Ankara’da lazerle dövme silme, deri altına yerleşmiş pigmentlerin özel lazer ışınlarıyla parçalanarak bağışıklık sistemi aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılması esasına dayanan dermatolojik bir işlemdir. Modern Q-switched ve pikosaniye lazer teknolojileri sayesinde dövmelerin rengi ve derinliğine göre kontrollü ve güvenli şekilde silinmesi mümkündür.
Ankara’da lazerle dövme silme işlemi, dövmenin rengi, boyutu, kullanılan mürekkep türü ve cilt yapısına bağlı olarak planlanan seanslarla uygulanır. Siyah pigmentler genellikle daha hızlı yanıt verirken renkli dövmeler için farklı dalga boylarına sahip lazer sistemleri tercih edilir. Seans aralıkları genellikle 4–8 hafta olarak düzenlenir.
Ankara’da profesyonel lazer dövme silme tedavisi, dermatoloji veya medikal estetik alanında deneyimli uzmanlar tarafından klinik ortamda gerçekleştirilmelidir. İşlem sırasında hedef pigmentler lazer enerjisi ile mikro parçacıklara ayrılır ve çevre dokulara minimum zarar verilmesi amaçlanır. Bu yaklaşım, cilt bütünlüğünü korumayı hedefler.
Ankara lazer dövme silme sonrası bakım süreci, tedavinin başarısı ve cilt sağlığı açısından önemli bir aşamadır. İşlem sonrasında hafif kızarıklık, kabuklanma veya hassasiyet görülebilir. Güneşten korunma, önerilen topikal ürünlerin kullanımı ve seans aralıklarına uyum sağlanması iyileşme sürecini destekler.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| İşlem Adı | Lazerle Dövme Silme |
| Uygulama Alanı | Vücutta istenmeyen dövme bulunan tüm bölgeler |
| Amaç | Kalıcı dövmelerin zamanla cilt üzerinden silinmesi veya görünürlüğünün azaltılması |
| Kullanılan Teknoloji | Q-Switched Nd:YAG lazer |
| Etki Mekanizması | Lazer ışığı, dövme pigmentlerini hedef alarak küçük parçalara ayırır; bu parçalar vücut tarafından doğal yolla atılır |
| Seans Süresi | Dövmenin boyutuna göre değişmekle birlikte ortalama 15-30 dakika arası sürebilir |
| Seans Sayısı | Dövmenin rengine, derinliğine ve yapısına göre 4-10 seans gerekebilir |
| Seans Aralıkları | Genellikle 6-8 hafta aralıklarla uygulanır |
| İşlem Sırasında Ağrı | Hafif acı hissi olabilir; genellikle lokal anestezik kremler ile tolere edilebilir |
| İyileşme Süreci | Uygulama sonrası bölgede kızarıklık, kabuklanma veya hafif şişlik olabilir; birkaç gün içinde düzelir |
| Kimler İçin Uygun | Dövmesini tamamen sildirmek veya belirginliğini azaltmak isteyen sağlıklı bireyler |
| Kimler İçin Uygun Değil | Hamileler, emzirenler, cilt enfeksiyonu veya aktif cilt hastalığı olanlar |
| İşlem Sonrası Öneriler | Bölgeyi kuru tutmak, kabukları soymamak, güneşten korunmak |
| Yan Etkiler | Geçici kızarıklık, kabuklanma, nadiren ciltte renk değişikliği veya hafif iz kalma riski |
| Avantajları | Cerrahi kesiye gerek duyulmaz, cilt bütünlüğü korunur, etkili ve kontrollü bir yöntemdir |
| Uygulama Tekrarı | Dövmenin yapısına bağlı olarak işlemler tamamlandıktan sonra gerekirse idame uygulamalar yapılabilir |
Dr. Seval Karasatı, Ankara’da cilt sağlığı, saç ve tırnak hastalıkları, estetik dermatoloji ve lazer uygulamaları alanlarında uzman bir dermatoloji (cildiye) doktorudur. Bilimsel temellere dayalı yaklaşımı ve estetik bakış açısıyla her hastasına kişiye özel tedavi planları sunar.
Dermatoloji alanında Dr. Seval Karasatı; akne, rozasea, egzama, alerjik cilt hastalıkları ve saç dökülmesi gibi yaygın cilt sorunlarının yanı sıra, ben takibi ve cilt kanserlerinin erken teşhisi konularında da uzmanlaşmıştır. Modern cihazlar ve güncel tedavi yöntemleriyle hastalarına etkili çözümler sunar.
