Ankara’da lazerle akne izi tedavisi, cilt yüzeyinde akne sonrası oluşan çukur, iz ve renk düzensizliklerinin kontrollü lazer enerjisi ile azaltılmasını amaçlayan dermatolojik bir uygulamadır. Lazer ışınları ciltte kolajen üretimini uyararak dokunun yenilenmesini destekler ve daha pürüzsüz bir cilt görünümünün oluşmasına katkı sağlar.

Ankara’da lazerle akne izi tedavisi yöntemleri, fraksiyonel lazer, erbium lazer ve CO2 lazer gibi farklı teknolojiler kullanılarak uygulanabilir. Bu sistemler ciltte mikro hasar alanları oluşturarak iyileşme sürecini tetikler. Tedavi planı, izlerin derinliği, cilt tipi ve hastanın genel dermatolojik durumuna göre belirlenir.

Ankara lazer akne izi tedavisi seans süreci, genellikle birkaç seanslık uygulamalardan oluşur ve her seans arasında cildin yenilenmesi için belirli bir iyileşme süresi bırakılır. İşlem öncesinde dermatolojik değerlendirme yapılması, uygun lazer tipinin seçilmesi ve kişiye özel protokol oluşturulması tedavinin etkinliği açısından önem taşır.

Ankara’da akne izi için lazer tedavisi sonrası bakım süreci, tedavi başarısını destekleyen önemli bir aşamadır. Uygulama sonrasında güneş koruyucu kullanımı, cilt bariyerini güçlendiren dermatolojik ürünler ve doktor önerilerine uygun bakım uygulamaları, iyileşme sürecinin sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
İşlem Adı Lazerle Akne ve Akne İzi Tedavisi
Uygulama Alanı Yüz, sırt, göğüs gibi akne ve izlerinin bulunduğu bölgeler
Amaç Aktif aknelerin tedavisi ve geçmiş aknelere bağlı oluşan izlerin görünümünün azaltılması
Kullanılan Teknoloji Fraksiyonel lazer, Q-Switched lazer ve çeşitli lazer sistemleri
Etki Mekanizması Lazer ışınları cilt altındaki akne oluşumunu engeller, kolajen üretimini artırarak izlerin görünümünü azaltır
Seans Süresi Ortalama 20-40 dakika arası sürebilir
Seans Sayısı Cilt yapısı ve problemin yoğunluğuna göre 3-6 seans önerilebilir
Seans Aralıkları Genellikle 3-4 hafta aralıklarla uygulanır
İşlem Sırasında Ağrı Hafif batma ya da yanma hissi olabilir; gerekirse lokal anestezik kremler kullanılabilir
İyileşme Süreci Ciltte geçici kızarıklık, hafif kabuklanma olabilir; birkaç gün içinde normale döner
Kimler İçin Uygun Orta ve şiddetli akne problemi olanlar, akne izlerinden şikayet edenler
Kimler İçin Uygun Değil Aktif cilt enfeksiyonu olanlar, açık yarası olanlar, ışığa duyarlı hastalığı bulunanlar
İşlem Sonrası Öneriler Güneşten korunma, nemlendirici kullanımı, cilt tahriş edici ürünlerden kaçınılması
Yan Etkiler Geçici kızarıklık, hafif ödem, nadiren lekelenme veya kabuklanma görülebilir
Avantajları Cerrahi müdahale gerektirmez, kısa sürede gözle görülür iyileşme sağlar, cilt dokusunu yeniler
Uygulama Tekrarı Gerekirse yılda bir veya cilt ihtiyacına göre idame seanslar yapılabilir
ankara dermatoloji doktoru seval karasatı
Uzm. Dr. Seval Karasatı

Dr. Seval Karasatı, Ankara’da cilt sağlığı, saç ve tırnak hastalıkları, estetik dermatoloji ve lazer uygulamaları alanlarında uzman bir dermatoloji (cildiye) doktorudur. Bilimsel temellere dayalı yaklaşımı ve estetik bakış açısıyla her hastasına kişiye özel tedavi planları sunar.

Dermatoloji alanında Dr. Seval Karasatı; akne, rozasea, egzama, alerjik cilt hastalıkları ve saç dökülmesi gibi yaygın cilt sorunlarının yanı sıra, ben takibi ve cilt kanserlerinin erken teşhisi konularında da uzmanlaşmıştır. Modern cihazlar ve güncel tedavi yöntemleriyle hastalarına etkili çözümler sunar.

