Dolgu, estetik ve rekonstrüktif amaçlarla cilt altına enjekte edilen, hacim kazandırıcı ve kırışıklıkları giderici maddelerdir. Hyaluronik asit, kalsiyum hidroksiapatit ve polilaktik asit gibi biyouyumlu içerikler kullanılarak uygulanır. İşlem, minimal invazivdir ve hızlı iyileşme süreciyle tercih edilir.

Yüz dolgusu uygulamaları, yaşlanma belirtilerini azaltmak ve yüz hatlarını belirginleştirmek amacıyla yapılır. Elmacık kemiği, dudak ve çene hattı en sık işlem yapılan bölgelerdir. Dolgu, kişinin yüz anatomisine uygun planlanarak doğal bir görünüm elde edilmesi hedeflenir.

Göz altı ışık dolgusu, cilt altı hacim kaybını gidererek morluk ve çukur görünümünü azaltır. Bu uygulama, düşük yoğunluklu hyaluronik asit içerikleriyle yapılır ve cildin nem dengesini destekler. Sonuç, daha dinç ve aydınlık bir yüz ifadesidir.

Dolgu sonrası bakım, işlem sonuçlarının kalıcılığı açısından önemlidir. İlk 24 saat aşırı mimik hareketlerinden kaçınılmalı, bölgeye masaj uygulanmamalı ve güneşten korunulmalıdır. Etki süresi kullanılan maddeye göre değişmekle birlikte genellikle 6–18 ay arasında devam eder.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım Dolgu uygulamaları, cilt altına hacim verici maddelerin enjekte edilerek kırışıklıkların giderilmesi, yüz hatlarının belirginleştirilmesi ve hacim kayıplarının ve asimetrilerin düzeltilmesi amacıyla yapılan ameliyatsız estetik işlemlerdir.
Kullanılan Dolgu Maddeleri En yaygın kullanılan madde hyalüronik asittir. Vücutta doğal olarak bulunan bu madde cilde hacim, nem ve esneklik kazandırır. Ayrıca kalsiyum hidroksilapatit ve polikaprolakton gibi alternatif maddeler de tercih edilebilir.
Uygulama Alanları / Amaçları Dudak dolgunlaştırma, nazolabial (burun-ağız arası) çizgi dolgusu, göz altı ışık dolgusu, elmacık kemiği belirginleştirme, çene hattı şekillendirme, alın ve şakak dolgunlaştırma gibi birçok alanda uygulanabilir.
Etki Süresi & Sonuç İşlemin etkisi hemen gözlemlenir. Kalıcılığı kullanılan maddeye göre değişmekle birlikte ortalama 6 ila 18 ay arasındadır. Düzenli tekrarlarla etki süresi uzatılabilir.
İşlem & İyileşme Uygulama öncesi lokal anestezik krem sürülür. İşlem genellikle 15–30 dakika sürer. Sonrasında hafif şişlik, kızarıklık ya da morluk olabilir; bu etkiler birkaç gün içinde geçer. Kişi günlük yaşamına aynı gün dönebilir.
Avantajlar Ameliyatsız bir yöntem olması, kısa sürede uygulanabilmesi, hızlı iyileşme sağlaması ve doğal görünümlü sonuçlar elde edilebilmesi nedeniyle sık tercih edilir.
ankara dermatoloji doktoru seval karasatı
Uzm. Dr. Seval Karasatı

Dr. Seval Karasatı, Ankara’da cilt sağlığı, saç ve tırnak hastalıkları, estetik dermatoloji ve lazer uygulamaları alanlarında uzman bir dermatoloji (cildiye) doktorudur. Bilimsel temellere dayalı yaklaşımı ve estetik bakış açısıyla her hastasına kişiye özel tedavi planları sunar.

Dermatoloji alanında Dr. Seval Karasatı; akne, rozasea, egzama, alerjik cilt hastalıkları ve saç dökülmesi gibi yaygın cilt sorunlarının yanı sıra, ben takibi ve cilt kanserlerinin erken teşhisi konularında da uzmanlaşmıştır. Modern cihazlar ve güncel tedavi yöntemleriyle hastalarına etkili çözümler sunar.

Ankara’da dermatoloji uzmanı olarak hizmet veren Dr. Seval Karasatı, aynı zamanda estetik dermatoloji uygulamalarında da deneyim sahibidir. Dolgu, PRP, mezoterapi, altın iğne ve lazer işlemleriyle cilt yenilenmesi ve gençleşmesini hedefleyen bütünsel tedaviler uygular.

