Ankara’da yaşlılık lekeleri tedavisi, güneş ışınlarına bağlı olarak gelişen hiperpigmentasyon alanlarının dermatolojik yöntemlerle azaltılması veya ortadan kaldırılması amacıyla uygulanan tıbbi estetik işlemler bütünüdür. Lazer, kimyasal peeling ve leke açıcı protokoller dermatolog kontrolünde planlanır.
Ankara’da yaşlılık lekeleri tedavisi yöntemleri, ciltte melanin birikimini azaltmaya yönelik modern dermatolojik uygulamaları kapsar. Fraksiyonel lazer, IPL ışık sistemleri ve medikal peeling işlemleri lekelerin rengini açmayı ve cilt tonunu eşitlemeyi hedefler. Tedavi planı hastanın cilt tipi ve leke derinliğine göre belirlenir.
Ankara’da lazerle yaşlılık lekesi tedavisi, özellikle güneşe bağlı lentigo ve hiperpigmentasyonların giderilmesinde sık tercih edilen bir yöntemdir. Lazer enerjisi pigment hücrelerini hedef alarak lekelerin parçalanmasını sağlar. Bu yöntem kontrollü uygulanarak çevre dokulara zarar vermeden etkili sonuçlar sunar.
Ankara’da dermatolojik yaşlılık lekesi tedavisi sonrası bakım süreci, tedavinin başarısını artıran önemli bir aşamadır. Güneş koruyucu kullanımı, cilt bariyerini destekleyen dermokozmetik ürünler ve düzenli dermatolog kontrolleri yeni leke oluşumunun önlenmesine ve cilt tonunun dengelenmesine katkı sağlar.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Yaşlılık lekesi nedir? | Yaşlılık lekesi (solar lentigo), yaşlanma süreci ve güneşe uzun süreli maruziyet sonucu oluşan, ciltteki kahverengi veya siyaha yakın düz lekelerdir. Genellikle yüz, eller, omuzlar ve dekolte gibi güneşe açık bölgelerde görülür. |
| Oluşma mekanizması | Cildin uzun süreli UV ışınlarına maruz kalması, melanin üretiminde artışa neden olur. Bu da melanosit hücrelerinin aktivitesini artırarak belirli bölgelerde pigment birikmesine yol açar ve yaşlılık lekeleri oluşur. |
| Masum mu, riskli mi? | Yaşlılık lekeleri genellikle zararsızdır. Ancak lekede şekil, renk, büyüklük veya sınır değişikliği gibi farklılıklar görülürse, malign bir cilt hastalığı olasılığı göz önünde bulundurularak dermatolojik değerlendirme yapılmalıdır. |
| Tedavi yöntemleri | • Lazer tedavisi: Melanin hedeflenerek pigmentin parçalanması sağlanır.• Kimyasal peeling: AHA, TCA gibi maddelerle cilt soyularak yeni deri oluşumu desteklenir.• Mikrodermabrazyon: Cilt yüzeyi fiziksel olarak yenilenir.• Topikal kremler: Retinoid, C vitamini, hidrokinon, azelaik asit gibi içeriklerle leke açıcı etki sağlanır. |
| Öncesi / sonrası dikkat edilmesi gerekenler | Tedavi öncesinde lekenin zararsız olduğundan emin olunmalı, gerekirse dermoskopik inceleme yapılmalıdır. Cilt tipi ve güneşe maruz kalma geçmişi dikkate alınarak kişiye özel tedavi planlanmalıdır. Tedavi sonrası güneşten korunma önemlidir; geniş spektrumlu güneş koruyucular, şapka ve koruyucu giysiler kullanılmalıdır. |
Dr. Seval Karasatı, Ankara’da cilt sağlığı, saç ve tırnak hastalıkları, estetik dermatoloji ve lazer uygulamaları alanlarında uzman bir dermatoloji (cildiye) doktorudur. Bilimsel temellere dayalı yaklaşımı ve estetik bakış açısıyla her hastasına kişiye özel tedavi planları sunar.
Dermatoloji alanında Dr. Seval Karasatı; akne, rozasea, egzama, alerjik cilt hastalıkları ve saç dökülmesi gibi yaygın cilt sorunlarının yanı sıra, ben takibi ve cilt kanserlerinin erken teşhisi konularında da uzmanlaşmıştır. Modern cihazlar ve güncel tedavi yöntemleriyle hastalarına etkili çözümler sunar.