Ankara’da dermatoloji uzmanı olarak hizmet veren Dr. Seval Karasatı, aynı zamanda estetik dermatoloji uygulamalarında da deneyim sahibidir. Dolgu, PRP, mezoterapi, altın iğne ve lazer işlemleriyle cilt yenilenmesi ve gençleşmesini hedefleyen bütünsel tedaviler uygular.

Dr. Seval Karasatı, her hastası için kapsamlı bir değerlendirme yaparak tedavi sürecini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirir. Amacı, sadece hastalıkların tedavisi değil; aynı zamanda sağlıklı, canlı ve estetik açıdan dengeli bir cilt görünümü kazandırmaktır.

Randevu Oluşturun Randevu Oluşturun

Lazer teknolojisi nedir ve sivilce tedavisinde nasıl çalışır?

Lazer, aslında çok odaklanmış ve güçlü bir ışık demetidir. Bu teknolojinin sivilce tedavisindeki başarısı, “Seçici Fototermoliz” adını verdiğimiz akıllı bir prensibe dayanır. Bu karmaşık terimi basitçe “ışık yoluyla belirli bir hedefi seçerek ısıtıp yok etme” olarak açıklayabiliriz.

Lazer, cildin yüzeyine zarar vermeden, sadece sorunun kaynağına odaklanan bir “akıllı bomba” gibidir. Çevredeki sağlıklı dokuya dokunmaz. Cildin altındaki farklı “hedefleri” (biz bunlara kromofor deriz) tanır ve enerjisini sadece onlara odaklar. Akne tedavisinde üç ana hedefimiz vardır:

  • Bakterinin Kendisi: Sivilce bakterisinin bıraktığı kimyasal iz.
  • Kızarıklık ve İltihap: Sivilcenin yarattığı hasarlı kan damarları.
  • Hasarlı Doku: Sivilce izlerini ve çukurlarını onarmak.

Lazer, bu hedeflerin her birine kilitlenerek çalışır ve cildin kendi kendini onarma sürecini tetikler.

Lazer ışığı sivilceye neden olan bakterileri nasıl yok eder?

Gözeneklerin içinde yaşayan ve sivilceye neden olan C. acnes (ya da eski adıyla P. acnes) adlı bakteri, yaşam döngüsünün bir parçası olarak “porfirin” adı verilen bir madde üretir. Bu porfirinler, lazerin belirli ışık dalga boylarına (özellikle mavi ve kırmızı ışık) karşı çok hassastır.

Lazer ışığı bu porfirinlerle temas ettiğinde, kimyasal bir reaksiyonu tetikler. Bu reaksiyon, bakteri için zehirli olan moleküllerin (serbest oksijen radikalleri) oluşmasına yol açar. Basitçe söylemek gerekirse, lazer ışığı bakteriyi, antibiyotik kullanmaya gerek kalmadan, kendi ürettiği maddeyi kullanarak etkisiz hale getirir. Bu sivilcenin en temel nedenlerinden birini, yani bakteriyel yükü, ilaçsız bir şekilde azaltmanın bir yoludur.

Sivilcenin bıraktığı inatçı kırmızılık için lazer tedavisi var mı?

Evet, hem de bu sivilce sonrası leke tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir.

Bir sivilce sadece bakteri barındırmaz, aynı zamanda bir iltihap (inflamasyon) alanıdır. Vücudunuz sivilceyle savaşmak için o bölgeye kan akışını artırır. Bu “savaş” bittikten sonra bile, geride hasar görmüş ve genişlemiş kılcal damarlar kalır. Sivilce sönse bile, bu damarlar o bölgede inatçı bir “kırmızı leke” olarak kalmaya devam eder.

İşte burada vasküler (damarsal) lazerler devreye girer. Bu lazerlerin hedefi, kandaki “oksihemoglobin”dir. Özellikle IPL, PDL (Pulsed Dye Laser) ve KTP lazerler bu konuda çok başarılıdır. Bu lazerler, cildin yüzeyini geçerek doğrudan o genişlemiş kılcal damarları hedefler. Damarı kontrollü bir şekilde ısıtarak büzüşmesini ve kapanmasını sağlar. Vücut daha sonra bu işlevsiz damarı doğal yollarla temizler. Sonuç olarak kızarıklığa neden olan altyapı ortadan kalkar ve cilt tonu normale döner. Bu özellikle sivilcesi geçse bile yüzü hep kırmızı görünen kişiler için harika bir çözümdür.