Dr. Seval Karasatı, her hastası için kapsamlı bir değerlendirme yaparak tedavi sürecini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirir. Amacı, sadece hastalıkların tedavisi değil; aynı zamanda sağlıklı, canlı ve estetik açıdan dengeli bir cilt görünümü kazandırmaktır.

Randevu Oluşturun Randevu Oluşturun

Dolgu Nedir?

Dolgu, yüzdeki hacim kaybını gidermek, kırışıklıkları azaltmak ve yüz hatlarını belirginleştirmek amacıyla deri altına enjekte edilen maddelerdir. En yaygın kullanılan dolgu maddesi hyaluronik asittir. Dudak, yanak, göz altı, nazolabial bölge gibi alanlara uygulanabilir. Etkisi genellikle 6-18 ay sürer ve işlem kısa sürede tamamlanır.

Dolgu
Dolgu

Dolgu uygulamaları neden bu kadar popüler?

Dermal dolgular, ya da halk arasında bilindiği adıyla “dolgu” uygulamaları, modern estetik tıbbın en sık başvurulan yöntemlerinden biri haline geldi. Yüzü gençleştirme, hatları belirginleştirme ve yıllar içinde kaybolan hacmi geri kazandırma konusunda cerrahi olmayan, yani ameliyatsız çözümler sunarlar.

Bu uygulamaların son yıllardaki yüksek popülaritesinin temel nedeni budur. Önceleri sadece ameliyat masasında elde edilebilen belirgin estetik iyileşmeleri, çok daha düşük maliyetle, iyileşme sürecine neredeyse hiç ihtiyaç duymadan veya çok kısa bir sürede sunabilmektedirler.

Elbette etkili ve güvenli bir dolgu uygulaması için, işlemi yapan hekimin dolgu maddelerinin temel yapısını, nasıl etki gösterdiklerini ve her bir ürünün cilt altında nasıl davrandığını çok iyi bilmesi gerekir. Bu temel bilgi, hem en iyi estetik sonucu almak hem de hastanın güvenliğini sağlamak için kritik öneme sahiptir.

Dolgu uygulamaları, yaşlanmanın birçok belirtisine ve bazı yapısal eksikliklere çözüm sunar. Başlıca kullanım alanları şunlardır:

  • Yaşa veya hastalığa bağlı kaybolan hacmi geri kazandırmak.
  • Ciltteki çöküntüleri ve yara izlerini yumuşatmak.
  • İnce çizgileri ve derin kırışıklıkları (örneğin burun kenarından dudağa inen çizgiler) gidermek.
  • Dudakları dolgunlaştırmak ve şekillendirmek.
  • Yüzdeki asimetrileri düzeltmek.
  • Göz altı çöküklüklerini ve koyu halkaların gölgeli görünümünü hafifletmek.
  • El, boyun ve dekolte bölgelerini gençleştirmek.
  • Çene ve çene hattı (jawline) konturlarını belirginleştirmek.
  • Yanakları ve elmacık kemiklerini dolgunlaştırmak.

Kaç çeşit dolgu maddesi vardır ve bu dolgular nasıl sınıflandırılır?

Dolgu maddelerini sınıflandırmanın birkaç yolu vardır, ancak en yaygın olanı iki ana kritere dayanır: kalıcılık süreleri ve yapıldıkları malzemenin içeriği.

Birincisi, dolguların dokuda ne kadar süre kaldığıdır. Bu gruptakiler:

  • Geçici dolgular
  • Yarı kalıcı dolgular
  • Kalıcı dolgular

Günümüzde kozmetik amaçla en sık geçici dolgular tercih edilir. Güvenli profilleri, uygulama kolaylıkları ve güvenilir sonuçları nedeniyle ön plandadırlar. Özellikle ‘biyobozunur’ olmaları, yani vücut tarafından zamanla tamamen parçalanıp atılabilmeleri, uzun vadeli riskleri azalttığı için büyük bir avantajdır. Kalıcı dolgular, geri dönüşü olmayan sonuçlar ve uzun vadeli komplikasyon riskleri nedeniyle artık modern dermatoloji pratiğinde neredeyse hiç tercih edilmemektedir.

