Ankara’da Fokus Ultrason (HIFU), yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason dalgaları kullanılarak hedef dokunun cerrahi kesi olmadan ısı etkisiyle tahrip edilmesini sağlayan modern bir tedavi yöntemidir. Özellikle prostat hastalıkları ve bazı tümör tedavilerinde minimal invaziv bir seçenek olarak uygulanır.

Ankara’da HIFU tedavisi, ileri görüntüleme sistemleri ve hassas odaklama teknolojisi sayesinde yalnızca hastalıklı dokuyu hedef alır ve çevre sağlıklı dokuların korunmasına yardımcı olur. Bu özellik, komplikasyon riskini azaltırken iyileşme süresinin daha kısa olmasını sağlayan önemli bir avantaj sunar.

Fokus ultrason yöntemi, yüksek frekanslı ultrason enerjisinin tek bir noktada yoğunlaştırılması prensibine dayanır. Oluşan kontrollü ısı etkisi, hedeflenen hücrelerin kalıcı olarak tahrip edilmesini sağlar. Bu teknoloji, cerrahi müdahaleye alternatif olarak geliştirilen modern ve hassas tedavi yaklaşımlarından biridir.

Ankara’da HIFU uygulama süreci, hastanın klinik değerlendirmesi ve uygunluk analizinden sonra planlanır. İşlem genellikle görüntüleme eşliğinde gerçekleştirilir ve hastalar çoğu zaman kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilir. Minimal invaziv yapısı nedeniyle hastane yatış süresi çoğunlukla sınırlıdır.

ankara dermatoloji doktoru seval karasatı
Uzm. Dr. Seval Karasatı

Dr. Seval Karasatı, Ankara’da cilt sağlığı, saç ve tırnak hastalıkları, estetik dermatoloji ve lazer uygulamaları alanlarında uzman bir dermatoloji (cildiye) doktorudur. Bilimsel temellere dayalı yaklaşımı ve estetik bakış açısıyla her hastasına kişiye özel tedavi planları sunar.

Dermatoloji alanında Dr. Seval Karasatı; akne, rozasea, egzama, alerjik cilt hastalıkları ve saç dökülmesi gibi yaygın cilt sorunlarının yanı sıra, ben takibi ve cilt kanserlerinin erken teşhisi konularında da uzmanlaşmıştır. Modern cihazlar ve güncel tedavi yöntemleriyle hastalarına etkili çözümler sunar.

Ankara’da dermatoloji uzmanı olarak hizmet veren Dr. Seval Karasatı, aynı zamanda estetik dermatoloji uygulamalarında da deneyim sahibidir. Dolgu, PRP, mezoterapi, altın iğne ve lazer işlemleriyle cilt yenilenmesi ve gençleşmesini hedefleyen bütünsel tedaviler uygular.

Dr. Seval Karasatı, her hastası için kapsamlı bir değerlendirme yaparak tedavi sürecini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirir. Amacı, sadece hastalıkların tedavisi değil; aynı zamanda sağlıklı, canlı ve estetik açıdan dengeli bir cilt görünümü kazandırmaktır.

Randevu Oluşturun Randevu Oluşturun

Fokuslu Ultrason (HIFU) Teknolojisi Nedir ve Nasıl Çalışır?

Tıpta ultrason teknolojisini yıllardır güvenle kullanıyoruz. Hamilelik takiplerinde bebekleri görüntülemekten, iç organların incelenmesine kadar pek çok alanda ses dalgalarından faydalanıyoruz. Ancak konu cilt gençleştirme olduğunda, bu ses dalgalarını kullanma şeklimiz değişiyor. Fokuslu Ultrason uygulamasında, ses dalgaları sadece görüntüleme için değil tedavi edici bir güç olarak kullanılır.

Bu teknolojinin çalışma prensibini anlamak için çocukluğumuzda yaptığımız basit bir deneyi hatırlayabiliriz. Bir büyüteci güneşe tuttuğunuzda, güneş ışınları mercekten geçer ve kağıt üzerinde tek bir noktada odaklanır. O odak noktasında yoğun bir ısı enerjisi ortaya çıkar, ancak ışığın geçtiği diğer kısımlarda bir ısınma olmaz. HIFU cihazları da bu mantıkla çalışır. Cihaz başlığını cildinize değdirdiğimizde, yüksek yoğunluklu ses dalgaları cildinizin en üst tabakasını (epidermis) hiçbir zarar vermeden geçer. Bu dalgalar, cildin altında, önceden belirlediğimiz derinlikte (örneğin 4.5 milimetre aşağıda) birleşir.

