Dishidrotik egzama bulaşıcı bir hastalık değildir ve kişiden kişiye geçiş göstermez. El ve ayak tabanlarında ortaya çıkan, içi berrak sıvı dolu minik kabarcıklar ve şiddetli kaşıntıyla seyreden pomfoliks, mikrobiyal bir etyolojiye sahip değildir. Tamamen bağışıklık sisteminin çevresel tetikleyicilere, strese ya da alerjenlere karşı gösterdiği non-enfeksiyöz inflamatuvar bir reaksiyon olarak gelişir. Dolayısıyla bu deri rahatsızlığına sahip bireylerle tokalaşmak, aynı eşyaları kullanmak veya ortak alanları paylaşmak bulaş riskini barındırmaz. Deri bariyerinin zayıflamasıyla tetiklenen bu durum mikrobik bir kaynaktan türemez ve kişisel hijyen eksikliğinden kaynaklanmaz.
Dishidrotik egzama lezyonları bulaşıcı mıdır ve diğer insanlara geçer mi?
Ellerde ve ayaklarda aniden beliren içi su dolu bu lezyonlar, görüntüleri itibarıyla uçuk, siğil veya suçiçeği gibi bulaşıcı enfeksiyonlarla sıklıkla karıştırılabilir. Ciltteki bütünlüğün bozulması, kızarıklık ve kabarcıklı yapı toplum içinde tokalaşmaktan veya aynı eşyaları kullanmaktan çekinme gibi haklı sosyal engeller yaratabilir. Oysa hastalığın erken evresinde derinin katmanları arasında biriken o berrak sıvı steril bir yapıdadır. Bu sıvının içinde hastalığa yol açacak bir mikrop, virüs veya mantar bulunmaz. Bu durumun ortaya çıkmasının ana nedeni, cildin koruyucu bariyerinin bazı alerjenlere, yoğun strese veya terlemeye karşı gösterdiği yüksek hassasiyettir. Vücudun savunma mekanizması, aslında zararlı olmayan dış etkenleri birer tehdit olarak algılar ve bu bölgelerde hücresel düzeyde iltihabi bir reaksiyon başlatabilir. Tıpkı bir arabanın alarmının, üzerine sadece bir yaprak düştüğünde bile çalmaya başlaması gibi düşünülebilir. Dolayısıyla bu lezyonlara sahip biriyle fiziksel temas kurmak, aynı havluyu kullanmak veya aynı ortamı paylaşmak hastalığın başkasına geçmesi için bilinen bir risk taşımaz. Bu rahatsızlığın insandan insana bulaşması fizyolojik olarak beklenmeyen bir durumdur.
Dishidrotik egzama belirtileri nelerdir ve bedende nasıl bir his yaratır?
Hastalığın en belirgin ve kişiyi en çok zorlayan özelliği, genellikle el avuç içlerinde, parmakların yan yüzeylerinde ve ayak tabanlarında simetrik bir şekilde beliren küçük su kabarcıklarıdır. Görünüm itibarıyla tapyoka pudingi veya küçük balık yumurtalarına benzetilen bu kabarcıklar, derinin en üst tabakasının oldukça kalın olduğu bölgelerde meydana gelir. El ve ayak derisi yapısal olarak kalın olduğu için, bu su kesecikleri derinin hemen yüzeyine çıkıp kolayca patlamak yerine, derinin derinliklerine doğru gömülü kalma eğilimindedir. Üzerlerine dokunulduğunda sert ve gergin bir yapı hissettirmelerinin başlıca sebebi budur. Hastalığın alevlendiği atak dönemlerinde, bu minik kesecikler birleşerek çok daha geniş su kabarcıklarına dönüşebilir. Bu evrede hastayı gece uykusundan dahi uyandırabilecek düzeyde bir rahatsızlık hissi ortaya çıkabilir. Çoğu zaman, kabarcıklar deride henüz görünür hale gelmeden saatler veya günler önce, o bölgede derinlerden gelen sinyaller hissedilmeye başlanır. İlerleyen haftalarda ise sıvı çekilir ve deri kurumaya, çatlamaya başlar. Hastalığın farklı evrelerinde gözlemlenebilen başlıca belirtiler şunlardır:
- Şiddetli kaşıntı
- Yanma hissi
- Karıncalanma
- Lokal ısı artışı
- Gerginlik hissi
- Yara ağrısı
- Cilt kuruluğu
- Pullanma
- Deri çatlakları
Dishidrotik egzama ataklarını günlük yaşamda hangi faktörler tetikler?