Lazer tedavisinden sonuç almak ne kadar sürer?

Bu akne tedavisinde en önemli konulardan biridir: Doğru beklentiye sahip olmak. Lazer tedavileri bir “sihirli değnek” değildir; bunlar bir süreçtir ve sabır gerektirir.

Akılda tutulması gereken bazı önemli noktalar vardır:

  • Tek seans nadiren yeterlidir.
  • Genellikle 4 ila 6 seans gerekir.
  • Seanslar arasında haftalar olması gerekir.
  • Sonuçlar anında değil zamanla ortaya çıkar.

En ilginç bulgu, klinik iyileşmenin genellikle son tedavi seansından haftalar, hatta aylar sonra zirveye ulaşmasıdır. Neden mi? Çünkü lazer, cildin kendi kendini onarma ve yeniden düzenleme mekanizmalarını tetikler. Yağ bezinin küçülmesi, iltihabın tamamen yatışması ve cildin kendini toparlaması zaman alır. Bu yüzden sürece güvenmek çok önemlidir.

Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Sivilce izleri (skarlar) neden farklı görünür ve lazer tedavisi burada nasıl çalışır?

Aktif sivilceler kontrol altına alındıktan sonra, geride kalan “hasar” ile ilgilenmemiz gerekir. Akne skarları, sivilce iltihabının cildin derin katmanlarına (dermis) zarar vermesi ve oradaki normal kolajen yapısını bozması sonucu oluşur.

Tüm izler aynı değildir. Başlıca üç ana çökük (atrofik) skar tipi vardır:

  • Ice Pick (Buz Kıracağı)
  • Boxcar (Vagon İzi)
  • Rolling (Dalgalı)

Ice Pick skarlar derin ve dardır; Boxcar, keskin kenarlı çöküntülerdir; Rolling ise cilde dalgalı bir görünüm verir.

Başarılı bir skar tedavisi, bu farklı skar tiplerine yönelik bir strateji gerektirir. İşte burada “Fraksiyonel Lazerler” devreye girer. Geleneksel lazerler cildin tamamını soyarken, “fraksiyonel” (kesirli) lazerler çok daha akıllıca bir iş yapar.

Bu yöntemi, cildin tamamını soymak yerine, cilde mikroskobik binlerce “termal kolon” açan bir havalandırma işlemi gibi düşünebilirsiniz. Lazer atışının değdiği yerler tedavi edilirken, aralarda kalan sağlıklı dokuya hiç dokunulmaz. Bu “sağlam adacıklar”, tedavi edilen hasarlı bölgelerin çok hızlı bir şekilde iyileşmesini sağlar. Bu sayede cildin tamamını soymanın getirdiği uzun iyileşme süreleri ve riskler olmadan, cildin derinliklerinde güçlü bir kolajen üretimini tetiklemiş oluruz.

Ablatif fraksiyonel lazer (CO2) tedavisi nedir ve iyileşme süreci nasıldır?

“Ablatif”, cildin en üst katmanını (epidermis) kontrollü bir şekilde buharlaştıran, yani “soyan” anlamına gelir. Fraksiyonel Karbon Dioksit (FCO2) ve Erbium:YAG (Er:YAG) bu grubun “ağır topları”dır.

Bu lazerlerin hedefi, derimizdeki “su” molekülleridir. Lazer ışığı, cilde temas ettiği mikroskobik kolonda suyu anında buharlaştırır ve o doku kolonunu ortadan kaldırır.

Bu vücut tarafından “ciddi bir yaralanma” olarak algılanır ve muazzam bir kolajen üretimi atağı başlatır. Vücut, bu mikroskobik yaraları onarmak için “acil durum” moduna geçer. Bu yeni, sağlıklı kolajen, alttan üste doğru büyüyerek çukurlu skar dokusunun yerini alır.

Derin ‘Ice Pick’ ve ‘Boxcar’ skarları gibi şiddetli ve derin izleri olanlar için en etkili yöntem budur. Klinik çalışmalar bu tedaviyle skarların görünümünde %30 ila %70 arasında belirgin bir iyileşme olduğunu göstermektedir.

Ancak bu gücün bir bedeli vardır: Tedavi sonrası 5 ila 7 gün süren belirgin kızarıklık, ödem ve kabuklanma beklenir. Bu süre, sosyal hayattan bir miktar uzak kalmayı ve evde yoğun bir bakım süreci geçirmeyi gerektirebilir.

