karasatı'nın yorumları için Google Haritalar veya Doktortakvimi'ni ziyaret edebilirsiniz.
Öncesi Sonrası Fotoğraflar
İşlem sonuçları için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Altın iğneli radyofrekans, mikro iğneler aracılığıyla cildin alt katmanlarına enerji göndererek kolajen ve elastin üretimini artırır. Bu sayede cilt daha sıkı, parlak ve pürüzsüz bir görünüme kavuşur.
Bu yöntem; sarkma, ince kırışıklık, akne izleri, geniş gözenekler ve cilt tonu eşitsizliklerinde oldukça etkilidir. Cildin genel dokusunu iyileştirerek daha genç bir görünüm sağlar.
Cilt yenileme, sıkılaşma veya kırışıklık tedavisi isteyen kadın ve erkekler için uygundur. Ancak aktif enfeksiyon, gebelik veya cilt hastalığı olan kişilerde doktor onayı gereklidir.
İşlem sonrası hafif kızarıklık ve ödem görülebilir, ancak genellikle 1–2 gün içinde geçer. Cilt yenilenme süreci birkaç hafta boyunca devam eder ve sonuçlar giderek belirginleşir.
Genellikle 3–4 seanslık bir kür önerilir. Seanslar arası 3–4 hafta bırakılır. Cilt yapısına ve hedefe göre doktor planlama yapar; kalıcı sonuçlar için düzenli uygulama önemlidir.
İşlem öncesi lokal anestezik krem uygulanır. Bu sayede iğnelerin oluşturduğu rahatsızlık minimuma iner. Çoğu hasta işlemi tolere edilebilir bir sıcaklık ve batma hissiyle geçirir.
Evet, kontrollü enerji uygulaması sayesinde cilt tonunu eşitleyerek güneş veya yaşlanma lekelerinin görünümünü azaltabilir. Hücre yenilenmesini teşvik ederek cildin parlaklığını artırır.
Sonuçlar kişisel cilt yapısına bağlı olarak 1 yıla kadar korunabilir. Düzenli bakım ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, etkinin süresini önemli ölçüde uzatır.
Bu yöntem, cildin üst katmanına zarar vermeden derin katmanlara etki ederek yenilenme sağlar. Lazer veya kimyasal peelinglere göre daha kısa iyileşme süresi sunar ve her mevsim uygulanabilir.
İşlem sonrası ilk 24 saat makyaj yapılmamalı ve güneşten korunulmalıdır. Nemlendirici ve güneş kremi kullanımı önerilir. Cilt bakım rutinine birkaç gün sonra dönülebilir.
Son Yazılar
Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji Doktorlarına ve Hastanelerine Sahip?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji [...]
Devamını Oku ➜Oca
Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Önerileri
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere [...]
Devamını Oku ➜Oca
Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora Gidilir? Hangi Bölüm Bakar?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora [...]
Devamını Oku ➜Ara
Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?Dermatoloji [...]
Devamını Oku ➜Ara
Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Cilt Hastalıkları » Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası [...]
Devamını Oku ➜Ara
Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial [...]
Devamını Oku ➜Ara