Hastalığın kesin ve tek bir nedeni aydınlatılamamış olmakla birlikte genetik yatkınlık, alerjik yapı ve çevresel faktörlerin kompleks bir etkileşimi sonucunda tetiklendiği düşünülmektedir. Ailesinde saman nezlesi, astım veya alerjik rinit geçmişi bulunan atopik yapılı kişilerde bu durum daha sık gözlemlenebilir. Derinin nemi içeride tutmasını sağlayan protein yapısında kalıtsal bir zayıflık olduğunda, cilt dışarıdan gelen tahriş edicilere karşı çok daha savunmasız kalabilir. Gecikmiş tip alerjik reaksiyonlar da süreci alevlendiren önemli etkenler arasında sayılır. Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan metallere veya kozmetik ürünlerin içindeki kimyasallara karşı geliştirilen hassasiyet bu durumu doğrudan etkileyebilir. Özellikle nikel içeren bozuk paralar, fermuarlar veya anahtarlar eldeki ter ile birleştiğinde çözünerek deri bariyerini aşabilir ve bağışıklık sistemini harekete geçirebilir. Bunun yanı sıra stres hormonlarının derinin savunma dengesini bozduğu da bilinen bir durumdur. Atakları tetikleyebilecek başlıca çevresel faktörler ve potansiyel alerjenler şunlardır:
- Nikel
- Kobalt
- Paraben karışımları
- Yapay kokular
- Temizlik deterjanları
- Çamaşır suları
- Limon suyu
- Domates suyu
- Sıcak hava
- Ortam nemi
- Ayak terlemesi
- Duygusal stres
- Kaygı durumları
- Sık el yıkama
- Plastik eldivenler
İkincil enfeksiyonlar dishidrotik egzama sürecini nasıl zorlaştırır?
Hastalığın kendisi başka insanlara bulaşıcı olmasa da şiddetli kaşıntı hissi ile başa çıkmaya çalışmak kişinin kendi cildinde ikincil sorunlara yol açabilir. Israrla kaşıma eylemi, derinin o çok önemli koruyucu bariyerini fiziksel olarak zedeleyebilir. Tırnaklarla açılan mikro yaralar ve kuruluktan kaynaklanan derin çatlaklar, normalde derimizin yüzeyinde veya çevrede zararsızca duran fırsatçı bakteriler için adeta bir giriş kapısı haline gelebilir. Eğer bu derin su kabarcıkları dışarıdan gelen bakteriler veya mantarlarla enfekte olursa, başlangıçta berrak olan sıvı zamanla bulanıklaşabilir ve içi iltihaplı püstüllere dönüşebilir. Böyle bir durumda bölgede sıcaklık artışı, zonklayıcı bir ağrı ve daha belirgin bir kızarıklık başlayabilir. İşte ancak bu noktada sekonder olarak gelişen bakteri enfeksiyonu açık yaralar aracılığıyla temas edilen eşyalara veya insanlara geçme potansiyeli taşıyabilir. Bu döngünün önüne geçmek için kaşıntının doğru yöntemlerle yatıştırılması ve derinin bütünlüğünün hızla onarılması kritik bir adımdır. İkincil bir enfeksiyon şüphesi varlığında vakit kaybetmeden tıbbi destek alınması hedeflenir.
Bulaşıcı hastalıklarla karışabilen dishidrotik egzama tanısı nasıl netleştirilir?