İkinci sınıflandırma ise dolgunun temel malzemesine göredir. Güncel estetikte kullanılan başlıca dolgu malzemeleri şunlardır:

  • Hyalüronik Asit (HA)
  • Kalsiyum Hidroksiapatit (CaHA)
  • Poli-L-laktik asit (PLLA)
  • Kolajen (Artık çok nadir kullanılmaktadır)

Hyalüronik asit dolguları neden bu kadar çok tercih ediliyor?

Hyalüronik asit (HA) türevleri, dünya çapında açık ara en popüler ve en çok kullanılan dolgu maddesidir. Bunun çok geçerli nedenleri var. Birincisi, HA aslında vücudumuzda doğal olarak bulunan, cildimize, eklemlerimize ve gözlerimize nem ve hacim veren bir şeker molekülüdür. Yani vücudumuza yabancı bir madde değildir.

İkinci olarak etki mekanizması çok doğaldır. HA, ‘hidrofilik’ bir maddedir; yani bir sünger gibi kendi ağırlığının kat kat fazlası suyu tutar. Enjekte edildiği bölgede bu su tutma kapasitesi sayesinde anında, pürüzsüz bir hacim ve dolgunluk sağlar.

Üçüncüsü, güvenli ve geçicidir. HA dolgularının etkisi kalıcı değildir. Ürüne, uygulanan bölgeye ve kişinin metabolizmasına bağlı olarak ortalama 6 ila 12 ay (bazı yoğun dolgularda 18 aya kadar) içinde vücut tarafından yavaşça ve doğal bir süreçle emilirler. Bu geçicilik, bir dezavantaj gibi görünse de aslında büyük bir güvenlik avantajıdır; beğenilmeyen veya değişen bir yüz dinamiğine uyum sağlamak için esneklik sunar.

Ancak belki de en önemli avantajı, geri döndürülebilir olmasıdır. ‘Hyalüronidaz’ adı verilen bir enzim, HA dolgusunu hızla eritebilir. Bu istenmeyen bir estetik sonuç veya (çok nadir de olsa) acil bir risk durumunda elimizde adeta bir ‘panzehir’ olmasını sağlar. Bu güvenlik mekanizması, HA dolgularını diğerlerine göre stratejik olarak üstün kılar.

Tüm hyalüronik asit dolguları aynı mıdır?

Kesinlikle hayır. Piyasada çok sayıda hyalüronik asit dolgusu olsa da bunlar kesinlikle aynı değildir. Bir dolgu jelinin cilt altındaki davranışı, onun ‘reolojik’ özelliklerine, yani akışkanlık ve sertlik ayarlarına bağlıdır. Bu dolgular birbirinden şu açılardan ciddi farklar gösterir:

  • Konsantrasyonları (yoğunlukları)
  • Parçacık boyutları
  • Çapraz bağ yoğunlukları (bu dolgunun kalıcılığını ve yapısını belirler)
  • Su tutma kapasiteleri (hidrofilisite)
  • Sertlik ve esneklikleri
  • İçerdikleri ek maddeler (örneğin ağrıyı azaltan lidokain)

Bu farklılıklar, hangi ürünün hangi anatomik bölge için (örneğin dudak mı, yanak mı, göz altı mı) uygun olduğunu belirler. Göz altına konulacak bir dolgu ile çene hattını belirginleştirecek bir dolgu asla aynı ürün olamaz.

Dolgunun “sertliği” veya “yumuşaklığı” neden önemlidir?

Bir dolgunun kıvamı, yani ne kadar sert veya ne kadar akışkan olduğu, onun en temel özelliğidir ve nerede kullanılacağını belirler. Bunu bir bina inşa etmek gibi düşünebilirsiniz; temel için güçlü, sağlam malzemelere, ince işçilik içinse daha esnek, kolay şekil alan malzemelere ihtiyaç duyarsınız.

  • Sert ve Yoğun Dolgular: Bunlar daha ‘jöle kıvamında’ ve ‘sağlam’ jellerdir. Görevleri, derin dokuda destek ve projeksiyon (öne doğru çıkıntı) sağlamaktır. Örneğin yanakları kaldırmak, çeneyi veya çene hattını (jawline) belirginleştirmek gibi kemik yapısını taklit eden yapısal işlemlerde bu tip dolgular tercih edilir. Bu dolgular, uygulandıkları yerde bir “iskele” görevi görürler.
  • Yumuşak ve Akışkan Dolgular: Bunlar ise daha ‘su gibi’ ve esnektir. İnce çizgileri doldurmak, göz altı gibi hassas ve ince derili bölgelerdeki çöküklükleri gidermek veya dudaklara sadece doğal bir nemlilik ve hafif bir kontür vermek için bu yumuşak dolgular kullanılır. Bu dolgular, dokuyla pürüzsüz bir şekilde bütünleşir ve mimiklerle hareket eder.