Bu birleşme noktasında milimetrik boyutlarda ve yaklaşık 60-70 derece sıcaklığında ısı odakları oluşturulur. Biz bunlara “termal koagülasyon noktaları” diyoruz. Peki, bu ısı neden önemli? Çünkü vücudumuzun iyileşme mekanizmasını tetiklemenin en etkili yolu, ona kontrollü ve mikro düzeyde bir uyarı göndermektir. Cildin derinlerinde oluşan bu minik ısı hasarları, vücut tarafından “burada bir onarım gerekli” şeklinde algılanır. Beynimiz derhal o bölgeye onarıcı hücreleri gönderir. Bu süreç cildin yapı taşı olan kolajen ve elastin liflerinin üretimini muazzam bir şekilde artırır. Yani aslında biz dışarıdan cildinize yabancı bir madde vermiyoruz; sadece cildinizin uykuya dalmış olan kendi onarım fabrikalarını, ses dalgalarıyla uyandırıyoruz.

HIFU Uygulaması Cildin Hangi Katmanlarına Etki Eder?

Bu teknolojiyi diğer lazer veya radyofrekans yöntemlerinden ayıran en temel özellik, inebildiği derinliktir. Cildimiz tek bir parçadan oluşmaz; katmanlı bir yapısı vardır ve yaşlanma her katmanda farklı şekillerde kendini gösterir. Fokuslu Ultrason, farklı başlıklar (kartuşlar) kullanarak cildin üç farklı seviyesine aynı seansta müdahale etmemize olanak tanır. Bu stratejik katmanları bilmek, tedavinin mantığını kavramanız açısından önemlidir.

İlk olarak 1.5 milimetre derinliğe inen başlıklarla cildin daha yüzeyel katmanını hedefleriz. Bu seviye, ince kırışıklıkların olduğu, cilt tonunun ve dokusunun belirlendiği alandır. Burada yapılan işlem cildin daha parlak, canlı ve pürüzsüz görünmesini sağlar. İkinci olarak 3.0 milimetre derinliğe, yani derin dermis tabakasına ineriz. Burası cildin dolgunluğunu sağlayan kolajen yatağıdır. Bu bölgedeki ısı artışı, cildin elastikiyetini geri kazanmasına ve sıkılaşmasına yardımcı olur.

Ancak HIFU’nun asıl yıldızlaştığı nokta, 4.5 milimetre derinliktir. Bu derinlikte SMAS adını verdiğimiz özel bir zar tabakası bulunur. SMAS, yüz kaslarımızı saran ve yüzümüzün iskeletini, duruşunu belirleyen taşıyıcı bir dokudur. Plastik cerrahlar yüz germe ameliyatlarında cildi açıp bu zarı kesip gererek işlem yaparlar. Biz HIFU ile ameliyat yapmadan, ses dalgalarıyla bu zara ulaşıyoruz. Isı etkisiyle SMAS tabakası büzüşür ve kısalır. Bu büzüşme, ciltte yukarıya doğru bir “lifting” (kaldırma) etkisi yaratır. Yani ameliyatsız yüz germe tabiri, bu derinlikteki etkiden kaynaklanır.

HIFU Tedavisi Hangi Bölgeler İçin Uygundur?

Fokuslu Ultrason, yerçekimine karşı koymakta zorlanan, gevşemiş ve kontürünü kaybetmiş birçok bölgede güvenle kullanılabilir. Hastalarımızın en sık başvurduğu şikayet, yüz ovalinin bozulması ve yüzün aşağıya doğru “akması” hissidir. Bu teknoloji ile yüz hatlarını tekrar belirginleştirmek ve daha net bir ifade kazandırmak mümkündür.