Görüntüsü itibarıyla dermatoloji alanındaki başka hastalıkları kolayca taklit edebilen bir yapıya sahip olan bu rahatsızlık, dikkatli bir ayrım gerektirir. Özellikle ayak mantarının bazı spesifik türleri, ayak tabanında benzer derin su kabarcıklarını oluşturabilir. Hatta bazen bağışıklık sisteminin oldukça ilginç bir savunma mekanizması devreye girebilir. Ayak parmaklarının arasında gizli bir mantar enfeksiyonu varken, vücut bu duruma aşırı bir alerjik tepki verebilir ve mantarın aslında hiç bulunmadığı ellerde steril egzama kabarcıkları ortaya çıkabilir. İd reaksiyonu adı verilen bu çapraz tepki durumunda, ellerdeki sorunu iyileştirmek için asıl odak olan ayaktaki mantarı bulup tedavi etmek öncelikli olabilir. Uyuz hastalığı veya bazı sedef hastalığı türleri de kaşıntılı lezyonlarla benzer görüntüler yaratabilir. Sorunun gerçek kaynağını bulmak için bazı klinik testlere başvurulur. Tanıyı netleştirmek için laboratuvar ortamında yapılabilecek başlıca testler şunlardır:
- Mikroskobik inceleme
- Yama testi
- Prick alerji testi
- Deri kazıntı testi
- Kan tahlili
Günlük yaşamda dishidrotik egzama ataklarını önlemek için neler yapılabilir?
Bu rahatsızlıkta tedavi sürecinin en temel, en maliyetsiz ve uzun vadeli adımı, tahrip olmuş deri bariyerini dışarıdan düzenli olarak destekleyerek yeniden güçlendirmektir. Su ve normal sabunla çok sık temas cildin koruyucu doğal yağlarını azaltabileceği için, temizlik alışkanlıklarında ufak tefek değişiklikler yapmak büyük fayda sağlayabilir. Bulaşık veya ev temizliği yaparken kimyasallarla doğrudan temastan kaçınmak ve elleri terleten sentetik plastik eldivenleri çıplak tene uzun süre değdirmemek önemli koruyucu adımlardır. Bunun yerine içi pamuklu astarı olan koruyucu eldivenler kullanılması önerilebilir. Elleri yıkarken tahriş edici sıcak su yerine ılık su tercih etmek derinin kurumasına karşı alınabilecek çok basit bir önlemdir. Yıkama işlemi bittikten hemen sonra, ciltteki nemin havaya karışıp uçmasını engellemek için cildin kaybettiği bariyeri geri kazandıracak ürünler kullanılmalıdır. Günlük hayatta cildi onarmak ve korumak için sıkça tercih edilebilecek ürünler şunlardır:
- Sabunsuz temizleyiciler
- Kokusuz medikal kremler
- Bariyer onarıcı merhemler
- Beyaz vazelin
- Pamuklu iş eldivenleri
- Seramid bazlı losyonlar
İnatçı dishidrotik egzama durumlarında başvurulan ileri tıbbi tedaviler nelerdir?
Hafif seyreden ataklarda genellikle uygulanan iltihap giderici medikal kremler, derinin hava almayacak şekilde ince bir pamuklu eldiven veya streç filmle kapatılması yöntemiyle uygulandığında şikayetleri büyük ölçüde yatıştırabilir. Bu oklüzyon yöntemi, ilacın kalın deriden emilimini artırmaya yardımcı olabilir. Ancak hastalığın çok sık tekrarladığı, alevlenmelerin geniş alanlara yayıldığı ve kişinin kalem tutmasını engelleyecek kadar şiddetli olduğu vakalarda, standart kremler yetersiz kalabilir. Bu gibi dirençli durumlarda daha kapsamlı tıbbi prosedürler devreye girebilir. Bağışıklık sisteminin hiperaktif tepkisini hücresel boyutta dengelemeyi amaçlayan ağızdan alınan sistemik ilaçlar kullanılabilir. Özel tıbbi cihazlarla uygulanan fototerapi, yani ışık tedavisi, hesaplanmış medikal ışınlarla derideki sorunlu savunma hücrelerini sakinleştirerek hastalığın seyrini yavaşlatmaya destek olabilir. Son yıllarda uygulanan bir diğer yöntem ise, hastalığın ana tetikleyicilerinden olan bölgesel aşırı terlemeyi engellemek için ter bezlerine yapılan botulinum toksin enjeksiyonlarıdır. Terlemenin azalmasıyla cildin tahriş olması engellenebilir ve egzamanın alevlenme zemini ortadan kaldırılabilir. Dirençli durumlarda semptomları hafifletmek için kullanılabilecek ileri tıbbi tedavi seçenekleri şunlardır:
- Güçlü kortikosteroid merhemler
- İmmünomodülatör kremler
- Sedatif antihistaminik haplar
- Sistemik retinoid kapsülleri
- Tıbbi ultraviyole fototerapi
- Botulinum toksin enjeksiyonları
- Medikal antiseptik kompresler