Doğru hekim, bu farklı ürünlerin özelliklerini bilerek, ‘HA dolgu’ gibi genel bir kavramın ötesine geçer ve her bölge için en doğru ürünü seçer. Bu dokuyla nasıl bütünleşeceğini ve yer değiştirmeden durup durmayacağını öngörmenin anahtarıdır.

Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Dolgu işlemi öncesinde doktoruma hangi bilgileri vermem gerekiyor?

Dermal dolguların başarılı ve güvenli bir şekilde uygulanması, temelde kapsamlı bir tedavi öncesi değerlendirmeye bağlıdır. Doktorunuzla yapacağınız görüşmede şu bilgileri eksiksiz paylaşmanız çok önemlidir:

  • Tüm tıbbi geçmişiniz
  • Bilinen tüm alerjileriniz (ilaç, yiyecek veya diğer maddelere karşı)
  • Düzenli olarak kullandığınız tüm ilaçlar
  • Özellikle kan sulandırıcı tedaviler (Aspirin, Warfarin/Coumadin, Plavix vb.)
  • Kanama ve morarma riskini artırabilecek takviyeler
  • Balık yağı
  • Ginkgo Biloba
  • E vitamini
  • Ginseng
  • Sarımsak tableti
  • Yakın zamanda kullandığınız NSAID grubu ağrı kesiciler (İbuprofen, Naproksen vb.)
  • Yakın zamanda geçirilmiş veya planlanmış işlemler (özellikle diş tedavileri veya aşılar)
  • Aktif veya sık tekrarlayan uçuk (herpes) enfeksiyonunuz
  • Daha önce yaptırdığınız estetik işlemler (özellikle dolgu veya botoks)
  • Önceki estetik işlemlere karşı yaşadığınız herhangi bir olumsuz reaksiyon

Bu liste, doktorunuzun morarma, kanama veya alerjik reaksiyon riskinizi en aza indirmesi ve işlemi sizin için en güvenli zamanda planlaması için gereklidir.

Kimler dolgu yaptıramaz veya dolgu yaptırması riskli olan gruplar kimlerdir?

Hasta seçiminin kritik bir bileşeni, ‘kontrendikasyonları’ (yani işlemi yapmaya engel olan durumları) belirlemektir. Bu komplikasyon olasılığını en aza indirir. Dolgu yapılması kesinlikle önerilmeyen durumlar şunlardır:

  • Gebelik ve emzirme dönemi (bu gruplarda güvenlik testleri yapılmamıştır)
  • Dolgu bileşenine (örn. HA veya lidokain) karşı bilinen ciddi alerji veya anafilaksi öyküsü
  • Enjeksiyon bölgesinde aktif enfeksiyon (örneğin aktif uçuk, selülit, iltihaplı akne)
  • Kontrolsüz sistemik hastalıklar
  • Kontrolsüz bağ dokusu hastalıkları (aktif Lupus, Skleroderma gibi)

Bazı durumlarda ise doktorunuzun kararına bağlı olarak ‘göreli’ bir risk olabilir ve dikkatli olunması gerekir. Bu durumlar:

  • Kontrol altındaki otoimmün hastalıklar
  • Kanama bozuklukları veya pıhtılaşma sorunları
  • Keloid (aşırı yara iyileşmesi) veya hipertrofik skar öyküsü
  • Bağışıklığı baskılanmış hastalar
  • Beden dismorfik bozukluğu veya gerçekçi olmayan beklentiler

Eğer kan sulandırıcı ilaçlar kullanıyorsanız, işlemi yapacak hekimin bu ilacı size başlayan hekimle (kardiyolog, hematolog vb.) konsültasyon yaparak, ilacı kesmenin güvenli olup olmadığını teyit etmesi gerekebilir.

Dolgu işlemi nerede ve kim tarafından yapılmalıdır?

Bu güvenlik açısından en kritik sorulardan biridir. Dolgu enjeksiyonu, bir güzellik bakımı veya kuaför işlemi değil tıbbi bir prosedürdür. Elde edilen sonuçlar ve daha da önemlisi güvenliğiniz, işlemi yapan kişinin beceri ve bilgisine doğrudan bağlıdır.