Non-ablatif fraksiyonel lazer tedavisi kimler için uygundur?

“Non-Ablatif”, cildin yüzeyini (epidermis) sağlam bırakan, soymayan anlamına gelir. Bu lazerler (örneğin 1410 nm veya 1550 nm dalga boyları), cildin yüzeyinden bozulmadan geçer ve enerjilerini doğrudan cildin alt katmanına (dermis) bırakır.

Yüzeyi yakmadan, cildin altında, kontrollü “ısı cepleri” oluştururlar. Bu termal etki ablatif lazer kadar agresif olmasa da dermisi ısıtarak kolajen üretimini (neocollagenesis) güçlü bir şekilde uyarır.

Bu tedavinin en büyük avantajı iyileşme sürecidir (downtime). Tedavi sonrası genellikle sadece ilk 24 saat süren geçici bir kızarıklık görülür. Ertesi gün makyaj yapılabilir ve normal hayata dönülebilir.

Hafif ila orta dereceli skarları (özellikle ‘Rolling’ skarlar) olan veya en önemlisi, iyileşme için işten veya sosyal hayattan ara verme lüksü olmayan hastalar için mükemmel bir alternatiftir. Sonuçlar daha yavaş ve daha fazla seansla (genellikle 3-5 seans) elde edilir.

İlginç bir şekilde ablatif lazerler klinik olarak daha “belirgin” bir iyileşme sağlasa da bazı çalışmalarda non-ablatif lazerlerin “hasta memnuniyeti” açısından daha yüksek çıktığı görülmüştür. Bu durum iyileşme sürecinin hastanın yaşam kalitesi üzerindeki etkisinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Sivilce izi tedavisinde neden kombine yöntemler daha başarılıdır?

Akne izleri karmaşık olduğundan, en iyi sonuçlar genellikle tek bir yöntemle değil farklı teknolojilerin birleştirilmesiyle elde edilir.

  • Lazer + PRP (Trombositten Zengin Plazma): Bu günümüzün en güçlü kombinasyonlarından biridir. Fraksiyonel lazerin (özellikle FCO2) ciltte açtığı o mikroskobik kanallar, değerli bir “taşıma yolu” oluşturur. Tedaviden hemen sonra, hastanın kendi kanından elde edilen ve büyüme faktörleriyle dolu olan PRP solüsyonu cilde uygulanır. Bu büyüme faktörleri, açılan kanallardan doğrudan cildin derinlerine sızar. Lazerin başlattığı “yeniden yapılanma” sürecine, PRP “ekstra destek ve en kaliteli malzemeyi” sağlar. Bu sinerji, hem kolajen üretimini en üst düzeye çıkarır hem de iyileşme sürecini hızlandırır.
  • Pikosaniye Lazerler (Koyu Cilt Tipleri İçin): Bu özellikle esmer ve koyu tenli hastalar için bir devrimdir. Geleneksel lazerler ısı ile çalışır ve bu da koyu tenlerde lekelenme (PIH) riski yaratır. Pikosaniye lazerler ise enerjilerini nanosaniyede değil pikosaniyede (saniyenin trilyonda biri) verirler. Bu inanılmaz kısa atış süresi, ısı birikmesine izin vermez. Isı yerine, “foto-akustik” bir şok dalgası yaratırlar. Bu şok dalgası, cildin altında kolajen üretimini tetikler. En büyük avantajı şudur: Yüzeyde ısı hasarı yaratmadığı için, koyu tenli hastalarda lekelenme (PIH) riski anlamlı ölçüde daha düşüktür.
Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Sistemik izotretinoin (Roaccutane vb.) kullanırken lazer tedavisi yaptırmak güvenli midir?

Bu dermatolojide uzun süredir devam eden bir tartışmaydı ve hastaların kafasını en çok karıştıran konulardan biridir.

Geleneksel kural, bu ilacın kullanımından sonra lazer gibi invaziv işlemler için en az 6 ay beklenmesi gerektiği yönündeydi. Gerekçe, izotretinoinin yara iyileşmesini geciktirebileceği ve anormal yara izi (keloid) oluşturma riskini artırabileceği endişesiydi.