Ankara’da dermatoloji uzmanı olarak hizmet veren Dr. Seval Karasatı, aynı zamanda estetik dermatoloji uygulamalarında da deneyim sahibidir. Dolgu, PRP, mezoterapi, altın iğne ve lazer işlemleriyle cilt yenilenmesi ve gençleşmesini hedefleyen bütünsel tedaviler uygular.
Dr. Seval Karasatı, her hastası için kapsamlı bir değerlendirme yaparak tedavi sürecini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirir. Amacı, sadece hastalıkların tedavisi değil; aynı zamanda sağlıklı, canlı ve estetik açıdan dengeli bir cilt görünümü kazandırmaktır.
Lazer ışığı dövme boyasını nasıl parçalıyor?
Bu işlemin arkasındaki bilimsel mantık aslında oldukça basittir. Lazer ışığı, cildin kendisine değil sadece dövmenin içindeki boya pigmentine (yani renge) odaklanacak şekilde ayarlanmıştır. Dövme pigmenti bu yoğun ışık enerjisini saniyenin çok küçük bir diliminde emer ve aniden çok yüksek bir ısıya ulaşır. Bu ani enerji yüklemesi, pigmentin adeta “parçalanarak patlamasına” neden olur.
Buradaki en kritik nokta, bu ısının sadece dövme pigmentinin içinde hapsedilmesi ve çevreye, yani sağlıklı cilt dokusuna yayılmasının engellenmesidir. Bunu başarmak için, lazerin atış süresinin (darbe süresi), pigmentin ısısını dışarıya yaymadan soğuması için gereken süreden daha kısa olması şarttır. Eğer lazer atışı çok “uzun” sürerse (ki burada saniyenin milyarda birinden bahsediyoruz), pigmentten taşan ısı cildi yakabilir. Bu durum yara izi (skar) veya kalıcı lekelenmelere yol açabilir. İşte tam da bu nedenle modern dövme silme teknolojilerinin temel hedefi, atış sürelerini mümkün olduğunca kısaltmak üzerine kurulmuştur.
Pikosaniye ve Nanosaniye (Q-Switched) lazerler arasındaki dövme silme farkı nedir?
Dövme silmede kullanılan iki ana lazer teknolojisi vardır ve aralarındaki fark, atış sürelerinin ne kadar kısa olduğuna ve dolayısıyla çalışma prensiplerine dayanır.
- Nanosaniye (NS) Lazerler (Q-Switched):
Bunlar saniyenin milyarda biri (nanosaniye) kadar kısa atışlar yapabilen, uzun yıllardır kullanılan “geleneksel” Q-Switched sistemlerdir. Bu lazerler öncelikle “fototermal” yani ısı etkisiyle çalışır. Lazer darbesi pigmenti çok hızlı bir şekilde ısıtır ve bu termal şok, boya parçacığını daha küçük parçalara ayırır.
Nanosaniye lazerler, özellikle tedavinin ilk seanslarında ve büyük pigment parçacıklarında etkilidir. Ancak tedavi ilerledikçe dövme pigmentleri giderek küçülür. Bu mikroskobik parçacıkların “soğuma süresi” de dramatik olarak kısalır. Nanosaniye lazerin sabit atış süresi (örneğin 30-50 nanosaniye), bu küçücük parçacıkların soğuma süresinden “daha uzun” kalmaya başlar. Sonuç olarak ısı artık parçacığın içinde hapsedilemez, çevreye yayılır ve sağlıklı cildi yakma riski artar. Bu nedenle nanosaniye lazerlerle tedavinin son aşamaları hem daha az etkili olur hem de komplikasyon riski yükselir.
- Pikosaniye (PS) Lazerler:
Bunlar saniyenin katrilyonda biri (pikosaniye) gibi akıl almaz derecede kısa atışlar yapabilen en modern teknolojidir. Pikosaniye lazerler, ısı etkisinden (fototermal) çok, “fotomekanik” yani şok dalgası etkisiyle çalışır.