İşlemi, yalnızca bu konuda uzmanlaşmış, yüz anatomisine üç boyutlu olarak hakim, farklı dolgu malzemelerinin özelliklerini bilen ve en önemlisi olası bir komplikasyonu anında tanıyıp yönetebilecek eğitimli bir hekime (dermatolog veya plastik cerrah) yaptırmalısınız.

Ortam da aynı derecede önemlidir. Tıbbi olmayan bir ortamda dolgu enjeksiyonu yapmak son derece tehlikelidir. Dolgu yaptırılmaması gereken yerler:

  • Güzellik salonları
  • Kuaförler
  • Tıbbi olmayan spa merkezleri
  • Evler, otel odaları veya “dolgu partisi” ortamları

Deneyimsiz kişilerce, uygun olmayan (steril olmayan) ortamlarda yapılan işlemler, enfeksiyon, asimetri, topaklanma, yanlış plana enjeksiyon ve en kötüsü damar tıkanıklığına bağlı doku ölümü (nekroz) veya körlük gibi geri dönüşü olmayan, felaketle sonuçlanabilecek yan etkilere yol açabilir.

Dolgu enjeksiyonunda “iğne” mi “kanül” mü kullanılır?

Hekimler dolguyu dokuya yerleştirmek için iki temel araç kullanır: keskin iğneler veya künt uçlu kanüller. Her ikisinin de avantajları ve dezavantajları vardır. Genellikle en iyi sonuç için işlemin farklı aşamalarında her ikisinin bir kombinasyonu gerekir.

Keskin İğne yüksek hassasiyet sağlar. Nokta atışı yapmak, özellikle kemik üzerine küçük ve net bir dolgu ‘bolusu’ (topu) bırakmak veya çok keskin hatlar (örneğin dudak konturu) oluşturmak için idealdir. Ancak dezavantajı, birden fazla enjeksiyon noktası gerektirmesi ve keskin ucu nedeniyle damar veya sinir yaralanma riskinin teorik olarak daha yüksek olmasıdır. Daha fazla morarmaya neden olabilir.

Küt Uçlu Kanül ise son yıllarda güvenliği artırmak için giderek daha popüler hale gelmiştir. Kanülün ucu keskin değildir, yuvarlatılmıştır ve esnektir. Cilde tek bir noktadan küçük bir iğne ile girildikten sonra, kanül cilt altında ilerlerken damarları kesmek yerine aralarından kayarak onları “itme” eğilimindedir. Bu özelliği sayesinde morarma, şişlik ve ağrı riskini önemli ölçüde azaltır. En önemlisi, damar içine girme ve tıkanıklık yaratma riskini istatistiksel olarak çok daha aza indirir. Geniş alanlara (yanak, çene hattı gibi) dolguyu yaymak için mükemmeldir.

Deneyimli bir hekim, hangi bölgeye, hangi derinliğe ve hangi ürünle çalışacağına bağlı olarak iğne veya kanül seçimini stratejik olarak yapar.

Yüzde dolgu için “tehlikeli bölgeler” var mıdır?

Evet, vardır. Yüz anatomisinin çok iyi bilinmesi, dolgu güvenliğinin temelidir. Yüzün bazı bölgeleri, damar ve sinir ağının yoğunluğu, bu damarların kritik yapılarla (göz gibi) olan bağlantıları veya dokunun inceliği nedeniyle ‘tehlikeli bölgeler’ olarak kabul edilir. Bu alanlarda enjeksiyon tekniği ve derinliği hayati önem taşır.

Bu yüksek riskli bölgeler şunlardır:

  • Burun (özellikle kök ve uç)
  • Glabella (iki kaş arası)
  • Göz altı oluğu (tear trough)
  • Nazolabial olukların (burun-dudak çizgisi) derin kısımları
  • Şakak (temporal) bölgesi
  • Alın bölgesi
  • Çene ucu

Örneğin burun, damar ağı açısından son derece zengindir ve göz damarlarıyla doğrudan bağlantısı vardır. Yanlış bir enjeksiyon, çok nadir de olsa, geri dönüşü olmayan körlük veya doku ölümü (nekroz) gibi felaketle sonuçlanabilecek riskler taşır. Benzer şekilde kaş arası veya çene ucundaki risk, damar tıkanıklığından çok, sıkı doku içine aşırı dolgu verilmesine bağlı ‘basınç nekrozu’ (dokuya kan gitmemesi) olabilir. Bu nedenle bu bölgelerdeki uygulamalar, anatomiye tam hakimiyet ve ileri düzeyde teknik bilgi gerektirir.