Ankara’da dermatoloji uzmanı olarak hizmet veren Dr. Seval Karasatı, aynı zamanda estetik dermatoloji uygulamalarında da deneyim sahibidir. Dolgu, PRP, mezoterapi, altın iğne ve lazer işlemleriyle cilt yenilenmesi ve gençleşmesini hedefleyen bütünsel tedaviler uygular.
Dr. Seval Karasatı, her hastası için kapsamlı bir değerlendirme yaparak tedavi sürecini kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirir. Amacı, sadece hastalıkların tedavisi değil; aynı zamanda sağlıklı, canlı ve estetik açıdan dengeli bir cilt görünümü kazandırmaktır.
Yaşlılık Lekesi Nedir?
Yaşlılık lekesi, genellikle ileri yaşlarda güneşe uzun süre maruz kalmanın bir sonucu olarak ortaya çıkan, ciltteki düz, kahverengi ya da siyah renkli pigment birikimleridir. En sık yüz, el, omuz ve kollar gibi güneş gören bölgelerde görülür. Tıbbi adı solar lentigo olan bu lekeler zararsızdır ancak estetik kaygılarla tedavi edilebilir. Lazer, kimyasal peeling ve topikal kremlerle görünümü azaltılabilir.

Yaşlılık lekesi neden oluşur?
Bu lekeler, genellikle düz, oval veya düzensiz şekilli, açık kahverengiden koyu kahverengiye kadar değişebilen renk tonlarında görülür. Toplumda en sık karıştırıldıkları durum “çiller”dir (efelidler). Aralarındaki en temel fark şudur: Çiller büyük ölçüde genetiktir ve genellikle kış aylarında veya güneşin yokluğunda solma eğilimindedir. Oysa yaşlılık lekeleri (solar lentigolar) spesifik olarak güneş hasarı tarafından tetiklenir, cildin yapısında kalıcı bir değişikliği gösterir ve güneş olmasa bile kaybolmazlar.
Bu lekelerin oluşumundaki bir numaralı sorumlu, hem doğal güneş ışığı hem de solaryum gibi yapay kaynaklardan gelen UV radyasyonudur. Özellikle açık tenli, güneşte kolayca yanan ancak zor bronzlaşan (Fitzpatrick Cilt Tipi I-III) bireylerde çok yaygındır. Ancak bu koyu tenli kişilerin güvende olduğu anlamına gelmez; leke oluşumu, cilt renginden çok, hayat boyu maruz kalınan toplam güneş miktarı ve özellikle genç yaşlarda yaşanan yoğun güneş yanıkları ile doğrudan ilişkilidir.
Bu lekeler cildin içinde nasıl kalıcı hale geliyor?
Bunu anlamak, tedavinin neden basit bir kremden daha fazlasını gerektirdiğini açıklar. Normalde cildimize rengini veren “melanosit” adlı hücreler, cildin üst katmanına (epidermis) nispeten eşit bir şekilde dağılmıştır. Ancak kronik UV hasarı, bu hücrelerin belirli bölgelerde bir araya toplanmasına, kümelenmesine ve sayılarının artmasına neden olur.
Bu hasarlı bölgede, cildin üst (epidermis) ve alt (dermis) katmanının birleştiği sınırda, bu renk hücreleri hem sayıca çoğalır hem de “hiperaktif” hale gelir; yani normalden çok daha fazla pigment (melanin) üretmeye başlarlar. Lekenin kalıcı olmasının nedeni budur: Bu sadece bir “renk” birikintisi değil aynı zamanda cildin yapısında, renk hücrelerinin sayısında meydana gelen kalıcı bir artıştır. Bu yüzden etkili bir tedavi, ya bu bölgedeki hücreleri hedef alarak (lazer gibi) yok etmeli ya da bu hücrelerin pigment üretimini uzun süreli olarak (özel kremlerle) baskılamalıdır.
Her güneş lekesi masum mudur, doktora gitmek neden şarttır?