Atış süresi o kadar kısadır ki dövme pigmentinin ısınmasına neredeyse hiç fırsat kalmaz. Bunun yerine, lazer enerjisi pigment içinde muazzam bir mekanik stres, yani çok güçlü bir “şok dalgası” (ses dalgası) yaratır. Bu şok dalgası, pigmenti ısıtarak değil ona çarparak ve titreştirerek parçalar. Dövme mürekkebini adeta “toz haline” getirir. Bu işleme bazen “soğuk parçalama” da denir, çünkü çevre dokuya yayılan bir ısı birikimi olmaz.
Özetle; nanosaniye lazerler boyayı “ısıtarak patlatır”, pikosaniye lazerler ise boyayı “şok dalgasıyla toza dönüştürür”. Bu mekanik etki pikosaniye sistemlerini hem çok daha güvenli (daha az yanık ve leke riski) hem de daha etkili (özellikle küçük ve inatçı pigmentlerde) kılar.
Pikosaniye lazerler dövme silmede gerçekten daha mı iyi?
Evet, güncel klinik kanıtlar ve bilimsel çalışmalar pikosaniye teknolojisinin mevcut “altın standart” olduğunu açıkça desteklemektedir. Nanosaniye sistemlere göre belirgin avantajları vardır:
Pikosaniye lazerler, dövme pigmentini nanosaniye lazerlerin yapabildiğinden çok daha küçük parçacıklara (adeta “toza”) ayırabilir. Vücudun bağışıklık sisteminin (makrofajların) bu çok küçük toz parçacıklarını temizlemesi, daha büyük parçacıkları temizlemesinden çok daha kolaydır. Bu durum pikosaniye lazerle tedavi edilen dövmelerde genellikle daha hızlı ve daha eksiksiz bir pigment temizliği elde edilmesini sağlar.
Bu daha verimli parçalanma, genellikle toplam tedavi seans sayısının azalmasına da yardımcı olur.
En net avantajı ise güvenlik profilidir. Pikosaniye lazerler ısı hasarından çok mekanik etkiyle çalıştığı için, çevre dokuya yayılan ısı minimumdur. Bu işlem sonrası lekelenme (PIH – Post-inflamatuar Hiperpigmentasyon) riskini nanosaniye lazerlere kıyasla belirgin şekilde azaltır. Isı hasarının azalması, özellikle buğday veya esmer tenli kişilerde görülen kahverengi lekelenme riskinin ciddi oranda düşmesi anlamına gelir.
Ayrıca hastalar pikosaniye lazer tedavilerini, ısı etkisi minimum olduğu için, nanosaniye lazerlere kıyasla genellikle daha az ağrılı olarak tanımlar. Bu da hastanın tedaviye uyumunu ve konforunu artıran önemli bir faktördür.
Farklı dövme renkleri için hangi lazer başlığı kullanılır?
“Tek bir lazer tüm renkleri siler” düşüncesi doğru değildir. Çok renkli dövmelerin etkili bir şekilde silinebilmesi, her boya pigmentinin emilim profiline uygun farklı lazer dalga boylarının (farklı başlıkların) kullanılmasını gerektirir.
- 1064 nm (Nd:YAG Lazer):
Bu siyah mürekkebin yaygınlığı nedeniyle en sık kullanılan dalga boyudur. Siyah ve koyu mavi pigmentler için son derece etkilidir. Pikosaniye 1064 nm lazerin, siyah mürekkebi temizlemede diğer tüm lazerlerden (nanosaniye 1064 nm dahil) belirgin şekilde daha üstün olduğu kanıtlanmıştır. En önemli özelliği ise, cildin üst tabakasındaki melanine (cilde rengini veren madde) en az emilimi göstermesi ve en derine inebilmesidir. Bu özellik, onu koyu tenli hastalar (Fitzpatrick IV-VI) için termal hasar riskini azaltan en güvenli ve tek tercih haline getirir.
- 532 nm (Nd:YAG, Frekansı İkiye Katlanmış):
Bu dalga boyu, kırmızı mürekkep ve onunla ilişkili sıcak renkler (turuncu, sarı, mor) için idealdir. Pikosaniye 532 nm lazer, kırmızı dövmelerde nanosaniye alternatiflerinden çok daha etkilidir.