Cilt Sağlığı Hakkında Merak Ettikleriniz İçin İletişime Geçin!

Göz altı ışık dolgusu gibi özel dolgular nasıl yapılır?

Göz altı oluğu (tear trough) düzeltmesi, “ışık dolgusu” olarak da bilinir ve en hassas dolgu uygulamalarından biridir. Bu bölgedeki başarı, birkaç kurala sıkı sıkıya bağlıdır:

Sadece bu bölge için özel olarak üretilmiş, çok yumuşak, akışkan ve su tutma kapasitesi düşük hyalüronik asit dolguları tercih edilmelidir.

Göz altına her dolgu uygulanmaz; yanlış ürün seçimi, haftalarca süren ödem ve şişliklere yol açar.

Enjeksiyon planı çok önemlidir. Dolgu, derinin hemen altına değil derine, yani göz çukuru kemiğinin hemen üzerine (supraperiosteal) yerleştirilmelidir.

Yüzeysel uygulama kesinlikle yapılmamalıdır.

‘Aşırı düzeltme’ yapılmamalıdır. Bu bölge çok az miktarda dolgu kaldırabilir (genellikle her iki göz altına toplam 1 ml’den az). Fazla dolgu, uzun süreli şişlik (ödem) veya ‘Tyndall etkisi’ denilen mavimsi bir görünüme yol açar. ‘Az, çoktur’ ilkesi bu bölge için altın kuraldır.

Genellikle enjeksiyon için iğne yerine küt uçlu kanül tercih edilmesi daha güvenlidir.

Dolgu enjeksiyonlarının olası riskleri veya yan etkileri nelerdir?

Dermal dolgu komplikasyonları, hafif ve geçici reaksiyonlardan nadir ama ciddi olaylara kadar değişir. Bunları zamanlamaya göre ikiye ayırmak en doğrusudur.

Erken Reaksiyonlar (Günler ila Haftalar):

Bunlar en sık görülen ve genellikle beklenen, geçici durumlardır:

  • Şişlik (ödem)
  • Kızarıklık
  • Morarma (ekimoz)
  • Enjeksiyon noktasında ağrı veya hassasiyet
  • Daha ciddi ancak daha nadir görülen erken olaylar şunlardır:
  • Enfeksiyon (steriliteye uyulmazsa)
  • Alerjik reaksiyonlar (kızarıklık, kaşıntı, şişme)
  • Dolgunun yanlış yere yerleştirilmesine bağlı topaklar veya asimetri
  • Uçuk (herpes) reaktivasyonu
  • Damar tıkanıklığı (iskemi/nekroz)

Gecikmiş Reaksiyonlar (Haftalar ila Yıllar):

  • Bunlar çok daha nadirdir ve genellikle vücudun dolguya karşı verdiği immünolojik bir yanıtla ilgilidir:
  • Granülom (yabancı cisim reaksiyonu olarak bilinen sert kitleler)
  • Dolgunun yer değiştirmesi (migrasyon)
  • Kalıcı nodüller veya renk değişiklikleri

Gecikmiş başlangıçlı iltihabi reaksiyonlar (bazen geçirilmiş bir enfeksiyon veya aşı sonrası tetiklenebilir)

Dolgu komplikasyonları içinde en korkulanı olan “damar tıkanıklığı” nedir?

Damar tıkanıklığı (vasküler oklüzyon), dolgu uygulamalarının en nadir fakat en ciddi komplikasyonudur. Bu dolgu maddesinin yanlışlıkla bir kan damarının içine enjekte edilmesi veya damara dışarıdan o kadar çok baskı yapmasıdır ki kan akışı durur.

Kan akışının kesilmesi, dokunun oksijensiz kalmasına (iskemi) ve hızla müdahale edilmezse doku ölümüne (nekroz) yol açar. En tehlikeli senaryo ise, bu dolgu pıhtısının (emboli) gözü besleyen artere ulaşıp körlüğe yol açmasıdır.