Uygulama yaptığımız temel bölgeler şunlardır:

  • Yanaklar
  • Çene hattı
  • Gıdı bölgesi
  • Kaş çevresi
  • Alın bölgesi
  • Göz çevresi
  • Boyun
  • Dekolte
  • Vücut bölgeleri

Özellikle çene hattı (jawline) belirginleştirme konusunda oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz. Yaşla birlikte çene kemiği üzerindeki hat kaybolur ve yüz kareleşmeye başlar. HIFU ile bu hattı tekrar keskinleştirerek daha genç bir “V” yüz şekli elde edebiliyoruz.

Gıdı bölgesi ise apayrı bir konudur. Burada hem sarkma hem de bazen yağlanma problemi bir arada bulunur. HIFU’nun derin başlıkları, sadece cildi germekle kalmaz, aynı zamanda o bölgedeki inatçı yağ hücrelerinin azalmasına da yardımcı olur. Bu sayede gıdı görünümü hafiflerken boyun ile çene arasındaki açı daha estetik bir hale gelir. Kaş düşüklüğü yaşayan hastalarımızda ise alın ve şakak bölgesine yaptığımız uygulamalarla kaşları 1-2 milimetre yukarı kaldırarak daha açık ve dinç bir bakış elde edebiliyoruz.

Fokuslu Ultrason (HIFU) İçin İdeal Aday Kimlerdir?

Her estetik uygulamada olduğu gibi, HIFU tedavisinde de doğru hasta seçimi başarının en büyük anahtarıdır. Bazen hastalarımız ellerinde bir fotoğraf veya bir ünlü ismiyle gelip “böyle olmak istiyorum” diyebiliyorlar. Ancak her teknoloji her cilt tipine uygun olmayabilir. Bizim için ideal hasta profili, cildinde “hafif ile orta derecede” gevşeklik başlamış kişilerdir.

Genellikle bu grup, 30 yaş ve üzerindeki kişileri kapsar. Aynaya baktığınızda yanaklarınızın hafifçe aşağı indiğini, çene hattınızın eskisi kadar keskin olmadığını veya kaşlarınızın düştüğünü hissediyorsanız, ancak cerrahi bir yüz germe operasyonu için henüz erken olduğunu düşünüyorsanız veya ameliyattan korkuyorsanız, HIFU sizin için biçilmiş kaftan olabilir.

Ancak bazı durumlarda hastalarımızı farklı yöntemlere veya cerrahiye yönlendirmemiz gerekir. Örneğin cilt yapısı aşırı derecede sarkmış, deri fazlalığı çok yoğun olan ileri yaş grubu hastalarda HIFU tek başına yeterli toparlamayı sağlayamayabilir. Bu durumda hastaya boş yere umut vermemek ve cerrahi seçenekleri konuşmak en dürüst yaklaşımdır. Ayrıca yüzünde çok az yağ dokusu olan cildi çok ince ve “kuru” yapılı kişilerde de dikkatli olunmalıdır. Tam tersi, yüzü aşırı dolgun ve yağlı olan kişilerde de ses dalgalarının hedeflenen taşıyıcı katmana ulaşması zorlaşabilir. Bu nedenle işlem öncesi detaylı bir muayene ile cildinizin bu işleme uygun olup olmadığını analiz etmemiz şarttır.

Uygulamanın yapılmaması gereken durumlar şunlardır:

  • Aktif cilt enfeksiyonları
  • Açık yaralar
  • Ciddi akne problemleri
  • Hamilelik durumu
  • Kalp pili varlığı
  • Metal implantlar
Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Uygulama Esnasında Ağrı veya Acı Hissedilir mi?

Hastalarımızın koltuğa oturduklarında en tedirgin oldukları konu genellikle “Acıyacak mı?” sorusudur. Bu konuda açık ve dürüst olmak gerekir; HIFU tamamen hissiz bir işlem değildir, ancak dayanılmayacak bir ağrı da söz konusu değildir. İşlem sırasında hissedeceğiniz duygu, ağrıdan ziyade derin bir “sızlama” veya “elektriklenme” hissidir.

Cihaz başlığı cildinizde gezinirken, ses dalgaları derin dokuya ulaştığında iğne batması gibi anlık ısınmalar hissedebilirsiniz. Bu his, aslında iyi bir işarettir; enerjinin doğru derinliğe ulaştığını ve tedavinin çalıştığını gösterir. Özellikle kemikli bölgelerde, örneğin çene kemiği üzerinde veya alında bu his biraz daha yoğun algılanabilir. Ancak yanak gibi daha yumuşak dokulu alanlarda konfor daha yüksektir.