Bu belki de tüm süreçteki en kritik sorudur. Yaşlılık lekeleri (solar lentigolar) doğası gereği iyi huylu (benign) oluşumlardır. Ancak bu lekelerin klinik görünümü (yani düz, kahverengi, bazen düzensiz kenarlı olmaları), cilt kanserinin en tehlikeli türlerinden biri olan “melanom”un erken bir formu olan “Lentigo Maligna” (LM) veya “Lentigo Maligna Melanoma” (LMM) ile tehlikeli bir şekilde karışabilir.
Sizin “yaşlılık lekesi” sandığınız şey, aslında yavaş büyüyen bir cilt kanseri olabilir. Kozmetik bir tedaviye başlamadan önce (özellikle lekeyi yok edecek lazer, kriyoterapi veya peeling gibi işlemlerden önce), o lekenin kesinlikle iyi huylu olduğundan bir dermatoloji uzmanının emin olması “zorunludur”.
Bir lekenin tehlikeli olabileceğine dair uyarı işaretleri şunlardır:
- Hızla büyümesi
- Şeklinin asimetrikleşmesi
- Kenarlarının düzensizleşmesi (girintili çıkıntılı olması)
- Renginin değişmesi (koyulaşma, siyahlaşma, alacalı bir görünüm alması)
- Üzerinde kanama olması
- Kaşınması veya hassaslaşması
- Yeni ortaya çıkması (özellikle ilerleyen yaşlarda)
Bu değişikliklerden herhangi biri fark edilirse, derhal bir dermatoloğa başvurulmalıdır.
Doktorunuz lekenizin türünü belirlemek için hangi yöntemi kullanır?
Pigmentli (renkli) bir lekenin iyi huylu mu yoksa potansiyel olarak kötü huylu mu olduğunu anlamak için kullanılan en değerli araç “Dermoskopi”dir. Dermoskop, ucunda güçlü bir ışık kaynağı ve büyütme mercekleri bulunan özel bir el cihazıdır.
Bu cihaz, cildin sadece yüzeyine değil yüzeyin hemen altındaki katmanlara bakmamızı sağlar. Çıplak gözle görülemeyen pigmentin dağılımı, damar yapıları ve lekenin iç mimarisi hakkında bize kritik ipuçları verir.
Özellikle yüz bölgesi, anatomik yapısı nedeniyle vücudun diğer bölgelerinden farklı dermoskopik kriterler gerektirir. Uzman bir göz, dermoskop altında iyi huylu bir güneş lekesinin özelliklerini (örneğin “yalancı foliküler ağızlar” gibi yapılar) kötü huylu bir lentigo malignanın tehlikeli özelliklerinden (örneğin “asimetrik pigmentli folikül ağızları”) ayırabilir. Bu değerlendirme, kozmetik tedaviye güvenle devam edebilmenin ilk ve en önemli adımıdır.
Cilt tipimin leke tedavisiyle ilgisi nedir?
Cilt tipinizin, özellikle de cilt renginizin, tedavi planlamasında “temel” bir rolü vardır. Dermatolojide, cildin güneşe verdiği tepkiyi sınıflandırmak için Fitzpatrick Cilt Fototipi (FST) kullanılır. Bu cildinizin güneşte yanma ve bronzlaşma eğilimini belirler.
Bu sınıflandırmanın ana kategorileri şunlardır:
- FST I-II: Çok açık ten, renkli göz, kolayca yanar, neredeyse hiç bronzlaşmaz.
- FST III-IV: Buğday ten, esmer, bazen yanar, genellikle iyi bronzlaşır.
- FST V-VI: Koyu kahverengi veya siyah ten, nadiren yanar, çok kolay bronzlaşır.
Güneş lekesi oluşumu FST I-II’de daha yaygın olsa da FST III-VI arası (yani buğday tenliden koyu tenliye kadar) olan bireyler, leke tedavisi açısından çok daha “yüksek riskli” kabul edilir. Bunun nedeni bir sonraki başlıkta gizlidir.
Tedavi sonrası lekelenme (PIH) riski ne demektir?
PIH, “Post-Inflamatuar Hiperpigmentasyon” teriminin kısaltmasıdır. Tıbbi olarak bu cildin bir travmaya veya iltihaba (inflamasyon) tepki olarak o bölgede “daha fazla” pigment üretmesi anlamına gelir.