Ancak güncel bilimsel veriler ve sistematik incelemeler bu katı kuralı sorgulamaktadır. Yapılan analizler, izotretinoin tedavisi sırasında veya hemen sonrasında non-ablatif (soymayan) veya fraksiyonel lazer uygulanan yüzlerce hastada, ciddi yan etki riskinin “çok az veya hiç olmadığını” göstermektedir.

Bu dermatologlara, skarların erken müdahale ile daha iyi iyileştiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, bazı hastalarda daha erken müdahale etme esnekliği sağlar. Elbette, agresif, tam ablatif (tüm yüzeyi soyan) lazerler için 6 aylık bekleme kuralı genellikle hala geçerlidir. Bu karar, mutlaka riskleri ve faydaları bilen bir dermatolog tarafından hastaya özel olarak verilmelidir.

Lazer tedavisi sonrası beni neler bekler?

Lazer tedavisi sonrası bazı geçici yan etkiler normal ve beklenen bir durumdur. Bunlar iyileşme sürecinin bir parçasıdır ve cildin kendini yenilediğini gösterir.

En sık görülen geçici durumlar şunlardır:

  • Hafif kızarıklık
  • Şişlik (ödem)
  • Güneş yanığı hissi
  • Ciltte geçici batma veya sıcaklık
  • Kabuklanma ve soyulma (özellikle ablatif lazerler sonrası)
  • Geçici lekelenme (PIH) (özellikle koyu tenlilerde, güneşten korunmazsa)

Bu etkilerin tümü geçicidir ve doğru bakımla yönetilebilir.

Tedavi sonrası iyileşmeyi hızlandırmak için hangi bakım kurallarına uymalıyım?

Lazer tedavisinin başarısı, en az cihaz kadar, hastanın tedavi sonrası bakıma uyumuna da bağlıdır. İyileşme sürecini sabote edebilecek veya kalıcı hasara yol açabilecek riskleri önlemek için bu kurallara harfiyen uyulmalıdır.

Özellikle güneş koruması, lekelenmeyi önlemek için hayati önem taşır. Cilt, UV ışınlarına karşı aşırı savunmasız hale gelir. Aynı şekilde cildi tahriş edebilecek ürünlerden kaçınmak ve iyileşme sürecine müdahale etmemek (kabukları koparmamak gibi) enfeksiyon ve kalıcı iz riskini önler.

Tedavi sonrası başarı için uymanız gereken bazı kritik kurallar vardır:

  • Sıkı güneş koruması (en az 4-6 hafta)
  • Yüksek SPF’li, geniş spektrumlu güneş kremi kullanımı
  • Güneş kreminin gün içinde tekrarlanması
  • Tahriş edici ürünlerden (retinol, asitler, alkol) kaçınmak
  • Sadece nazik, parfümsüz temizleyiciler kullanmak
  • Sadece onarıcı, non-komedojenik nemlendiriciler kullanmak
  • Yoğun egzersiz, sauna ve buhardan kaçınmak (ilk birkaç gün)
  • Çok sıcak duş almamak
  • Cildi kaşımamak
  • Kabukları kesinlikle koparmamak

Bir dermatolog akne ve skar için lazer tedavisini nasıl planlar?

Başarılı bir akne ve skar tedavisi, aceleye getirilmiş tek seanslık bir müdahale değil dikkatle planlanmış aşamalı bir stratejidir. Bu bir “yol haritası” çizmeyi gerektirir.

  • Aşama 1: Yangını Söndürmek (Aktif Akne Kontrolü)

Öncelik her zaman aktif iltihabı durdurmaktır. Yanan bir araziye yeni çim ekemezsiniz. Bu aşamada, inflamasyonu azaltmak, bakteriyel yükü düşürmek ve sebum üretimini kontrol altına almak için KTP (532 nm) gibi lazerler kullanılır.

  • Aşama 2: Hasarı Onarmak (Skar Revizyonu)

Aktif sivilceler kontrol altına alındıktan sonra, geride kalan izlerin tipine (morfolojisine) göre bir plan yapılır.

Genel yaklaşım şu şekildedir.

  • Derin Çukurlar ve Şiddetli Skarlar: En yüksek yapısal iyileşme için Fraksiyonel Ablatif Lazer (FCO2) ile PRP (Trombositten Zengin Plazma) kombinasyonu tercih edilir.
  • Minimal İyileşme Süresi Gereken Durumlar: Hafif-orta skarları olan veya işten ara veremeyen hastalar için Fraksiyonel Non-Ablatif (soymayan) lazerler güvenli bir alternatiftir.
  • İnatçı Kırmızı İzler: Skar çukur değil sadece kırmızı bir leke ise, PDL (595 nm) gibi vasküler lazerler bu damarsal bileşeni hedeflemek için şarttır.
  • Koyu Ten Rengi ve Lekelenme Riski: Lekelenme riskini en aza indirmek için Fraksiyonel Pikosaniye 1064 nm lazer, en güvenli ve etkili seçenek olarak öne çıkmaktadır.