- Yeşil ve Mavi Pigmentler (Zorlu Renkler):
Geçmişte yeşil ve mavi pigmentler “inatçı” renkler olarak kabul edilirdi ve Q-Switched Ruby (694 nm) veya Alexandrite (755 nm) gibi özel lazerler gerektirirdi. Ancak bu eski sistemlerin lekelenme riski daha yüksekti. Güncel klinik bulgular, pikosaniye 532 nm lazerin yüksek şok dalgası kapasitesi sayesinde, eskiden çok zor olan yeşil pigmentleri temizlemede de son derece başarılı olduğunu göstermektedir. Bu yeşil renk için artık eski ve riskli sistemlere gerek kalmadığı anlamına gelir.
Dövme sildirme tedavisi için muayenede nelere bakılır?
Dövme silme süreci, standart bir paket tedavi değildir; tamamen kişiye özel planlanması gereken bir tıbbi işlemdir. İlk muayenede, tedavinin başarısını, seans sayısını ve olası riskleri belirlemek için birçok faktörü dikkatle değerlendiririz.
Bu değerlendirmede göz önünde bulundurulan başlıca faktörler şunlardır:
- Cilt tipiniz (Fitzpatrick skoru)
- Dövmenin yeri (vücudun hangi bölgesinde olduğu)
- Dövmenin yaşı
- Dövmenin türü (amatör veya profesyonel)
- Kapatma (cover-up) olup olmadığı
- Kullanılan mürekkebin renkleri
- Mürekkebin yoğunluğu ve derinliği
- Genel sağlık durumunuz
- Yara iyileşme geçmişiniz (keloid veya hipertrofik skar öyküsü)
Cilt Tipi Neden Bu Kadar Önemli?
Değerlendirmedeki en kritik faktör cilt tonunuzdur. Cildiniz ne kadar koyuysa (buğday, esmer), cildin üst tabakasındaki melanin (doğal pigment) miktarı o kadar fazladır. Lazer ışığı, dövme boyası ile bu melanini ayırt edemeyebilir. Bu durum lazerin dövme yerine cildin kendi pigmentini hedeflemesine ve işlem sonrası lekelenme (kahverengi lekeler – PIH) veya renk açılması (beyaz lekeler – hipopigmentasyon) riskinin artmasına neden olur. Koyu tenli hastalarda bu riski önlemek için mutlaka 1064 nm dalga boyu tercih edilmeli ve daha düşük, daha temkinli enerji seviyeleriyle ilerlenmelidir. Bu da toplam seans sayısını bir miktar artırabilir.
Dövmenin Yeri Seans Sayısını Nasıl Etkiler?
Lazerin görevi dövmeyi “parçalamaktır”; asıl “temizlik” işini ise vücudun bağışıklık sistemi yapar. Kan dolaşımının ve lenfatik drenajın (bağışıklık sisteminin temizlik ağı) güçlü olduğu bölgeler daha hızlı yanıt verir. Baş, boyun, gövde, kolların üst kısmı gibi kalbe yakın ve kanlanması iyi olan bölgelerdeki dövmeler daha hızlı silinir. Dolaşımın daha zayıf olduğu uç noktalardaki (el ve ayak bilekleri, parmaklar) dövmelerin silinmesi ise çok daha yavaş olur ve her zaman daha fazla seans gerektirir.
Diğer Faktörler:
Eski dövmeler (10+ yıl) genellikle daha kolay silinir, çünkü vücudun bağışıklık sistemi yıllar içinde pigmentleri zaten bir miktar parçalamıştır. Amatör dövmeler genellikle daha yüzeyseldir ve daha az mürekkep içerir, bu yüzden silinmeleri daha kolaydır. Profesyonel dövmeler ise hem daha derindedir hem de çok daha yoğundur, bu yüzden daha zorludur. En zorlu vakalar ise “kapatma” (cover-up) yapılmış dövmelerdir; çünkü bunlar iki kat mürekkep yükü içerir ve çok daha fazla seans gerektirir.
Dövme silme seansları neden bu kadar uzun aralıklarla yapılır?
Hastaların en çok merak ettiği konulardan biri budur. Geleneksel dövme silme seansları arasında genellikle 6 ila 8 hafta, hatta bazen 10-12 hafta beklenmesi önerilir. Bu sürenin nedeni sadece cildin iyileşmesini beklemek değildir.
Lazerin işi, seans sırasında boyayı parçalamaktır. Lazer odadan çıktıktan sonra, asıl işi vücudun bağışıklık sistemi devralır. “Makrofaj” adı verilen temizlikçi hücreler, lazerin parçaladığı o mikroskobik boya artıklarını birer “çöp” olarak algılar, onları yutar (fagositoz) ve lenf sistemi (vücudun atık drenaj sistemi) yoluyla bölgeden uzaklaştırır.