Daha basit bir ifadeyle, siz var olan lekeyi “açmak” veya “silmek” için bir işlem yaptırırsınız (lazer, peeling, dondurma), ancak cildiniz bu işleme (ısıl hasara veya kimyasal travmaya) “savunma amaçlı” daha koyu, daha inatçı yeni bir leke üreterek tepki verir. Bu durumu bir sivilce veya yara iyileştikten sonra yerinde kalan kahverengi izlere benzetebilirsiniz.
Fitzpatrick Cilt Tipi III, IV, V ve VI olan (buğday, esmer ve koyu) kişilerin renk hücreleri (melanositler) zaten daha aktiftir ve herhangi bir uyarıya aşırı tepki vermeye (PIH geliştirmeye) çok daha meyillidir. Bu nedenle bu cilt tiplerinde leke tedavisi çok daha dikkatli, düşük dozlu ve mutlaka “işlem öncesi hazırlık” tedavilerini içerecek şekilde planlanmalıdır.
Yeni lekelerin oluşmasını önlemek ve mevcutları korumak için ne yapmalıyım?
Leke tedavisinin başarısını korumanın ve yeni lekelerin oluşmasını engellemenin tek bir yolu vardır: Etkili, sürekli ve ömür boyu sürecek sıkı bir güneşten korunma. Bu leke tedavisinin “olmazsa olmaz” kuralıdır.
Unutmayın leke tedavisi (lazer, IPL) cildinizi UV ışınlarına karşı geçici olarak daha da hassas hale getirir. Korunmasız kalmak, lekelerin eskisinden daha güçlü geri dönmesine neden olur.
Etkili bir güneşten korunma protokolü şunları içermelidir.
- Geniş spektrumlu (hem UVA hem de UVB korumalı) bir güneş koruyucu
- En az SPF 30 (ideal olarak SPF 35+ veya 50+)
- Sadece yazın değil 365 gün (bulutlu havalarda bile) kullanım
- Güneşin en dik olduğu 10:00 – 14:00 saatleri arasında mümkünse gölgede kalmak
- Geniş kenarlı şapkalar
- Koruyucu giysiler (uzun kollu, hafif kumaşlar)
- Yansımalara dikkat etmek (kar, su ve kum UV ışınlarını yansıtır)
Leke tedavisinde hangi kremler ve topikal ajanlar kullanılır?
Topikal (cilde sürülen) tedaviler, leke yönetiminin temel taşlarından biridir. Bu ajanlar iki ana amaçla kullanılır: Hafif lekelerde tek başına ana tedavi olarak veya daha sık olarak lazer/IPL gibi fiziksel tedavilere “hazırlık” ve işlem sonrası “koruma/baskılama” amacıyla yardımcı olarak.
Leke tedavisinde etkinliği kanıtlanmış başlıca topikal ajanlar şunlardır:
- Hidrokinon (HQ)
- Azelaik Asit
- Mekinol / Tretinoin (A vitamini türevi) kombinasyonu
- Retinoidler (Tretinoin, Retinol)
- C Vitamini (L-Askorbik Asit)
- Kojik Asit
- Niasinamid
Bu ajanlar farklı mekanizmalarla çalışır. Hidrokinon (genellikle %2-4 konsantrasyonda), cilde renk veren melaninin üretimindeki kilit bir enzim olan “tirozinazı” bloke ederek çalışır; bu leke üretimini durduran en güçlü ajanlardan biridir. Azelaik asit (%15-20), özellikle “hiperaktif” (aşırı çalışan) renk hücrelerini hedef alarak etki eder ve PIH riskini azaltmada da çok faydalıdır. Mekinol/Tretinoin kombinasyonu ise, hem hidrokinon kadar etkili bir leke açıcı (Mekinol) hem de cildi yenileyip ürünün emilimini artıran (Tretinoin) bir etki sunar. Bu ajanların seçimi ve kullanım süresi mutlaka dermatolog kontrolünde olmalıdır.
Leke kremleri neden lazerden önce de kullanılmalıdır?
Bu tedavinin en kritik güvenlik adımlarından biridir. Lazer, IPL veya kimyasal peeling gibi işlemler, cilde kontrollü bir “travma” veya “ısı” uygular. Cildin renk hücreleri (melanositler), bu ısıyı ve travmayı bir “tehdit” olarak algılayıp, cildi korumak için savunma mekanizmasını (yani pigment üretimini) artırabilir. Bu durum özellikle koyu tenli (FST III+) hastalarda PIH riskini doğurur.