Akne ve skar tedavisinde “en iyi” tek bir yöntem var mıdır?

Hayır. “En iyi” yöntem tek bir lazer cihazı değil kişiye özel, çok modüllü bir tedavi rejimidir.

Akne skarı tedavisinde tek bir lazer sistemine bağımlı kalma dönemi sona ermiştir. Güncel kanıtlar, en üst düzeydeki klinik sonuçların; doku ablasyonunu (yenileme), kolajen indüksiyonunu (uyarma), vasküler modülasyonu (kızarıklık giderme) ve biyokimyasal sinyallemeyi (PRP veya vitaminler) birleştiren sofistike protokollerle elde edildiğini net bir şekilde göstermektedir.

Ortalama Fiyatlar Ne Kadar?

İşlemin fiyatları tedavinin yapılacağı kliniğe, hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.

İşlem Yaptıranların Yorumları

Dr.Seval Karasatı'nın yorumları için Google Haritalar veya Doktortakvimi'ni ziyaret edebilirsiniz.

Öncesi Sonrası Fotoğraflar

İşlem sonuçları için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Lazerle akne ve akne izi tedavisi özellikle yağlı, gözenekli ve akneye yatkın ciltlerde daha başarılı sonuç verir. Açık tenli kişilerde yan etki riski düşüktür, ancak uygun lazer seçimiyle koyu tenlilerde de güvenle uygulanabilir.

Lazer ışığı, ciltteki bakterileri yok eder ve sebum üretimini azaltarak yeni akne oluşumunu engeller. Aynı zamanda iltihaplanmayı azaltarak aktif sivilcelerin daha hızlı iyileşmesini sağlar.

İyileşme süresi kullanılan lazer türüne bağlı olarak 5 ila 10 gün arasında değişir. Bu süreçte cilt hafif kızarabilir ve soyulabilir; yeni, pürüzsüz bir cilt dokusu zamanla ortaya çıkar.

Tedavi sonrası cilt hassas hale geldiği için güneş ışınları lekelenme riskini artırır. Bu nedenle yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanmak ve doğrudan güneşten kaçınmak büyük önem taşır.

Evet, uygun medikal tedavi, bakım ve düzenli cilt temizliğiyle lazer tedavisinin sonuçları uzun süre korunabilir. Ancak hormonal değişiklikler veya yanlış ürün kullanımı yeni akne oluşumuna yol açabilir.

Genellikle tedaviden 48 saat sonra, cilt yatıştıktan sonra hafif makyaj yapılabilir. Ancak cilt tamamen iyileşmeden kapatıcı ve ağır ürünlerden kaçınılması önerilir.

Lazer tedavisi cildin alt tabakalarına daha derin etki eder ve kolajen üretimini artırır. Dermapen ise mikro iğnelerle yüzeysel yenilenme sağlar; genellikle hafif izlerde tercih edilir.

Hamilelik döneminde lazer uygulamaları genellikle önerilmez. Hormonal değişiklikler cilt hassasiyetini artırabileceğinden tedavi doğum sonrası döneme ertelenmelidir.

İzlerin derinliğine ve cilt yapısına bağlı olarak 3 ila 6 seans arasında değişir. Seanslar genellikle 4 hafta arayla yapılır ve her seansta cilt dokusu kademeli olarak yenilenir.

Tedaviden sonra cildi nemlendiren, parfümsüz ve hassas formüllü ürünler kullanılmalıdır. Cilt tamamen iyileşene kadar peeling, sıcak su ve agresif kozmetiklerden uzak durulmalıdır.

Son Yazılar

Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji Doktorlarına ve Hastanelerine Sahip?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Önerileri

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere [...]

Devamını Oku ➜
Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora Gidilir? Hangi Bölüm Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora [...]

Devamını Oku ➜
Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Cilt Hastalıkları » Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası [...]

Devamını Oku ➜
Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial Arasındaki Farklar Nelerdir?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial [...]

Devamını Oku ➜