Bu durumu erkenden tanımak hayati önem taşır. Temel göstergeler şunlardır:

  • İşlem sırasında veya hemen sonrasında ortaya çıkan ani, şiddetli ve beklenmedik ağrı
  • Bölgede ani gelişen kalıcı soluklaşma (beyazlama) (cildin renginin aniden tebeşir gibi olması)
  • Soluklaşmayı takip eden morarma veya dantel benzeri bir kızarıklık (livedo reticularis)
  • Görme keskinliğinde azalma, bulanık görme veya tam görme kaybı (özellikle göz çevresi, burun veya kaş arası işlemlerinde)

Bir damar tıkanıklığı yaşanırsa dolgu doktorunun müdahalesi ne olmalıdır?

Şüpheli bir damar tıkanıklığının derhal yönetimi, standartlaştırılmış ve agresif olmalıdır. Bu olasılık, neden dermatoloji kliniklerinin sadece geri döndürülebilir hyalüronik asit dolgularını kullanmayı tercih ettiğinin de kanıtıdır. Çünkü elimizde bir panzehir (hyalüronidaz) vardır:

Tedavi ortamında her zaman bu duruma yönelik bir acil durum kiti bulunmalıdır. Protokolün temel adımları şunlardır:

  • Enjeksiyonu derhal durdurmak.
  • Bölgeye sıcak kompres uygulamak (damarları genişletmek için).
  • Kan akışını yeniden sağlamak için bölgeye nazikçe masaj yapmak.
  • Durum doğrulanırsa, derhal ve yüksek dozda Hyalüronidaz (eritme enzimi) enjeksiyonu yapmak. Bu enzim, HA dolgusunu eriterek tıkanıklığı açar.
  • Pıhtılaşmayı önlemek ve kan akışını artırmak için Aspirin vermek.
  • Gerekirse, klinik iyileşme görülene kadar Hyalüronidaz uygulamasını saatlik olarak tekrarlamak.

Bu sistematik ve hızlı müdahale, doku ölümünü (nekroz) neredeyse her zaman önleyebilir. Bu anatomiye hakim bir hekimin ve acil müdahale kitinin neden hayati olduğunu gösteren en önemli örnektir.

Dolgu yapıldıktan sonra nelere dikkat etmem gerekiyor?

Dolgu prosedürünün ardından çoğu hasta günlük aktivitelerine hemen dönebilir. Ancak şişmeyi ve morarmayı en aza indirmek ve dolgunun en iyi şekilde oturmasını sağlamak için bazı kurallara uymak gerekir.

İşlem sonrası uyulması gereken temel kurallar:

  • İlk 6 saat boyunca tedavi edilen bölgeye dokunmamak, masaj yapmamak veya ovalamamak (doktorunuzun özel masaj önerisi hariç).
  • İlk 24 saat yorucu fiziksel aktivitelerden, spordan kaçınmak (kan akışını artırıp şişliği artırabilir).
  • İşlem günü aşırı sıcak ortamlardan (sauna, hamam, çok sıcak duş) kaçınmak.
  • Birkaç gün alkol tüketmemek (kan sulandırıcı etkisi morarmayı artırabilir).
  • Bir gece başınız hafif yüksekte (ek bir yastıkla) uyumak şişliğin azalmasına yardımcı olabilir.
  • Bölgeye buz uygulaması (doktorunuzun önerdiği şekilde doğrudan cilde değil bir beze sararak) şişlik ve morarmayı azaltabilir.
  • En az 24 saat makyaj yapmaktan kaçınmak (enjeksiyon noktalarının enfeksiyon kapmaması için).
  • Aktif cilt bakım ürünlerine (retinol, asitli peelingler gibi) ne zaman dönebileceğinizi doktorunuza danışın (genellikle 1-2 gün sonra).

Dolgu sonuçlarını ne zaman görürüm ve kalıcılığı ne kadardır?

İşlem sonrası en sık sorulan sorulardan biri budur. Ağrı, şişlik ve morarma gibi yaygın ve hafif yan etkiler geçicidir ve genellikle 7 ila 14 gün içinde kendiliğinden kaybolur.

Dolgunun ‘nihai’ sonucunu, yani oturduğu hali görmek için bu ödemin ve şişliğin geçmesini beklemek gerekir. Bu da genellikle 1-2 hafta sürer. İlk başta görünen hacim, ödem nedeniyle biraz fazla olabilir, bu normaldir. Ödem çözüldükçe sonuç daha doğal hale gelecektir.