Lazer veya IPL’den 2 ila 6 hafta önce (cilt tipine göre) Hidrokinon veya Mekinol/Tretinoin gibi “baskılayıcı” kremlere başlamak, bu renk hücrelerini işlemden önce “sakinleştirir” veya “uyku moduna” alır. Bu cildin lazerin ısısına aşırı tepki vermesini engeller. Bu ön hazırlık (pre-treatment), işlemin güvenliğini artırır, PIH riskini minimuma indirir ve tedavinin başarısını önemli ölçüde artırır.
Dondurma tedavisi (Kriyoterapi) güneş lekeleri için neden artık ilk tercih değil?
Kriyoterapi (sıvı nitrojen kullanarak lekeyi dondurma) tarihsel olarak güneş lekeleri için çok yaygın kullanılan bir yöntemdi. Hızlı, ucuz ve uygulaması kolaydır. Ancak modern dermatolojide artık kozmetik amaçlı güneş lekeleri için “birinci basamak” tedavi olarak kabul edilmemektedir.
Bunun en önemli nedeni, ciddi yan etki riskidir. Kriyoterapi, pigment hücrelerine karşı çok agresif olabilir ve “selektif” (seçici) değildir; yani sadece lekeyi değil çevresindeki normal pigmenti de yok edebilir.
En korkulan yan etkisi, “kalıcı hipopigmentasyon”dur. Bu lekenin olduğu yerin tamamen “beyazlaması” ve çevredeki normal ciltten daha açık renkte kalıcı bir iz bırakmasıdır. Bu beyaz lekeyi tedavi etmek, kahverengi lekeyi tedavi etmekten çok daha zordur. Ayrıca dondurma işlemi çok agresif yapılırsa yüzeyel yara izleri (skar) bırakma potansiyeli de vardır. Modern lazer sistemlerine kıyasla başarı oranları da daha düşüktür.
Kimyasal peeling (cilt soyma) leke tedavisinde nasıl bir rol oynar?
Kimyasal peeling (kemoeksfoliasyon), hem güneş lekelerini hem de eşlik eden genel cilt yaşlanması belirtilerini (ince kırışıklıklar, matlık) tedavi etmek için etkili bir yöntemdir. Yaşlılık lekeleri cildin en üst (epidermal) katmanında yüzeysel bir sorun olduğundan, öncelikle yüzeysel veya orta derinlikteki peelinglere iyi yanıt verirler.
Leke tedavisinde kullanılan peeling türleri şunlardır:
- Yüzeysel Peelingler
- Orta Derinlikte Peelingler
Yüzeysel peelingler (örneğin Glikolik Asit, Salisilik Asit gibi Alfa-Hidroksi Asitler veya Beta-Hidroksi Asitler), cildin en üst tabakasını nazikçe soyar. Genellikle çok az iyileşme süresi gerektirirler veya hiç gerektirmezler. Birden fazla seans gerektirebilirler ve cildin genel tonunu açmada etkilidirler.
Orta derinlikte peelingler (örneğin Trikloretik Asit – TCA veya Jessner solüsyonu), daha dirençli lekeler veya eşlik eden daha belirgin sorunlar olduğunda kullanılır. Daha derine nüfuz ederler ve genellikle 6-9 gün süren bir kabuklanma ve soyulma dönemi gerektirirler. Bu peelingler, özellikle yüksek PIH riskine sahip koyu tenli hastalarda çok dikkatli uygulanmalıdır.
Güneş lekesi tedavisinde ‘Altın Standart’ hangi yöntemlerdir?
Günümüzde, güneş lekelerinin tedavisinde “altın standart” olarak kabul edilen yöntemler yüksek etkinlik ve üstün güvenlik profili sunan ışık ve lazer sistemleridir. Bu teknolojiler, kriyoterapiden farklı olarak “selektif fototermoliz” prensibiyle çalışır.
Bu karmaşık terim aslında çok akıllıca bir mekanizmayı tanımlar: Bu cihazların ürettiği ışık enerjisi “akıllıdır”. Cilde uygulandığında, çevredeki normal, sağlıklı cilt dokusuna zarar vermeden, sadece hedefi (yani lekedeki aşırı koyu pigmenti) “görür”, onun tarafından emilir ve o pigmenti ısı yoluyla anında “parçalar”. Bu seçicilik, yan etki riskini (özellikle beyaz leke veya skar riskini) minimuma indirir.