Bu biyolojik “enkaz kaldırma” süreci zaman alır. Cildin kendini toparlaması ve makrofajların görevini tamamlayarak parçalanan pigmentleri bölgeden temizlemesi için en az 6-8 haftalık bir süreye ihtiyaç vardır. Daha erken seans yapmak (örneğin 3-4 haftada bir), cildi gereksiz yere travmatize etmekten ve komplikasyon riskini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Çünkü bu durumda vücut bir önceki seansın enkazını henüz temizlememişken, aynı bölgeye tekrar ateş edilmiş olur.
Dövme silme sürecini hızlandırmak mümkün mü? (PFD Yöntemi)
Geleneksel tedavinin en büyük kısıtlaması, seans sırasında lazer atışı yapıldığında ciltte oluşan o anlık “beyazlaşma” veya “karlanma” (frosting) durumudur. Bu beyazlaşma, aslında lazerin yarattığı ve cilt yüzeyinde oluşan mikroskobik gaz kabarcıklarından (kavitasyon) kaynaklanır. Bu kabarcıklar, bir ayna gibi davranarak sonraki lazer ışınlarını geri yansıtır ve bir “optik kalkan” oluşturur. Bu kalkan dağılmadan (geleneksel R20 yönteminde bu 20 dakika sürer) aynı bölgeye tekrar etkili bir atış yapılamaz.
İşte burada “R0” (sıfır bekleme) veya “PFD” (Perfluorodecalin) yöntemi devreye girer. Perfluorodecalin, bu optik kalkanı kırmak için kullanılan özel, tıbbi sınıf bir sıvıdır ve genellikle şeffaf bir yama (patch) içinde uygulanır.
Lazerin ilk atışından hemen sonra bölgeye bu PFD yaması uygulanır. PFD, o yansıtıcı gaz kabarcıklarını yaklaşık 5 saniye içinde hızla çözer ve optik engeli ortadan kaldırır. Bu doktorun aynı randevuda, aynı bölgeye art arda 3-4 kez lazer atışı (multi-pass) yapabilmesini sağlar. Tek seansta çok daha fazla boya parçalanmış olur.
Bu hızlandırılmış yaklaşımın, özellikle pikosaniye lazerlerle birleştirildiğinde, toplam tedavi süresini ve seans sayısını geleneksel yöntemlere göre belirgin ölçüde azalttığı klinik çalışmalarda gösterilmiştir. Ancak bu çoklu geçiş protokolü, cilde daha yoğun bir enerji verildiği anlamına gelir, bu nedenle mutlaka güçlü modern sistemler konusunda deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır.
Dövme sildirmenin riskleri veya yan etkileri var mı?
Modern pikosaniye lazer sistemleri dövme silme işlemini çok daha güvenli hale getirmiş olsa da bu hala tıbbi bir işlemdir ve potansiyel riskler barındırır. İşlem sonrası görülebilecek bazı yan etkiler vardır:
En sık karşılaşılan durumlar şunlardır:
- İşlem sonrası kahverengi lekelenme (PIH)
- Cilt renginde açılma (Hipopigmentasyon)
- Su toplaması (bül veya kabarcık)
- Kabuklanma
- Geçici kızarıklık ve ödem
- Morarma (özellikle damara yakın bölgelerde)
- Kaşıntı
Bunların çoğu iyileşme sürecinin normal ve geçici bir parçasıdır. Ancak daha ciddi ve kalıcı olabilecek riskler de vardır:
- Pigment (Renk) Değişiklikleri:
Bunlar en sık görülen gecikmeli komplikasyonlardır. Hiperpigmentasyon (PIH), cildin işleme tepki olarak koyulaşmasıdır ve özellikle koyu tenli veya işlem sonrası güneşten korunmayan kişilerde görülür. Genellikle geçicidir ancak aylarca sürebilir. Hipopigmentasyon ise cildin kendi doğal pigmentini kaybetmesi sonucu oluşan beyaz lekelerdir. Bu durumun düzelmesi daha zor olabilir ve genellikle yanlış lazer dalga boyu (örn. esmer tende 532 nm) seçimiyle ilişkilidir. Pikosaniye lazerler, ısı hasarını azalttığı için bu pigmentasyon risklerini (özellikle PIH) nanosaniye sistemlere göre önemli ölçüde düşürmüştür.