Ağrı eşiği kişiden kişiye çok değişir. Kimi hastamız işlem sırasında sohbet edip gülerken, kimisi biraz daha gergin olabilir. Konforunuzu artırmak için işlemden önce lokal anestezik kremler uygulayabiliriz veya gerekirse basit ağrı kesicilerle süreci destekleyebiliriz. Ancak genel anesteziye veya sedasyona (uyutulmaya) kesinlikle gerek yoktur. İşlem biter bitmez bu his tamamen kaybolur, yani eve gittiğinizde devam eden bir ağrınız olmaz.

HIFU Tedavisinin Sonuçları Ne Zaman Ortaya Çıkar?

Sabır, HIFU tedavisinin en önemli parçasıdır. İşlemden hemen sonra aynaya baktığınızda yüzünüzde bir ferahlık, hafif bir gerginlik ve toparlanma hissedebilirsiniz. Hatta “yüzüm yukarı kalktı” diyebilirsiniz. Bu gördüğünüz, cildin ısıya verdiği ilk tepkidir ve SMAS tabakasının büzüşmesiyle oluşur. Ancak bu asıl sonucun sadece küçük bir fragmanıdır.

Gerçek değişim, işlemden sonraki günlerde ve haftalarda cildin kendi içinde başlattığı biyolojik süreçle gerçekleşir. Vücudunuzun yeni kolajen üretmesi (neokollajenez) zaman alan bir iştir. Bir bahçıvanın tohum ekmesi gibi düşünebilirsiniz; tohumu ektiğiniz gün ağaç çıkmaz, zamanla filizlenir ve büyür.

İlk 2 hafta içinde varsa hafif ödemleriniz gider ve cilt kalitenizde artış başlar. 1. ayın sonunda cildiniz daha sıkı ve toktur. Ancak tedavinin nihai ve en net sonucu genellikle 3. ayın sonunda (yaklaşık 90 gün sonra) ortaya çıkar. Bazı hastalarda bu iyileşme süreci 6. aya kadar devam edebilir. Bu nedenle hastalarımıza “Bugün işlem yaptık, yarın 10 yaş gençleşeceksiniz” demiyoruz; “Her geçen gün daha iyiye giden, doğal ve kademeli bir gençleşme sürecine giriyorsunuz” diyoruz. Bu bekleme süresi, değişimin çevreniz tarafından “Yüzüne ne yaptırdın?” şeklinde değil “Son zamanlarda çok dinç görünüyorsun, tatilden mi döndün?” şeklinde algılanmasını sağlar ki bu da estetik müdahalelerde en arzu edilen sonuçtur.

HIFU Etkisi Ne Kadar Sürer ve Kalıcı mıdır?

HIFU ile elde ettiğimiz yeni kolajenler sizin kendi dokunuzdur, dolayısıyla bu etki kalıcıdır. Ancak ne yazık ki yaşlanma sürecini durduramıyoruz. Yerçekimi her gün bizi aşağı çekmeye, güneş cildimizi yıpratmaya devam ediyor. Bu nedenle elde edilen “iyilik hali” sonsuza kadar sürmez.

Klinik gözlemlerimiz ve bilimsel çalışmalar tek seanslık bir HIFU uygulamasının etkisinin ortalama 1,5 yıl kadar devam ettiğini göstermektedir. Bu süre kişiden kişiye değişebilir. Sigara içmeyen, cildini güneşten koruyan, beslenmesine dikkat eden ve uyku düzeni iyi olan birinde etki süresi uzarken; tam tersi yaşam tarzına sahip kişilerde bu süre kısalabilir.

Genellikle hastalarımıza 1,5 veya 2 yılda bir “koruma seansı” (idame tedavi) öneriyoruz. Bu düzenli dokunuşlar, cildin yaşlanma hızını yavaşlatmak ve her zaman yaşının iyisi olmak için mükemmel bir yatırımdır. Ayrıca HIFU yaptıran hastaların ileride (eğer isterlerse) yüz germe ameliyatı olmalarına bir engel yoktur; aksine cildi daha diri tuttuğu için süreci olumlu etkileyebilir.

Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Fokuslu Ultrasonun Yan Etkileri ve Güvenlik Profili Nasıldır?

FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı olan bu sistem, tüm dünyada güvenle kullanılmaktadır. Cilt yüzeyinde herhangi bir kesi, kanama veya kabuklanma yapmadığı için enfeksiyon riski neredeyse sıfırdır. Ancak her tıbbi işlemde olduğu gibi, bazı geçici ve hafif yan etkilerle karşılaşabiliriz.

İşlem sonrasında cildinizde hafif bir pembeleşme (kızarıklık) olabilir. Bu durum tamamen normaldir ve genellikle birkaç saat içinde, en geç sabaha kadar kendiliğinden geçer. Bazı hassas ciltli hastalarda hafif ödem veya şişlik görülebilir, bu da birkaç gün içinde kaybolur.

Daha nadir de olsa, işlemden sonraki birkaç hafta boyunca cildinize dokunduğunuzda hafif bir hassasiyet hissedebilirsiniz. Bunu spor yaptıktan sonraki gün kaslarınızda oluşan “hamlık” ağrısına benzetebilirsiniz. Cildin derinlerinde yoğun bir çalışma olduğunun göstergesidir. Çok nadiren geçici hissizlik veya uyuşma, morarma gibi durumlar olabilir ancak bunlar da geçicidir. Burada en kritik nokta, uygulamanın mutlaka bir dermatolog veya uzman hekim kontrolünde yapılmasıdır. Çünkü yüzümüzden geçen sinir hatlarını bilmek ve enerjiyi bu hatlara zarar vermeyecek şekilde yönlendirmek, sadece anatomi bilgisi olan hekimlerin yapabileceği bir iştir.

Yaygın görülen geçici yan etkiler şunlardır:

  • Hafif kızarıklık
  • Ödem
  • Dokunma hassasiyeti
  • Geçici uyuşma hissi
  • Karıncalanma
  • Hafif morluklar

İşlem Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

HIFU tedavisinin en güzel yanlarından biri, “öğle arası estetiği” olarak adlandırılmasıdır. Yani işlemden hemen sonra işinize dönebilir, toplantınıza katılabilir veya akşam yemeğine çıkabilirsiniz. Yüzünüzde bantlar, sargılar olmaz. Ancak cildin altındaki bu yoğun yapım-onarım sürecini desteklemek ve olası hassasiyetleri artırmamak için ilk birkaç gün dikkat etmenizi istediğimiz bazı ufak kurallar vardır:

Öncelikle, cildin ısınmasına neden olacak aktivitelerden bir süre uzak durmanızı isteriz. Cildin altında zaten bir ısı hasarı oluşturduk, üzerine ekstra ısı eklemek ödemi artırabilir. Ayrıca cildin yenilenme sürecinde en büyük düşmanımız güneştir. Mutlaka yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanmalı ve cildinizi doğrudan UV ışınlarından korumalısınız.

Kaçınılması gereken durumlar şunlardır:

  • Sıcak banyo
  • Sauna
  • Hamam
  • Ağır egzersiz
  • Güneşlenme
  • Solaryum

Ayrıca işlemden hemen sonra cildi tahriş edebilecek peeling, kese gibi uygulamalardan veya asitli cilt bakım ürünlerinden 3-4 gün kadar uzak durmakta fayda var. Eğer botoks veya dolgu yaptırmayı planlıyorsanız, HIFU işleminden sonra en az 1 hafta, tercihen 2 hafta beklemenizi öneririz. Bu süre cildin oturması ve ödemin tamamen gitmesi için gereklidir.

HIFU Tedavisinde Atış Sayısı ve Cihaz Kalitesi Neden Önemlidir?

Son olarak değinmek istediğim ve hasta olarak bilinçli olmanız gereken bir konu da “atış sayısı” meselesidir. Piyasada çok farklı fiyat aralıklarında HIFU uygulamaları görebilirsiniz. Bu farkın en temel sebeplerinden biri kullanılan teknolojinin kalitesi ve yapılan atış (shot) sayısıdır.