Bu kategorideki altın standart teknolojiler şunlardır:
- Pikosaniye Lazerler (Pico-laser)
- Q-Switched Lazerler (Nd:YAG, Ruby, Alexandrite)
- Intense Pulsed Light (IPL / BBL)
Pikosaniye (saniyenin trilyonda biri) ve Q-Switched nanosaniye (saniyenin milyarda biri) lazerler, pigmenti mekanik bir şok dalgasıyla (çok kısa atış süresiyle) parçalarken, IPL daha çok ısı yoluyla (daha uzun atış süresiyle) hedefler. Seçim, lekenin tipine, derinliğine ve hastanın cilt tipine göre yapılır.
IPL (Yoğun Atımlı Işık) tedavisi lekelere nasıl etki eder?
IPL (Intense Pulsed Light) bir lazer değildir, ancak leke tedavisinde lazerler kadar etkili olan güçlü, geniş spektrumlu bir ışık teknolojisidir (BBL – BroadBand Light olarak da bilinir). IPL’in en büyük avantajı “çok yönlülüğüdür”.
Lazerler genellikle tek bir dalga boyu kullanırken, IPL cihazları cilde farklı “filtreler” aracılığıyla belirli bir ışık demeti gönderir. Örneğin 515-nm gibi spesifik bir filtre kullanıldığında, ışık enerjisi öncelikli olarak kahverengi lekelerdeki melanini ve kırmızı yüzdeki hemoglobini hedefler.
Bu IPL’i sadece güneş lekeleri için değil aynı zamanda yüzde genel bir “foto-yenileme” (photorejuvenation) için de mükemmel bir seçenek yapar.
IPL tedavisinin avantajları şunlardır:
- Güneş lekelerini siler
- Kılcal damarları ve yüz kızarıklığını (Rozasea) azaltır
- Cilt tonunu eşitler
- Genişlemiş gözenekleri sıkılaştırır
- Kollajen üretimini tetikleyerek cildin genel kalitesini artırır
İşlem sonrası genellikle minimal bir iyileşme süresi gerektirir. Lekeler geçici olarak koyulaşır ve birkaç gün içinde “kahve telvesi” gibi dökülür.
En iyi sonuç için leke tedavileri neden birleştirilmelidir?
Dermatolojide, özellikle inatçı leke vakalarında, “kombinasyon tedavisi” genellikle tek bir yöntemden çok daha üstün sonuçlar verir. En iyi sonuç, cildin farklı katmanlarını ve lekenin farklı bileşenlerini hedef alan akıllıca bir protokolden gelir.
İdeal bir leke tedavi algoritması genellikle şu adımları içerir:
- Hazırlık Aşaması (2-6 Hafta): Cildi lazer/IPL’e hazırlamak, renk hücrelerini “sakinleştirmek” ve PIH riskini azaltmak için topikal baskılayıcı kremler (örn. Hidrokinon veya Mekinol/Tretinoin) kullanılır.
- Prosedür Aşaması (Tedavi Günü): Cilt hazır olduğunda, lazer veya IPL ile lekedeki pigment fiziksel olarak “parçalanır”.
- İyileşme ve Koruma Aşaması (İşlem Sonrası): Cilt iyileştikten sonra (yaklaşık 1 hafta), renk hücrelerinin yeniden aktive olmasını önlemek için baskılayıcı kremlere bir süre daha devam edilebilir ve ömür boyu güneşten korunma başlar.
Bu çok yönlü yaklaşım hem lekenin hızla temizlenmesini sağlar hem de tedavinin güvenliğini ve sonucun kalıcılığını maksimize eder.
Lazer veya IPL sonrası iyileşme sürecinde nelere dikkat edilmelidir?
İşlem sonrası bakım, tedavinin başarısı için en az işlemin kendisi kadar önemlidir. İşlemden sonra ciltte hafif kızarıklık, şişlik ve lekelerde geçici bir koyulaşma veya kabuklanma beklenen normal süreçlerdir.
İyileşme sürecinde ‘yapılması’ gerekenler şunlardır:
- Dermatoloğunuzun önerdiği onarıcı kremleri kullanmak
- Cildi nazik, parfümsüz, sabun içermeyen temizleyicilerle yıkamak
- Gözenek tıkamayan (non-komedojenik) nemlendiricilerle cildi sürekli nemli tutmak
- Güneşten korunmaya (SPF 50+ ve şapka) aşırı özen göstermek
- İyileşme sürecinde ‘yapılmaması’ gerekenler.