- Yara İzi (Skar) Riski:
Bu en istenmeyen ama geri dönüşü olmayan risktir. Yara izi, genellikle aşırı termal hasardan, yani cildin kaldırabileceğinden yüksek enerji (fluens) kullanılmasından veya işlem sonrası oluşan kabukların hasta tarafından koparılmasından kaynaklanır. Pikosaniye teknolojisinin düşük ısı yükü, bu riski minimuma indirmiştir, ancak sıfırlamamıştır.
Kozmetik dövmelerde (kalıcı makyaj) ‘paradoksal kararma’ riski nedir?
Bu özellikle dikkat edilmesi gereken, çok önemli ve spesifik bir risktir. Özellikle açık renkli (pembe, ten rengi veya beyaz) kozmetik dövmelerde (kalıcı dudak makyajı, kaş kontürü veya yara izi kapatma dövmeleri) görülür.
Bu tür kozmetik dövmelerin mürekkepleri genellikle titanyum dioksit veya demir oksit gibi metalik bileşikler içerir. Lazer enerjisi (hem nanosaniye hem pikosaniye), bu metalik pigmentlerle karşılaştığında bir kimyasal reaksiyona (indirgenme) neden olabilir. Bu reaksiyon, pembe, beyaz veya ten rengi olan pigmentin o anda aniden kapkara veya koyu griye dönmesine yol açar. Buna “paradoksal kararma” (PDI) denir.
Bu risk, lazerin markasıyla değil tamamen mürekkebin kimyasıyla ilgilidir. Bu riski yönetmenin tek bir yolu vardır: Tam tedaviye başlamadan önce dövmenin küçük, göze çarpmayan bir alanında zorunlu test atışı yapmak. Test atışı sonrası tepkiye bakılır. Eğer kararma meydana gelirse, tedavi planı tamamen değiştirilir. (Oluşan bu yeni siyah pigment, 1064 nm lazerle tekrar tedavi edilmeye çalışılabilir, ancak bu süreci ciddi şekilde uzatır ve zorlaştırır.)
Dövme silme işleminden sonra nelere dikkat etmeliyim?
Tedavinin başarısı, en az lazer işlemi kadar işlem sonrası bakıma da bağlıdır. İyileşme sürecinde kurallara uymak, yan etki riskini (leke veya iz kalması) sıfıra indirmenin anahtarıdır.
İşlem sonrası uyulması gereken temel kurallar şunlardır:
- Bölgeyi temiz ve kuru tutun.
- Hekiminizin önerdiği onarıcı kremleri veya antibiyotikli pomadları belirtilen süre boyunca düzenli kullanın.
- Bölgeyi steril bir pansumanla kapatmanız önerildiyse, pansumanı belirtilen sıklıkta değiştirin.
- En önemli kural: Oluşan kabukları kesinlikle koparmayın, soymayın veya kaşımayın.
- (Kabukları zorla kaldırmak, kalıcı yara izine veya pigment değişikliklerine yol açan bir numaralı nedendir.)
- Eğer su toplayan kabarcıklar (bül) oluşursa, bunları patlatmayın ve üzerindeki deriyi soymayın.
- Bölgeyi en az 4-6 hafta boyunca güneş ışığından ve solaryumdan kesinlikle koruyun.
- Dışarı çıkarken bölgeye mutlaka SPF 50+ (yüksek koruma faktörlü) mineral filtreli güneş koruyucu sürün.
- Bölgeyi travmadan (sürtünme, darbe, sıkı giysiler) koruyun.
- İlk birkaç gün sıcak su, hamam, sauna ve klorlu havuzdan kaçının.
Dövme silme tedavisinden ne beklemeliyim?
Güncel bilimsel kanıtlar, dövme silme tedavisinde pikosaniye lazer sistemlerini “ilk tercih edilen” ve “altın standart” tedavi olarak belirlemiştir. Bu tavsiyenin nedeni, pikosaniye lazerlerin üstün şok dalgası mekanizması sayesinde istatistiksel olarak daha hızlı ve daha tam bir temizlik sağlaması, aynı zamanda daha az lekelenme riski ve daha az ağrı ile çok daha güvenli bir seçenek olmasıdır.