Hastaların, dermal dolgu tedavilerinin sonuçlarının kalıcı olmadığını bilmesi gerekir. Özellikle en sık kullandığımız güvenli HA dolgularının kozmetik etkileri, kullanılan ürünün yoğunluğuna, uygulandığı bölgeye ve kişinin metabolizmasına bağlı olarak genellikle 6 ila 12 ay arasında sürer. Bazı daha yoğun dolgular (çene, yanak gibi) 18 aya kadar kalabilir. Bu süre sonunda etki yavaşça azalır ve bakım tedavileri (rötuş) gerekir. Bu geçicilik, yüzünüzün zamanla değişen dinamiklerine uyum sağlama esnekliği sunar.

Ortalama Fiyatlar Ne Kadar?

İşlemin fiyatları tedavinin yapılacağı kliniğe, hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.

İşlem Yaptıranların Yorumları

Dr.Seval Karasatı'nın yorumları için Google Haritalar veya Doktortakvimi'ni ziyaret edebilirsiniz.

Öncesi Sonrası Fotoğraflar

İşlem sonuçları için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Dolgu uygulamaları, hyaluronik asit gibi maddelerle cilt altına hacim kazandırarak yüz hatlarını belirginleştirir. Elmacık kemikleri, çene hattı ve dudaklar daha dengeli görünür, yüzde genç ve canlı bir ifade oluşur.

Dolgu sonrası hafif şişlik veya morarma genellikle 2 ila 3 gün içinde azalır. Cilt yapısına ve uygulama bölgesine göre bu süre uzayabilir ancak çoğu kişi sosyal yaşantısına kısa sürede dönebilir.

Hamilelikte dolgu uygulaması önerilmez. Bu dönemde hormonal değişimler cilt reaksiyonlarını etkileyebilir ve dolgu maddelerinin güvenliği hamilelerde yeterince araştırılmamıştır. Doğum sonrası dönemde yapılması tavsiye edilir.

Dolgu etkisi kullanılan maddeye ve kişinin metabolizmasına bağlı olarak ortalama 9 ila 18 ay sürer. Etki azaldığında, cilt hacmi korunmak isteniyorsa yeniden dolgu yapılabilir. Düzenli uygulama kalıcılığı artırır.

Uygun teknikle yapılan dolgular yüz ifadesini değiştirmez, yalnızca hacim ve denge kazandırır. Doğal görünüm, hekimin deneyimi ve kullanılan ürünün miktarıyla doğrudan ilişkilidir. Aşırı uygulamalardan kaçınılmalıdır.

Uygulama sonrası ilk 24 saat boyunca aşırı mimik hareketlerinden, sıcak duş ve sauna gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır. Bölgeye masaj yapılmamalı ve güneşten korunma ihmal edilmemelidir.

Dolgu uygulamaları genellikle lokal anestezik kremlerle yapılır ve ağrı minimaldir. İnce uçlu iğneler veya kanüllerle gerçekleştirilen işlem sırasında hafif bir batma hissi olabilir, ancak kısa sürelidir.

Dolgu işlemleri doğrudan yaşlanmayı durdurmaz, ancak ciltteki hacim kaybını gidererek yaşlı görünümü azaltır. Düzenli dolgu uygulamaları, kırışıklıkların derinleşmesini önleyerek genç bir görünüm sağlar.

Hyaluronik asit bazlı dolgular zamanla vücut tarafından doğal yollarla emilir. Emilim süresi kullanılan dolgu tipine, miktarına ve kişinin metabolizma hızına göre değişir, genellikle 1 ila 1.5 yıl arasında olur.

Asimetri genellikle erken dönemde geçici şişlikten kaynaklanır. Ancak kalıcı farklar oluşursa doktor kontrolünde küçük ek dolgu veya düzeltme işlemleriyle denge sağlanabilir. Müdahale öncesi 2 hafta beklenmelidir.

Dolgu Türleri

Son Yazılar

Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji Doktorlarına ve Hastanelerine Sahip?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Önerileri

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere [...]

Devamını Oku ➜
Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora Gidilir? Hangi Bölüm Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora [...]

Devamını Oku ➜
Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?Dermatoloji [...]

Devamını Oku ➜
Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Cilt Hastalıkları » Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası [...]

Devamını Oku ➜
Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial Arasındaki Farklar Nelerdir?

Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial [...]

Devamını Oku ➜