- Oluşan kabukları ‘asla’ yolmamak, koparmamak veya kaşımamak (Bu yara izine veya yeni lekelere yol açar)
- Cilde kese, peeling veya sert havlu uygulamamak
- İlk birkaç gün sıcak su, hamam veya saunadan kaçınmak
Doktorunuzun onayı olmadan başka kozmetik ürünler (asitli tonikler, retinol vb.) kullanmamak
Ortalama Fiyatlar Ne Kadar?
İşlemin fiyatları tedavinin yapılacağı kliniğe, hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.
İşlem Yaptıranların Yorumları
Dr.Seval Karasatı'nın yorumları için Google Haritalar veya Doktortakvimi'ni ziyaret edebilirsiniz.
Öncesi Sonrası Fotoğraflar
İşlem sonuçları için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Yaşlılık lekeleri, güneş ışınlarına uzun süre maruz kalma, yaşlanma ve genetik yatkınlık sonucu ortaya çıkar. Açık tenli kişilerde, güneş koruyucu kullanmayanlarda ve sigara içenlerde risk daha yüksektir.
Lazer tedavisi, plazma enerjisi, kimyasal peeling, kriyoterapi ve medikal kremler yaşlılık lekelerinin tedavisinde sık kullanılır. Bu yöntemler ciltteki pigment yoğunluğunu azaltarak lekelerin rengini açar.
Lazer tedavisiyle lekeler büyük oranda giderilebilir, ancak yeni lekelerin oluşmaması için güneşten korunmak şarttır. Tedavi sonrası düzenli bakım kalıcılığı artırır.
Kimyasal peeling, ciltteki ölü tabakayı soyarak melanin yoğunluğunu azaltır. Bu işlem cildin yenilenmesini destekler ve lekelerin görünümünü zamanla hafifletir.
Limon, aloe vera veya C vitamini içeren ürünler cildi aydınlatabilir ancak profesyonel tedavilerin yerini tutmaz. Yanlış uygulamalar ciltte tahrişe neden olabilir.
Geniş spektrumlu güneş koruyucuların günlük kullanımı, şapka takmak ve güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkmamak lekelerin oluşumunu önemli ölçüde azaltır.
Yaşlılık lekeleri genellikle düz, açık kahverengi ve simetriktir. Eğer leke hızla büyüyor, şekil değiştiriyor veya kanıyorsa mutlaka dermatolog tarafından değerlendirilmelidir.
Evet, güneş korumasına dikkat edilmezse yeni lekeler ortaya çıkabilir. Cilt bakım rutinine düzenli güneş kremi eklemek ve cildi nemli tutmak tekrar riskini azaltır.
Açık tenli, ince yapılı ve güneşe hassas cilt tipleri yaşlılık lekelerine daha yatkındır. Ayrıca menopoz dönemindeki hormonal değişiklikler de riski artırabilir.
Tedavi sonrası cilt nazikçe temizlenmeli, nemlendirilmeli ve yüksek faktörlü güneş kremiyle korunmalıdır. Cildi tahriş eden peelinglerden bir süre uzak durmak gerekir.
Son Yazılar
Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji Doktorlarına ve Hastanelerine Sahip?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Türkiye Neden Bölgenin En İyi Dermatoloji [...]
Devamını Oku ➜Oca
Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Önerileri
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatolojik Tedavi Öncesi ve Sonrası Nelere [...]
Devamını Oku ➜Oca
Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora Gidilir? Hangi Bölüm Bakar?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Saç Dökülmesi İçin Hangi Doktora [...]
Devamını Oku ➜Ara
Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Genel » Dermatoloji (Cildiye) Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?Dermatoloji [...]
Devamını Oku ➜Ara
Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Cilt Hastalıkları » Leke Tedavisi Öncesi ve Sonrası [...]
Devamını Oku ➜Ara
Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial Arasındaki Farklar Nelerdir?
Ankara Dermatoloji | Dr. Seval Karasatı » Kozmetik İşlemler » Medikal Cilt Bakımı ile Hydrafacial [...]
Devamını Oku ➜Ara