Klinik verimliliği en üst düzeye çıkarmak ve tedavi süresini kısaltmak için, çok dalga boylu pikosaniye teknolojisinin R0/Perfluorodecalin (PFD) protokolü (yama yöntemi) ile birleştirilmesi, tek seansta maksimum parçalanmayı sağlayarak güncel en iyi uygulamayı temsil etmektedir.
Klinik başarı, kapsamlı bir ön değerlendirmeye ve titiz bir protokole bağlıdır. Unutulmaması gereken en önemli nokta, dövme silme işleminin sihirli bir değnek olmadığı, vücudun bağışıklık sistemine dayalı biyolojik bir süreç olduğudur. Bu nedenle dövmenin yeri (kan dolaşımı), yaşı ve kullanılan mürekkebin türü, en az kullanılan teknoloji kadar seans sayısını belirleyen önemli faktörler olmaya devam etmektedir.
Ortalama Fiyatlar Ne Kadar?
İşlemin fiyatları tedavinin yapılacağı kliniğe, hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.
İşlem Yaptıranların Yorumları
Dr.Seval Karasatı'nın yorumları için Google Haritalar veya Doktortakvimi'ni ziyaret edebilirsiniz.
Öncesi Sonrası Fotoğraflar
İşlem sonuçları için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Lazerle dövme silme, yüksek yoğunluklu ışık darbeleriyle dövme pigmentlerini parçalayıp cilt tarafından zamanla yok edilmesini sağlar. Bu yöntem cilt yüzeyine zarar vermeden derin tabakalardaki boyayı hedefler.
Siyah ve koyu renkli dövmeler lazer ışığını en iyi emdiği için daha kolay silinir. Renkli dövmelerde ise bazı pigmentler farklı dalga boylarına daha dirençli olduğundan daha fazla seans gerekebilir.
Seans sayısı dövmenin büyüklüğüne, derinliğine, rengine ve kullanılan mürekkep tipine göre değişir. Genellikle 6 ila 10 seans arasında sonuç alınır, seanslar arası yaklaşık 6-8 hafta beklenir.
Uygun cihazla ve uzman ellerde yapılan işlemler genellikle iz bırakmaz. Ancak kişinin cilt tipi, iyileşme süreci ve dövmenin derinliği iz kalma riskini etkileyebilir. Doğru bakım bu riski azaltır.
İşlem sırasında hissedilen acı genellikle lastik çarpması gibi kısa ve hafif yanma şeklindedir. Çoğu merkez lokal anestezik krem veya soğutma sistemiyle bu hissi minimuma indirir.
İşlem sonrası bölgeyi temiz ve kuru tutmak, güneşten korumak ve kabukları koparmamak gerekir. Ayrıca uzman önerisiyle kullanılan iyileştirici kremler cildin daha hızlı toparlanmasını sağlar.
Bazı kişilerde işlem sonrası geçici renk açılması veya koyulaşması görülebilir. Bu durum genellikle birkaç hafta içinde normale döner. Kalıcı renk değişimi nadirdir ve uygun cilt bakımıyla önlenebilir.
Hamilelik döneminde lazer işlemleri önerilmez. Çünkü cilt hassasiyeti artar ve güvenlik açısından yeterli veri bulunmamaktadır. Doğum sonrası dönemde işlemin yapılması daha uygundur.
Çoğu dövme büyük oranda silinir, ancak bazı renkler veya derine işlenmiş mürekkepler tamamen yok olmayabilir. Yine de profesyonel cihazlarla belirgin oranda açılma sağlanır.
İşlem sonrası hafif kızarıklık ve kabuklanma birkaç gün içinde geçer. Cilt genellikle 1-2 hafta içinde yenilenir. Seans aralarında bu sürenin tamamlanması cildin sağlıklı iyileşmesi için önemlidir.
Son Yazılar
Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji Doktorlarına ve Hastanelerine Sahip?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji [...]
Devamını Oku ➜Oca
Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Önerileri
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere [...]
Devamını Oku ➜Oca
Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora Gidilir? Hangi Bölüm Bakar?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora [...]
Devamını Oku ➜Ara
Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?Dermatoloji [...]
Devamını Oku ➜Ara
Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Cilt Hastalıkları » Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası [...]
Devamını Oku ➜Ara
Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial [...]
Devamını Oku ➜Ara