Bilimsel protokoller, tüm yüz ve gıdı uygulamasında etkili bir sonuç alabilmek için ortalama 500 ila 600 arasında atış yapılmasını önerir. Her bir atış, cilt altında bir dizi ısı noktası demektir. Eğer maliyeti düşürmek için az atış yapılırsa (örneğin 200-300 atış), cilt altında yeterli ısı birikimi sağlanamaz ve beklenen o “kolektif” sıkılaşma etkisi oluşmaz. Bu durumda tedavi “etkisiz” kalır ve hasta memnuniyetsizliği doğar.

Hekiminiz, yüzünüzün genişliğine ve sarkma derecesine göre bu sayıyı planlar. Bazı bölgelere daha yoğun, bazı bölgelere daha seyrek çalışabilir. Bu tamamen kişiye özel bir protokoldür. Bu nedenle tedaviye karar verirken sadece fiyata değil uygulamanın kapsamına, hekimin deneyimine ve kullanılacak atış yoğunluğuna dikkat etmeniz, sonuçtan mutlu ayrılmanız için çok önemlidir. Unutmayın cildiniz en değerli giysinizdir ve en iyi bakımı hak eder. Ameliyatsız, doğal ve güvenilir bir gençleşme yolculuğu için Fokuslu Ultrason, günümüz teknolojisinin bize sunduğu en kıymetli armağanlardan biridir.

Sıkça sorulan sorular

Fokus Ultrason (HIFU) yüz germe, odaklanmış ultrason enerjisi kullanılarak cildin alt katmanlarında kolajen üretimini desteklemeyi amaçlayan ameliyatsız bir cilt sıkılaştırma yöntemidir.

İşlem öncesinde cilt temizlenir ve ultrason jeli uygulanır. HIFU cihazı ile belirlenen bölgelere kontrollü enerji verilir. Uygulama süresi işlem yapılacak alanın genişliğine göre genellikle 30 ila 90 dakika arasında değişebilir.

HIFU; yüz ovali, çene hattı, yanaklar, boyun, kaş çevresi ve gıdı bölgesinde cilt sıkılaştırma amacıyla uygulanabilir. Uygunluk kişinin cilt yapısı ve sarkma derecesine göre değerlendirilir.

İşlem sırasında hafif batma veya ısı hissi oluşabilir. Çoğu kişi tedaviyi lokal anestezi gerekmeksizin tolere edebilir. Hassas bireylerde işlem öncesinde konfor artırıcı uygulamalar tercih edilebilir.

İşlem sonrasında hastaların büyük çoğunluğu günlük yaşamına hemen dönebilir. Hafif kızarıklık, hassasiyet veya ödem kısa süre içinde azalır. Nihai sonuçlar kolajen üretimi arttıkça haftalar içinde belirginleşebilir.

Elde edilen sonuçların süresi kişinin yaşı, cilt yapısı ve yaşam tarzına göre değişebilir. Uygun hastalarda etkiler aylar boyunca devam edebilir ve gerektiğinde doktor önerisiyle tekrar seansları planlanabilir.

İleri derecede cilt sarkması bulunan kişiler, aktif cilt enfeksiyonu olanlar, uygulama bölgesinde açık yara bulunanlar veya bazı tıbbi durumlara sahip hastalar için farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebilir.

İşlem sonrasında geçici kızarıklık, hafif şişlik, hassasiyet veya karıncalanma görülebilir. Ciddi komplikasyonlar nadirdir ve işlemin deneyimli hekimler tarafından uygulanması güvenlik açısından önem taşır.

İlk günlerde cildi tahriş edebilecek uygulamalardan kaçınılmalı, güneşten korunulmalı ve doktorun önerdiği cilt bakım ürünleri kullanılmalıdır. Düzenli nemlendirme de iyileşme sürecini destekleyebilir.

Ameliyatsız yüz germe uygulaması düşünen kişilerin cilt yapısının doğru değerlendirilmesi ve güvenli tedavi planlaması için dermatoloji veya estetik tıp alanında deneyimli uzmanlara başvurması önerilir.

Son Yazılar

Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji Doktorlarına ve Hastanelerine Sahip?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Önerileri

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere [...]

Devamını Oku ➜
Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora Gidilir? Hangi Bölüm Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora [...]

Devamını Oku ➜
Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Cilt Hastalıkları » Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası [...]

Devamını Oku ➜
Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial Arasındaki Farklar Nelerdir?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial [...]

Devamını Oku ➜